Çifte standart

Abone Ol
Çifte standart, en sade anlatımıyla, ’“aynı ya da benzer olaylar karşısında farklı tutum ve davranışlar gösteren ahlak yokluğudur, ilke yoksunluğudur. Kişinin kendisi için geçerli saydığını aynı durumdaki başkası için geçerli saymamasıdır.’”’¶
Bazı örnekler vermek gerekirse;

*Milletvekili dokunulmazlığını kaldıracağını, televizyonda canlı yayında tüm milletin önünde söz verip, sonra kaldırmamak,
*İstanbul Sultanbeyli’’de ormanlık araziye kaçak olarak villa yaptırıp, 10 ay hapis cezasına çarptırılmak, fakat aynı şehre Belediye Başkanı olunca ’“kaçak yapılaşmaya izin vermeyeceğim, Yok öyle yağma, yok öyle 25 kuruşa 5 köfte’” diye konuşmak,
*Naylon fatura ile hayali ihracattan suçlu bulunan birinin Maliye Bakanı yapılması ve bakan olur olmaz kendisini kurtaracak yasa çıkartması,
* Demokrat olduğunu iddia edip, siyasi yasakların devamı için TBMM’’de oy kullanmak,
*Demokrat olmakla övünüp, yasa dışı telefon dinlenmesine imkan tanımak.
*Devlet malını çalmadığını söyleyip, başkalarının çalmasına göz yummak.
*Hem darbelere karşı olduğunu söyleyip, hem de darbecilerin verdikleri koltukları kabul etmek,
*Namustan, ahlaktan, müslümanlıktan bahsedip, kendisinin ve çocuklarının servetinin hesabını verememek.
*Alnına tüm Antakyalılar tarafından ’“ALİ DİBO’” damgası yapıştırılan birine, Türk adaletini teslim edip, ondan hakkaniyet ve eşitlik beklemek,
*Suçluluğu henüz kesinleşmemiş, şerefli Türk subaylarını, daha savcılık soruşturması sırasında, dinci basına resimleri ile servis etmek, haysiyetleri ile oynayıp, intiharlarına sebep olmak. Öte yandan suçlulukları ’“KENDİ KABULLERİ’” ile kesinleşmiş, insanların sadaka paralarının çalındığı, suçlularının hepsi Almanya tarafından mahkum edilmiş Deniz Feneri e.v davasının Türkiye’’deki işbirlikçileri hakkında ’“GİZLİLİK’” kararı aldırmak.
*En büyük ve en ahlak dışı çifte standart ise, PKK’’lı militanları Habur Sınır kapısında, devletin en önemli ve yüksek kadrolarına karşılatıp, üstelik seyyar mahkeme kurdurtup, kişi başına 7 dakika sürede yargılayıp serbest bıraktırmak, ama Türk Ordusu’’nun orgeneralini 80 saat boyunca nezarethanede tutmak.
Bunların hepsi bu ülkede ve AKP Hükümeti zamanında olanların sadece kırkta biri. Cemaat kültürüyle yetişmiş bazı kişilerin ve sermayelerinin kaynağı belli olmayan bir kısım medya kuruluşları, son zamanlarda hep şunu söylüyorlar: ’“Neden bu çifte standart?Ortada bir sürü belge var. Askerler yargılanmasın mı?’”
Kimse asker yargılanmasın demiyor. Suç işleyen kim olursa olsun, elbette ki yargılanacak. Fakat dış istihbarat örgütleri, ABD’’den gelen 35 istihbaratçı ve tarikat polislerinin kurguladığı oyunlara kimse askerini kurban vermek istemiyor. Hazırla dosyaları, belgeleri istediğin gibi tahrif et, sonra at generalleri içeri, suçsuzluğunu ispat edinceye kadar adamlar yıllarca boşu boşuna hapis yatsınlar! Var mı böyle bir şey?Koskoca Türk Silahlı Kuvvetleri’’ni, patronu ABD’’de CIA’’nin emrinde yaşayan bir karanlık örgüte oyuncak mı ettireceğiz?

Türk Milleti olarak böyle bir alçakça oyuna rızamız yoktur. Bir de beni en çok şaşırtan, son zamanların modası ’“Demokrat görünüp, askerin sırtından Laik Cumhuriyeti ve Atatürk’’ü vurmak.’”

Adam kendi darbeci, ordudan atılmış, diğeri hayatı boyunca tek kuruş helal para kazanmamış şimdi AKP’’nin ihaleci ve iş takipçisi, öteki kelimenin tam anlamıyla ’“Sorospu’” çocuğu dışarıdan besleniyor, yanındaki cemaat kültürü ile yetişmiş, tartışmayı, konuşmayı bilmeyen sadece emir almayı öğrenmiş bir mürit.

Bunların hepsi, AKP İktidarı ile ’“Demokrat’” oldular. AKP’’nin yardımı ile devletin en önemli kadrolarına yerleştirildiler, Üniversiteleri düşündükleri gibi düzenlediler, kendi medyalarını yarattılar, yargıyı baskı altına alma çabaları devam ediyor. Kafalarındaki ’“İslam Cumhuriyetine’” engel olacak tek kurum kaldı. TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ. Tüm oyunlar, taktikler TSK’’yı yıpratmak için.
Unuttukları ise Türk Milleti’’nin şaşmaz sağduyusudur. Bu millet ne demokrasiden, kopar ne de ordusuna laf söyletir.
Bu yapılanların hesabını da ilk fırsatta, ’“demokratik’” yoldan mutlaka sorar!