CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, AK Parti milletvekilleri tarafından 14 Temmuz'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" hakkında yazılı bir açıklama yaptı. Türeli, teklifin çocuk adalet sisteminde köklü değişiklikler içerdiğini belirterek, düzenlemenin çocukları korumak yerine cezalandırmayı öncelediğini savundu.
Teklifin; tekerrür hükümlerinin 15 yaşa indirilmesi, cezaların infazına kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması ve bazı suçlarda infaz indirimlerinin kaldırılması gibi düzenlemeler içerdiğine dikkat çeken Türeli, bu yaklaşımın çocuk hakları açısından ciddi sakıncalar barındırdığını ifade etti.
CHP'li Türeli'nin açıklaması şu şekilde:
AKP milletvekilleri tarafından 14 Temmuz’da TBMM’ye sunulan “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, çocuk adalet sistemimizde köklü değişiklikler öngörmektedir. Teklif, tekerrür hükümlerinin 15 yaşa indirilmesi, cezaların başlangıçta kapalı ceza infaz kurumlarında infaz edilmesi ve bazı suçlarda infaz indirimlerinin kaldırılması gibi düzenlemelerle çocuklara yönelik cezai yaptırımları önemli ölçüde ağırlaştırmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi sosyal hukuk devleti ilkesini, 41. maddesi devletin çocukları korumakla yükümlü olduğunu, 90. maddesi ise uluslararası sözleşmelerin üstünlüğünü açıkça hükme bağlamaktadır. Bu teklif, Anayasa’nın bu temel hükümlerine ve Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilkelerine aykırıdır. Çocuklar, Anayasa ve uluslararası hukuka göre hak öznesi olarak kabul edilmelidir.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk adaletinin çocuğun gelişim düzeyini, yaşam koşullarını ve topluma yeniden kazandırılmasını merkeze almasını öngörürken, teklif daha uzun infaz sürelerini, kapalı ceza kurumlarını ve yetişkinlere benzer ceza yaptırımlarını ön plana çıkarmaktadır.
Teklif, sorunun yalnızca sonuçlarına odaklanmakta, kök nedenlerini ise yok saymaktadır. Çocukların suça sürüklenmesinin ardındaki yoksulluk, dezavantajlı aile yapıları, eğitimden kopuş, barınma ve sağlık hizmetlerine erişim eksikliği ile riskli mahalle koşulları gibi yapısal sorunlar teklif kapsamında ele alınmamıştır. Kriminolojik araştırmalar, bu yapısal faktörlerin çocuk suçluluğundaki belirleyici rolünü uzun yıllardır ortaya koymaktadır. Teklif ise bu gerçekleri nesnel verilerle analiz etmek yerine tek taraflı görüş ve beyanlara dayalı, dar bir perspektiften hazırlanmıştır.
Geniş toplum kesimleri, ilgili sivil toplum kuruluşları, çocuk hakları uzmanları, barolar ve saha araştırması yapan akademisyenlerin görüşleri teklifte yeterince yer almamıştır. Bu durum hem demokratik meşruiyeti zedelemekte hem de uluslararası çocuk hakları standartlarını göz ardı etmektedir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre devletlerin asli görevi, ailelere sosyal destek, eğitim, danışmanlık ve koruyucu hizmetler sunarak çocukların güvenli ve sağlıklı ortamlarda büyümesini sağlamaktır. Teklif ise bu yükümlülüğü yerine getirmek yerine yoksulluk, bağımlılık veya nitelikli kamu hizmetlerine erişimdeki engelleri görmezden gelmektedir.
Suça Sürüklenen Çocuklar olgusu çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Bilimsel çalışmalar, cezaların ağırlaştırılmasının tek başına çocuk suçluluğunu önleyemediğini, aksine damgalanma ve yeniden suç işleme riskini artırabileceğini göstermektedir.Bir çocuk ağır bir suç işledikten sonra verilen daha sert ceza ne yaşanan acıyı telafi etmekte ne de başka çocukların aynı yola sürüklenmesini engellemektedir.
Gerçek çocuk koruma politikası, suç işlendikten sonra değil, suça sürüklenmeden önce devreye girmelidir. Şiddeti erken tespit eden, ebeveynleri güçlendiren, eğitimden kopuşu önleyen, psikolojik destek hizmetlerini yaygınlaştıran ve risk altındaki her çocuğa zamanında ulaşan bütüncül bir sistem kurulmalıdır.
Bu nedenle teklifin sadece cezaları artırıp artırmadığını değil, çocukları gerçekten daha güvende kılacak önleyici, koruyucu ve katılımcı mekanizmaları içerip içermediğini kamuoyuyla birlikte tartışmaya açıyoruz.
160 kurumdan oluşan çocuk hakları savunucuları, TBMM’de yaptıkları basın açıklamasında yasa teklifinin geri çekilmesini talep etmiştir.
Çağrımız şudur: Çocuklarımızın geleceği daha ağır cezalarla değil, eşit fırsatlar, güçlü sosyal destek sistemleri ve hak temelli politikalarla güvence altına alınmalıdır. Bu doğrultuda bütüncül bir eylem planı hazırlanmalı, dezavantajlı bölgelerde pozitif ayrımcılık uygulanmalı, eğitim, istihdam, barınma ve sağlık hizmetlerine daha fazla kamu kaynağı ayrılmalıdır. Risk altındaki mahallelerde öncelikli yatırımlar, okul terkini önleyen destek programları ve ailelere yönelik ekonomik güçlendirme tedbirleriyle yarınlarımızın güvencesi olan çocuklarımızı suça karşı korumak, gerçek bir çocuk koruma politikası olacaktır.