Tanımadığım sesler,
sağırlaşan çığlıklar,
kabuslara uyandım
dün gece yine, yeniden.
Kaybolmuş çocuklar,
bir deniz kıyısında
yalnız kuşlar ağlıyormuş
tabutsuz gövdeleri başında
Dokunmadığım yanaklarından öptüm,
sarılmadığım canlarını kokladım, kokladım…
Bir türkü tutturdum sonra
yoruldum, yanlarına uzandım.
Ey çocuk, çocuklar, çocuklarımız;
Hiçbir düğün alayı, hiçbir şamata, ve hiçbir cümbüş
sizin soluksuz nefesiniz kadar heyecan verici değil,
hiç bir mekan yeryüzünde
sizin soğumuş bedeniniz kadar sıcak değil,
ve hiç kimse
ama hiç kimse
şu anda sizden daha mühim,
eli, yüzü öpülesi değil.