Cin çarpması

Abone Ol
Bir süredir köşeme çekilmiş Türkiye’’yi izliyordum.
Tam 9 cana mal olan, Gazze ablukasına karşı dünyayı harekete geçirmek için tasarlanmış olduğu iddia edilen cin fikir bir gemi yolculuğu... İktidarın açık desteği, muhalefetin sorgu-suali... Şehit oldular mı olmadılar mı tartışması... PKK ’– Hamas üzerine çeşitlemeler... Arkasından taaa okyanus ötesinden Gülen’’in Amerika’’nın en etkili gazetelerinden Wall Street Journal’’e, Mavi Marmara sefere çıkmadan İsrail devletinden izin alınması gerektiğini, egemen bir devlete ’“itaatsizlik’” yapılmasını doğru bulmadığını söylemesi... Türkiye, cin çarpmışa döndü! Kafalar karmakarışık.

Doğruyu söylemem gerekirse olan bitenler, sarf edilen abuk sabuk laflar, kısır çekişmeler, hiçbir şey yapılamayacağını bile bile kafa tutmalar, zeka yoksunu yorumlar acayip canımı sıkıyor. Merak ediyorum: Bir gün televizyonu açtığımda ya da gazetelere göz attığımda, içi bomboş hamaset kokan laflardan öte, gerçekten gurur duyacağım bir habere rastlayabilecek miyim?Gidişata bakılırsa, maalesef!
Bu denli karamsar olmamı gerektirecek bir sürü olay var. İşte bir örnek...
Olay yeri 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul. Mesut Kılıç, 23 yaşında bir genç. Panik atak rahatsızlığı var. İki ay sonra askere gitmeye hazırlanıyor. Mesut’’un ailesi, 3 yıl süren tedaviden bir sonuç alınamadığını düşünerek, çocuklarını Bağcılar’’da muska yazdığı ve üfürükçülük yaptığı öne sürülen İsa Şahin’’e götürüyor.
’“Cin gibi zeki’” olan hoca, aileden 366 lira alıp, öncelikle doktorların tedavi için verdiği ilaçları kesmelerini söylüyor. Mesut’’un 7 kadın cini olduğunu, bunların çıkarılması gerektiğini de sözlerine ekliyor. Söylenenler ailenin de aklına yatıyor ki Mesut’’u birkaç gün sonra ikinci seansa götürüyorlar.

Seans sırasında zavallı Mesut cin çarpmışa dönüyor,
fenalaşıyor ve kaldırıldığı Özel Gelişim Hastanesi’’nde hayatını kaybediyor. Özel Gelişim Hastanesi’’nin Acil Servisi’’nde düzenlenen adli raporda, Mesut’’un vücudunda darp belirtisi olabilecek izlere rastlandığı ayrıntılı bir biçimde belirtiliyor. Cinleri kovalayacağını iddia eden cin gibi zeki hoca gözaltına alınıyor. Alınmasına alınıyor ama Adli Tıp, ’“darp izi yok’” şeklinde rapor düzenleyince serbest bırakılıyor!

Milliyet gazetesinin haberi burada bitmiyor. Mesut’’un babasının seans sırasında neler yaşandığına ilişkin iddiaları tüyler ürpertici. ’“Bu çağda, bu denli nasıl cahil olunabilir’” sorusunu bıkmadan usanmadan defalarca sormamızı gerektirecek türden...
Hoca, seans sırasında Mesut’’u karşısına oturtuyor, aileyi de gönderiyor. Bir süre sonra anne-baba tekrar seansın yapıldığı eve geliyorlar. Oğlunun, ’“Baba beni kurtar’” diye bağırdığını duyan baba odaya giriyor. Ne görsün, ’“cin hoca’” Mesut’’un sırtında, yardımcısı da ayaklarına sarılmış vaziyette...

Hoca, okuduklarını tekrar etmediği taktirde Mesut’’a kendisini bırakmayacağını söylüyor, olumsuz karşılık alınca da yüzüklü eliyle yüzüne vurdukça vuruyor.
Zavallı çocuk, ’“Öldürecek beni’” diye avaz avaz bağırırken, annesi hocanın Kuran okuyacağını, bu nedenle de çıkmaları gerektiğini söylüyor. Kuran okunacak, çocukları da iyileşecek ya... Çıkıyorlar dışarı. Hoca da içeride Mesut’’un canına okuyor!
Avrupa Kültür Başkenti’’nde yaşanan ve çok şey anlatanbu olaydan hareketle, uzunca bir süredir ülkemizdeki gelişmelere baktığımda, ’“cin fikirli’” birilerinin sırtımıza bindiğini, söylediklerini papağan gibi tekrarlamayıp karşı çıktıkça, yaptıkları- ettikleriyle bizleri cin çarpmışa döndürdüklerini, canımıza okuduklarını düşünüyorum!