CHP’ye ve YENİ Parti’ye uyarı veren ‘sınıfsal’ gerçeklik: Üç ayrı İzmir var!

Abone Ol

2026 yazı siyaset alanında hem Türkiye hem İzmir için bir kırılma dönemi olarak hatırlanacak.

Türkiye’de muhalefetin ana dinamosu olan CHP’nin önemli yönetici kadroları yollarını partiden ayırdı ve yeni bir siyasi yol açtı.

“Terörsüz Türkiye” adı verilen süreç ile ilgili yasa tekliflerinde çıkan sonuç siyasette kartların yeniden karılacağını ve ittifak konularının yeniden değerlendirileceğinin ipuçlarını veriyor.

Yaşanan tablonun İzmir’e etkileri ise oldukça güçlü… Özellikle de CHP’de yaşanan kırılma üzerinden…

İzmir’i artık “CHP’nin amiral gemisi” klişesi üzerinden yorumlamak mümkün olmayacak. İzmir'de merkez solun temsil tekeli 2026 yazı itibariyle parçalanmış durumda… İzmir, aynı tabana hitap eden ve bu sebeple gemici düğümü ile birbirine bağlı olan iki partinin temsil mücadelesinin bir laboratuvarına dönüşmüş durumda… CHP’de yaşanan bölünmenin seçmen düzeyinde yansımasının ne olacağını bilmiyoruz. Anketlerden öteye ilk seçimde oluşacak olan tablo bizler için önemli bir veri kaynağı olacak.

İzmir’de oluşan yeni siyasi durumu partilerin oy oranlarından ziyade aynı kent sınırları içerisinde yaşayan fakat ekonomik koşulları, gündelik hayatları ve siyasetten beklentileri giderek birbirinden uzaklaşan üç farklı İzmir'e bakmak gerekiyor.

Karşıyaka, Konak’ın sahil bandı, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Çeşme hattında seküler, eğitimli, orta ve üst-orta sınıflar bulunuyor. Bu kesimi ortaklaştıran şey ise yaşam tarzı, eğitim seviyesi, Cumhuriyet değerleri ve kentlilik bilinci açısından ortaklaşalık… İzmir'in Türkiye'deki imajını da büyük ölçüde bu kesim belirliyor.

Buca, Karabağlar, Bayraklı, Bornova, Çiğli gibi yoğun nüfuslu ilçelerinde ücretli çalışanlar ve kent yoksulları olarak tarif edebileceğimiz emekliler, alt ve orta gelir grupları var. Bu bölge ise “geçim derdindeki” İzmir…

Ödemiş, Kiraz, Beydağ, Bayındır, Bergama, Kınık gibi ilçeler ile Torbalı, Kemalpaşa ve Menemen hızla dönüşen bölgeler… Burada tarım, sanayi, göç iç içe geçiyor. Kırsal ilişkiler bir yandan korunurken bir yandan da ağır sanayi proletaryası artık bu bölgelerde birikiyor. Burası da “uzaklardaki” İzmir…

Bu tabloya baktığımda değişen ve dönüşen bir İzmir var. Siyaset penceresinden, biraz da CHP ve YENİ Parti rekabeti üzerinden bakıldığında ‘Üç İzmir’e kimin ulaşabileceği konusu önem kazanıyor. İki parti bütün enerjisini karşılıklı tartışma ile harcarsa İzmir'in değişen sınıfsal gerçekliğini kaçırabilirler, aynı seçmen havuzunda birbirlerini tüketebilirler. İzmir'in geleceğini belki de partiye sadakat konusu değil, “kirada yaşayan, çocuk büyüten, ulaşım ve barınma maliyetleri altında ezilen kesimlere kim/nasıl bir gelecek vaat ediyor?” sorusuna verilecek olan yanıt belirleyecek.

*

Olanı biteni anlamak, yorumlamak ve anlatmak istedim.