CHP Genel Merkezi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Kredi alıyorlar, PKK'ya kaynak aktarıyorlar. Bunu yapan da belde veya ilçe belediyeleri de değil' diyerek başlattığı tartışma karşısında 'dava kozunu' oynadı. Partili tüm il ve ilçe belediyelerine gönderdiği genelge ile başbakana dava açılması talimatını verdi. Eski Lider Deniz Baykal'ı, genel başkan havasında ağırlayan İzmir, Ankara'nın bu çağrısına kulak asmayınca, basit bir iç mesele gibi görünen konu kriz aşamasına ulaştı. Sorunu çözmek için kente gelen ve belediye başkanları ile yaklaşık üç saatlik bir görüşme yapan Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın da Ankara'ya eli boş döndü. Damarlarında 'Efe kanı' dolaşan İzmirli başkanlar, dava açmama konusunda ortak bir duruş sergiledi. Başta Aziz Kocaoğlu olmak üzere, metropolde yer alan çok sayıda belediye başkanının direnişi ile karşılaşan Günaydın, -topu taca atarak- Genel Başkan Kılıçdaroğlu gelene kadar zaman kazanma yolunu seçti. Özetle; toplantı öncesinde 'Dayatma yok ama herkes 10 gün içinde dava açacak' gözdağını veren Günaydın, İzmir'de duvara tosladı!
BAŞKANLARI ANLAMAK LAZIM…
Gelinen nokta itibari ile yaşanan dava krizini, genel merkez ve başkanlar açısından iki farklı görüşte değerlendirmekte yarar var. İnce eleyip sık dokuyan CHP Genel Merkezi, belediyelere gönderdiği genelge ile önemli bir otorite sınavının eşiğine geldi. Genel Başkanı doğrudan etkileyecek olan bu süreç, liderliği bazı kesimlerce tartışılan Kılıçdaroğlu'nun da partili belediyeler üzerindeki otorite ve egemenliği açısından önemli bir dönemeç. CHP'nin, kendi belediyelerine söz geçirememe ihtimali genel başkanı tartışmalı hale getirir mi bilmem ama Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın'ın başını ağrıtacağı kesin! Yerel Yönetimlerin tek patronu Günaydın'ın, kendinden emin tavırları İzmir'de sökmedi ne yazık ki. Tırmanan krizde, suçu gazetecilere atan, başkanların dava açacağından emin konuşan ve yaratılan tartışma ortamının suni gündeminden dem vuran Günaydın baltayı taşa vurduğunu anlamış olacak ki kararı Genel Başkana bıraktı! Konuya bir de İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediye başkanları açısından bakmak lazım. Yerel seçimlere kısa bir zaman kala baskı ve usulsüz denetimlerin artacağı hesaba katılırsa, hükümeti karşılarına almak istememeleri çok normal. İsim vermeden eleştiri yapan başbakanın sözlerinin, doğrudan kendilerini hedef almadığını düşünüyorlar. Kocaoğlu hükümete muhalif duruşunun bedelini her iki operasyonda da ödemek zorunda bırakıldı. Yerel seçimler öncesi, operasyon dalgasının kendilerini de vurabileceğinden endişe eden ilçe belediye başkanlarını da anlayışla karşılamak gerekir diye düşünüyorum.
İZMİR BUNU HEP YAPIYOR…
İzmirli belediye başkanlarının, genel merkeze ilk kafa tutuşu değil elbette bu yaşananlar. Geçtiğimiz aylarda Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile sorun yaşayan 8 ilçe belediye başkanının derdine derman olmak için de genel merkez harekete geçmişti. Dönemin Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ile Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Volkan Canalioğlu kente gelerek krize müdahil olmuştu. Günaydın'ın dün yaptığı gibi Tekin ve Canalioğlu da gazetecileri suçlamış ve ortada bir kriz olduğunu kabul etmek istememişti. Partililerin aklını yok sayan bu tür yaklaşımlar ne başkanların derdine çare oldu ne de sorunun özüne inilebildi! O gün; 'Sorun yok. Suç gazetecilerin. Her şey kontrolümüz altında' diyen Gürsel Tekin şimdilerde ilginçtir Basından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak kızağa çekildi! Topa girmeye çekinen Volkan Canalioğlu ise kadro dışı bırakıldı! CHP genel siyasetinin merkez üssü olarak kabul edilen İzmir'de, bu kez Aziz Kocaoğlu ile ortak hareket eden ilçe belediye başkanları bir genel başkan yardımcısını daha koltuğundan edecek gibi. Belki bu son kriz ile Ankara da tehlikeyi fark eder ve İzmirli başkanlara dayatma yapılamayacağını ve İzmir'e rağmen başarı kazanılamayacağını anlar…