Bu memlekette yaşananlar, sabır taşını bile çatlatır.
Sağlıklı bir insanın bile dayanamayacağı kadar ağır travmalar geçirtiyor Türkiye'nin sorunları...
Peki hiç mi güzel şeyler olmuyor?
Olmaz olur mu?
Bürokrasiden yaka silkiyoruz değil mi?
Bürokratik işlemleri azaltmak, kurum personelinin güler yüzlü ve bizimle ilgilenmesini istiyoruz değil mi?
Bürokrasiden çok güzel bir hareket anlatacağım sizlere.
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun İzmir Bölge Müdürlüğü çalışanlarındaki iş disiplini ve değişimi gözlemliyorum uzun süredir.
Bir eczaneden raporla aldığımız ilacın bürokratik işleminde bir sorun yaşanmıştı. İlacı aldığımız eczane, SGK'de eczanelerle ilgili bir birime durumu bildirmişti. Konunun hangi aşamada olduğunu takip etmek için kendim gittim SGK'ye...
Bir gazeteci kimliğiyle değil, sade bir vatandaş olarak, yönlendirildiğim hanımefendinin kapısını çaldım. Durumu anlattım.
Söz konusu işlemin, bir başka odada yapıldığını söyledi, son derece kibar bir üslupla.
Sonra ne yaptı biliyor musunuz?Kapıyı kapattı, benimle birlikte o odaya geldi. Odadaki görevliye durumu kendisi anlattı. İşimiz halledilmişti.
Çok güzel bir hareket değil mi?
İnanın kendimi rüyada gibi hissettim. Hanımefendiye sergilediği tavırdan dolayı teşekkür ettim, kutladım.
Darısı diğer kamu kurumlarının başına diyorum.
ACILAR PAYLAŞILIYOR
Acılar, paylaşıldıkça azalır. Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan, yakınlarını kaybedenlerin acılarını paylaşıyor, üstelik cenaze törenlerine özel bir araç ve ekip gönderiyor.
Törene katılanlara su, meyve suyu gibi ikramlarda bulunuluyor.
İnsanı duygulandıran çok güzel bir hareket bu.
Bucaspor yönetimi, basın mensupları için açılan Basın Merkezi'n ’“Sadık Narin’” adını verdi. 13 yıl önce amansız bir hastalığa yenik düşüp aramızdan vakitsiz ayrılan Sadık ağabeyimizin adının bir spor kulübünün basın merkezine verilmesinden, Bucaspor'un peşinden 15 yıl koşmuş bir spor yazarı olarak gurur duydum, onur duydum.
Rahmetli Sadık ağabey, sadece Bucaspor'a değil, diğer kulüplere de eşit mesafedeydi. 13 yıl sonra hatırlanması çok güzel bir hareket değil mi sizce de?
Siyasette de güzel şeyler gördük geçtiğimiz hafta.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yolları, bir genel kurulda kesişmişti. Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na haber saldı, ’“Odama bekliyorum’” mesajı yolladı.
Kılıçdaroğlu, mesajı alır almaz, hiç tereddüt etmeden ayağa kalktı, ceketini ilikledi ve Başbakan'a gitti. Hiç kapris yapmadı.
Kılıçdaroğlu, örnek bir siyasetçi tavrı sergileyerek gönüllerimizi fethetti, ’“İşte istediğimiz politikacı tipi’” dedirtti.
Çok güzel hareketler bitmedi elbette. Sayamadığımız, dile getiremediğimiz o kadar çok güzel hareket var ki...
HEPİMİZ KATILALIM
Diyeceğim o ki, güzel hareketlere hepimiz katılalım.
Mesela trafikte birinin sizden yol istemesine fırsat vermeden, yol verelim.
Eskiden olduğu gibi otobüste, metroda bir yaşlı, hamile veya hasta birini gördüğümde kalkıp yer verelim.
Derdini anlatmaya gelen bir vatandaşı dinleyelim, çözüm yolunu ve yerini gösterelim.
Bir belediye başkanının cenaze törenine gönderilen aracını oradan kovalamak yerine, ’“Duyarlı davranışınızdan dolayı teşekkür ederiz’” deyip, iki araçla törene katılanlara hizmet vermeyi kabul edecek kadar kıskançlık ve fesatlıktan uzak duralım.
’“Bizim belediye başkanının hiçbir şey yaptığı yok. Ey İzmir basını! Bunu neden yazmıyorsunuz?’” diyen bir vatandaşa, ’“Haklısınız. CHP'li belediyeler ne yapıyor ki. Böyle başa böyle tarak’” diyebilen, sonra o belediyeye başkanını görünce sevinçten, yalakalıktan ne yapacağını şaşıran ikiyüzlü gazetecilerden olmasak, adam gibi bir cevap versek... ’“Ben neden yazmıyorum, yazamıyorum?’” diye önce kendini sorgulayan gazetecilerden olsak...
Kim olursak olalım, ’“Evet ben hata yaptım’” diyerek güzel bir hareket sergilesek, herkese örnek olsak...
Bir gün umarım, ’“Çok güzel hareketler’” diyebileceğimiz bu ve benzeri davranışların sayılarını ve kişilerini artırabiliriz.