CHP için söylenecek çok şey var ama bitmeyen mazeretleri nedeniyle eleştiriyi ertelemekten her şey o kadar çok birikmiş ki, insan neresinden tutacağını, CHP'yi nasıl eleştireceğini bilemiyor.
Dahası, her ne kadar eleştiriye açıkmış gibi duruyorlarsa da CHP'lilerin eleştiriye tahammülsüz olduğunu düşünüyorum. Çok fazla tabuları var.
Tecrübeyle sabit; Cumhuriyet devrimi, Atatürk ilkeleri, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi gibi temel meselelerde CHP'nin izlediği siyaset tartışmaya cevaz vermez. Oysa bu alanlarda sorunlar var ve tartışılması gerekiyor. Gelin görün ki bu zorunluluğun CHP çevrelerinde karşılığı, vatan hainliğidir.
Kanımca, CHP'nin en büyük handikabı, ardına sığındığı 'AKP öcüsü' oldu. Barınabildiği kıyılarda yerel iktidarını bu korkutmaca ile sağlama alan CHP, zaten sıkıntılı olan siyaset üretme becerisini bu kolaycılık yüzünden hepten yitirdi. Örgüt, 'dar guruplar arasında birbirinin gözünü oymak' olarak anlıyor siyaseti. Dünyada ve ülkede yer yerinden oynuyor; bakıyorsunuz CHP'de yaprak kıpırdamıyor. Ana kademede bir iki demeçle durum geçiştiriliyor ve herkes kaldığı yerden iç çekişmelere dayalı siyasete devam ediyor.
Cumhuriyet'i kuran parti olmanın yüklediği misyon CHP'yi Cumhuriyet devriminin değil ama statükonun partisi konumuna getirdi. Bu konum CHP'nin gerek devlet karşısında gerek tarih önünde aldığı tutumla mütecanistir. Ne var ki bu homojen ve iç tutarlığa sahip yapı siyasete yansıdığında ortaya çıkan görüntü, çağdaş bir sosyal demokrat partiye değil de, devlet partisine ait gibi duruyor.
O bildiğimiz ceberut devleti sanki AKP ile ortaya yeni çıkmış gibi eleştiren CHP'nin, yeni bir şey söylemesi çok güç. Yetmişlerde, seksenlerde, doksanlarda her şey yolunda gidiyordu da ikibinli yıllarda mı bozuldu? Kırklı yıllardan beri bu devlet ceberut. Öncesi için ihtiyatlı konuşmak lazım; kanımca, her devletin kuruluş yıllarında yaşattıklarından daha fazlası yaşanmadı.
Türkiye otoriter din devletine doğru adım adım ilerliyor; CHP'lilerin bu sürece verdiği tepki, yaptığı eleştiri ise, 'Bakın, Atatürk söylemiş, görmüş, bilmiş…' düzeyini aşamıyor. CHP'liler, haftalarca, Atatürk'ün resmini duvardan indiren milletvekilini tartışabiliyor. Ne kadar umut kırıcı bir durum! Aydınlanma ve moderniteyi Atatürk fotoğraflarına indirgeyen akıldan ne beklenebilir!
Cumhuriyet'i kuran kişinin aynı zamanda CHP'yi de kurmuş olması her ne kadar CHP'lileri gururlandırıyorsa da, CHP'nin sol siyasal kimliğinin oluşmasının önündeki en büyük engeldir. Atatürk/CHP özdeşliğinin siyasal yaşamda yol açtığı eşitsizlik, her zaman, sağ seçmeni ve siyaset alanını çok olumsuz etkiledi. Siyaset doğal mecrasında serpilip gelişemedi.
Dünya, kapitalist sistemde ortaya çıkan yıkıcı kriz öncüllerini konuşuyor. Yeni bilgiler, yeni kavramlar, yeni siyaset alanları ve yeni sosyoloji, yeniden söylemenin kaçınılmazlığını işaret ediyor. Sorunlara bakış açımız ve nasıl ele alacağımız meselesi üstüne kafa yormak gerekiyor. CHP'liler ise bütün bu olan bitene Atatürk fotoğrafıyla cevap veriyor. Buna bir de 'inadına rakı' muhabbeti eklendi. İnanılmaz bir düşünce tembelliği var.
Bu gidiş, geleceğin Türkiye'sinde CHP'nin durumunun hiç de parlak olmadığını düşündürüyor; Geleceğe dair yeni bir şey söylemenin koşulları CHP'de oluşmuyor. Atatürk kültüyle sınırlanan zihinlerde yeni fikirlerin ortaya çıkma ihtimali yok gibi.
Her ne kadar Atatürk iflah olmaz bir modernist olarak Aydınlanma düşüncesinin önünü açmak için mücadele etmişse de, Türkler onu böyle anlamıyor. Toplum, Aydınlanma düşüncesini o kadar da benimsemedi veya anlamadı. Yapacak bir şey yok.
Hal böyle iken, CHP'den, bir fan kulüpten beklenenden fazlasını beklemek hata olur.