CHP’nin politik çıkmazı

Abone Ol

İkibinli yıllar, iktidar-ana muhalefet hattında, AKP’nin ve CHP’nin -kimlik siyasetiyle hemhal- neo liberal düzene uyum sağladığı yıllardır.

AKP’nin kendi sermaye sınıfını oluşturmak için yürüttüğü siyaset, İstanbul sanayi burjuvazisiyle ilişkilerinin bozulmasına yol açtı. Bir daha da düzelmedi. İnşaat, yol, köprü derken sanayiciler ölçünün kaçtığını söyleyince, Erdoğan’ın beslediği husumet ipleri kopardı.

CHP’nin kimlik siyasetiyle kenara alınması, laik hukuk devleti ve üniter yapısı dönüştürülürken çok işe yaradı. Dikensiz gül bahçesinde liberal piyasa baharı…

Ancak AKP’nin Selefi yapısının Cumhuriyet devrimini hedef alan pervasız icraatları, Atatürkçü Cumhuriyet yurttaşlarını ziyadesiyle rahatsız etti. Ve tam buradan itibaren ortaya çıkan yarılma, demokrasiyle tolere edilecek gibi değil. Kürtler, İslamcılar ve Türkler olarak ayrıştırılan toplumu federasyon ile bir araya getirme fikri ne ölçüde karşılık bulur, orası meçhul.

Hal böyle olmakla birlikte, İmamoğlu ile CHP’nin AKP’ye alternatif olma talebi ve arkasındaki İstanbul sanayi burjuvazisi, siyasette yeni bir soluk değilse, nöbet değişimi olabilir… Nihayetinde, yıpranmış bir iktidar var.

Burada, kanımca, üstünde durulması gereken bir başka husus, uluslararası sisteme bağlı sanayi burjuvazisinin CHP’nin ulusalcı kesimin yaklaşımına mesafesidir. Ayrıca, CHP’nin yeni yönetiminin küreselci politikalara sadakati ve ulusalcı kesime uzaklığı bir vakıa.

Görünen o ki CHP yönetimi sol jargon kullanarak sağcılık yapıyor. Durum böylece idare ediliyor. Mesela, CHP Genel Başkanı, “Yoksul kalmayacak!” diyebiliyor. Bu açıklamadan da anlaşılacağı gibi, Genel Başkan halkı ciddiye almıyor.

Oysa, CHP maksimum sosyal demokrat siyasal parti olabilir. Ancak buna ekonomik koşulların uygun olmadığı biliniyor. Ekonomide refahı tabana yayacak “fazla” nicedir yok. Yoksulluğu bitirecek ekonomik program söz konusu bile değil. Ya da CHP’nin çok gizli bir sosyalist programı var…

En önemlisi, değerler sistemi çökerken Dünya’da ortaya çıkan kıyamet alametleri, CHP’de ciddiye alınmıyor.

Sonuç olarak, CHP’den toplumun gerçek beklentisi, Cumhuriyet’in yüzyıllık mirasına ve laiklik ilkesine gerçekten sahip çıkmasıdır. Görüntü eşliğinde söz israfıyla “mış” gibi yapmak hiç inandırıcı olmuyor.