Çin işkencesini hemen herkes bilir, ama hatırlatayım; sonucu kötü olacak bir işin uygulamasını zamana yayarak yapmak, işkencenin şiddetini yavaş yavaş artırarak uygulamak.
Üç yıla yakın bir zamandır Balyoz davası görülmekte. Dava bazı sivil ve küçük rütbeli askerler ile başladı, üç yıl içinde binbaşı, yarbay, albay, tuğ general, tüm general, korgeneral ve orgenerale kadar genişledi.
Bizim yargı anlayışımızdan mıdır nedir, konunun etrafında dönüp duruyoruz. Bu balyoz davasında konuşulan konu, askerlerin 2002 yılından sonra birkaç darbe hazırlığında bulunmalarının hesabının sorulması değil mi?. 1996 yılından sonra askerler darbe yapmak istiyorlardı ama büyük biraderden izin alamıyor idi. Zamanın kuvvet komutanlarının bir çok kez izin alabilmek için büyük biraderi ziyaret ettiğini unuttuk mu? Her defasında eli boş dönen komutanlar, 'daha biraz sabredelim ama siyasetinde göbeğinde olalım' diye karar aldılar.
Bizim askeri yapılanmamıza göre askeri bir darbe, Genel Kurmay başkanı, kara-hava-deniz kuvvetleri komutanlarının müşterek hareketi ile mümkündür. Ellili yılların yapılanmasında her çeşit subaydan oluşan bir cunta darbe yapabiliyordu. 1960 yılındaki darbe de Erdelhun'un apoletlerinin sökülmesi ve binlerce subayın ordudan ihracı sonrası yapılanma değiştirildi. Bu gerçeği askerler ve siviller de biliyor. Bu durumda, 1960 sonrası askeri yapılanma, üst komuta kademesine rağmen darbe yapmaya müsait değil.
Yani 1960 yılından sonra ülkede darbe, emir komuta zinciri içinde yapılabilir. O halde, ülkemizde yapılan darbe hazırlıklarını Genel Kurmay ve kuvvet komutanları biliyordu. Çünkü onların bilgisi dışında bir darbe hazırlamak ve başarmak mümkün değildi. Zaten bir önceki Genel Kurmay Başkanının medyaya açıklama yaparken takındığı yüz ifadeleri bu gerçeği apaçık bağırıyordu.
Yargılamayı çabuk sonuca bağlamak için, görülmekte olan bu davaların konularını 1995 yılından sonraki bütün Genel Kurmay Başkanları, bütün kuvvet komutanlarına sorup onların ifadelerini almak yeterli. Komutanların dışında darbe planlarını, onların yakın çalışma arkadaşlarından bazı albay ve generaller de bilmek durumundaydılar. Komutanlar dürüst davransalar 'evet biz bu işin içinde vardık' deseler, davalar da çabuk bitecek. Bazı kimselerin boş yere tutuk evinde kalmaları önlenecek, insanlar da hürriyetlerine kavuşacaklar.
Bana göre mahkeme, bu Çin işkencesine son verip, eski Genel Kurmay Başkanları, ordu komutanları ve J1 –J5 korgenerallerini sorgulayıp işi bitirebilirler. Aksi halde, bu küçük küçük adımlarla sonuç almak yıllarımızı alacak. Uzayan davalar, toplumda 'mazlum ve mağdur' bir grup oluşturacak. Mantık yerine duygular hakim olacak. Demokrasi suçluları kahramanlaştırılacak. Mevcut yargı sisteminin gereği mahkemelere böyle bir davranış biçimini telkin etmek mümkün değil. Ama birileri de artık 'Kral çıplak' diyebilmeli.