Yoksa yanlış bir başlık mı attık, solcu olmak bu kadar kolay mı, Yok o kadar kolay değildir herhalde?’¶Adamın bir tanesi çıkacak eline kalemi alacak ben solcuyum diye yazacak veya bazı yerlerde de bunu dillendirecek ve sonra ben Solcu’’yum diyecek, hadi canım sende demezler mi?
Çocukluk yıllarım aklıma geldi bugün köşe yazılarını okurken, çevrem de nereye dönsem hep ben solcuyum diyen insanlarla karşılaşıyordum. İşte solumda bir solcu veya solun karşısında yine bir solcu arkamda da vardı bir solcu, ya önümde aa.. önüm boştu bu sefer neden bir solcu yoktu önümde?birden kulaklarıma bir ses fısıldandı bundan sonra orası senin dedi oraya geçip bir başkasının sol tarafındaki solcu sen olacaksın,içim kıpır kıpırdı, çok heyecanlanmıştım, yolum gösterilmişti evet ne güzel artık bende bir solcu olabilecektim, çok hoşuma gitmişti, çünkü; hayatım da ne kadar hayranlıkla izlediğim insan varsa hepsi solcuydu ve bu benim solcu olma isteğimi daha çok kamçılıyordu. Ama bazı geceleri hatırlıyorum korku dolu, yoksa solcular hep böylemiydi geceleri korkulu saatler veya gündüzleri devamlı mücadele, alnından ter akmadan kursağına girecek lokmalar olmaması için ama olsun yinede en sevdiğim insanlar hep solcuydu.Biliyordum Solcu olmanın çok zor olduğunu Çocukluk yıllarımızın hevesliliği; solculuk, yıllar geçtikçe anlam bulmaya başladı , okudukça yaşadıkça daha çok solcu oluyordum sanki. Kahrolsun Emperyalizm ne demek artık biliyordum, oligarşi kavramını öğrenmiştim sonunda.1 Mayıs’’ta emekçilerin bitmek bilmeyen sıkıntılarını bir gün olsun birlik içerisinde kutladıkları günde artık daha çok inanıyordum,emeğin değerine ve diyebiliyordum ki ’‘ Emek En Yüce Değerdir.’’ Her geçen gün inandığım değerleri savunmanın Kapitalist sistem içerisinde ne kadar zor olduğunu anlamaya başladım ama bu anlama bir gün olsun kararsızlığa dönüşmedi.
Elbette sadece bazı kavarmları bilmek ve kendi hayatını da ideolojik alt yapına uygun olarak yaşamak anlamsal olarak Solculuğu tam anlamıyla taşımaz ama 27 yaşında bir genç olarak bu ideolojik felsefeye sunabileceğim her şeyi sunmaya çalışıyorum bazen bunun karşılığını şiddetle de alsam yılmıyorum hep aklıma benim bakışlarımın keskin olmasını sağlayan, kararlılığımı tüketmeyenler geliyor.
Ve bu kararlılık için bizlere önder olanlar ;
Deniz Gezmiş,Yusuf Arslan, Hüseyin İnan, İbrahim Kaypakkaya, Ulaş Bardakçı, Mahir Çayan, Sinan Cemgil, Harun Karadeniz,Sinan Suner, Erdal Eren’… ve daha niceleri
Mücadelelerin büyük bir bölümünde Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ’‘ün bağımsızlık anlayışının hakim olduğu devrimci liderler hayatları pahasına da olsa kararlılıklarından vazgeçmediler, elbette hepsinin siyasi mentaliteleri aynı diyemeyiz ama hepsine kuşkusuz Devrimci diyebiliriz.
Kendi siyasi mentalitemin oluşmasında Türkiye’’de ve Dünya’’da yaşamış, yaşayan tüm Devrimcilerin katkısı vardır ve daha da olacaktır çünkü gelişmeye açık bir yapıya sahip olamadığımız sürece yerimizde sayar ve ileriye doğru gidemeyiz.
Ben bu Ülkede Solcu olmayı apolet olarak kabul ederim ,gerekirse bu uğurda da gereğini yaparım. Türkiye’’de en büyük eksik olarak gördüğüm Sol birlikteliği sağlamayı ve bu uğurda da siyasi mücadelede var olmayı da herkese öneririm. Ülkemizin içinde bulunduğu koşullara bakmadan düşündüğümüz zaman sanırım bunu en iyi gerçekleştirebileceğimiz yer CHP dir diye de düşünüyorum.Belki bazılarımız şimdi SOL VE CHP diye soru işaretleri taşıyabilir ama eğer bir hata görüyorsanız elinizi sizlerde taşın altına koymalısınız derim.
Sor beni kalabalıkların sessizliğine işsiz güçsüz kalana, çöpten ekmek bulana, delinmiş pabuçlarda ıslanmış ayaklara sor beni. Yoksulların sabırlı öfkesine sor beni Yıkılan kondulara, yakılan ağıtlara ecelsiz ölümlere, sınırsız zulümlere sor beni. Adalete susamış yumruğuna sor beni .Duvarlarla bürünmüş delikanlı ömrüne ,Yasaklanmış kitaba Karalanmış mektuba sor beni Özgürlüğe söylenen şarkılara Devrim şiirlerine sor beni Anaların yüzündeki acıların izine Hayata ve zamana kavga meydanlarına sor beni .Yoldaşına ömrünü verenlere sor beni Başeğmeden ölümü yenenlere sor beni Dövüşerek gelenlere... Öfkemi salsam dağlara Sıkılı dişe sor beni. Beni yağmurlar getirir Solmayan düşe sor beni .Birgün ağlarsan ardımdan dükülen yaşa sor beni Demir kapılar ardında Eğilmez başa sor beni. Denizlerin aşkına sor beni Sevdasını kanlarıyla yazanlara sor Ağlayan çocuklara Gözyaşı kurutulmuş analara Bir dilim ekmek için Gün batımını karanlık mahzenlerde geçirenlere Ey İşçilere sor beni sor Ezilenlere sor beni Sor haksız atılan tokatlara sor beni. İnsafsızlıklara,
Yukarıdaki paragrafta Kerem Ulaş Dönmez’’in sor beni adlı şiirine yer verdim bunu özellikle paylaştım bir kere daha okuyun lütfen.