CHP’de siyaset ve çıkışsızlık

CHP gerçekten ana muhalefet olmak yerine “mış” gibi yaparak durumu idare ediyordu. Ancak bu siyasi çizgi yolun sonuna geldi. Yeni aşamaya geçiliyor. Bu aşamada, Cumhuriyet’in yeni Dünya düzeninde yeri ve durumu gündem olacak.

Abone Ol

Ne ki Türkiye’nin yeni Dünya düzeninde yeri ve durumu hakkında konuşurken, 12 Eylül 1980 darbesiyle başlayan Cumhuriyet’in dönüşüm sürecini bütünlüğü içinde görmeden yapılan değerlendirmeler anlamlı olmuyor.

İçi boşaltılmış kavramlarla konuşan ana muhalefet güven veremez. Kılıçdaroğlu kritik açıklamalar yaptı. Osmanlı coğrafyasına duyduğu ilginin nedenini açıklamasını bekliyoruz. Millici ve kamucu duruşun siyasi açılımını bekliyoruz.

Tarihin doğru tarafında durduğunu söyleyen Özgür Özel’in, tarihin doğru tarafını günümüz koşullarında tanımlaması gerekiyor. Ancak, İmamoğlu veya Özel’in, kurulmakta olan yeni Dünya düzeninde Türkiye’nin durumunu tartışacak yetkinlikte olduğunu söylemek çok zor. Atatürk babamız, baba ocağı CHP, Kuvayı milliyeciyiz, Cumhuriyet’i kuran parti gibi etiketlerde ifadesini bulan kimlik, Batı ile ilişkilerinde neredeyse yok hükmünde.

Hal böyle olmakla birlikte, CHP’de gruplar kavga etmek, istifa etmek, yeni parti arayışlarına girmek yerine, kanat hareketlerini inşa etmeye yönelse, CHP’yi kimse tutamaz. Sosyal demokrat kimlik gerçek olur.

Acı ama gerçek, hazırlıklar tamam, Lozan delik deşik edilecek. Gelin görün ki CHP’nin tepesinde süren kavga nedeniyle bu hayati mesele doğru dürüst konuşulmuyor. Lozan bitirildikten sonra, birbirlerini suçlamayı sürdürerek her grup diğerine, “sizin yüzünüzden böyle oldu” der mi der…

AKP’yi eleştirmek artık abesle iştigal. Ne yapmak istedikleri ayan beyan ortada. Cumhuriyet’in rövanşını alacaklar. Bunu hiç gizlemediler. Lozan’ı ortadan kaldırmak zorundalar. Milli maçı bile ne hale soktular! Cumhuriyet değerlerine saldırmaya programlanmışlar. Ve kendilerini hiç saklamadılar.

Ana muhalefete gelince, koltuk kavgasını bir an önce bitirmesi gerekiyor. İki grubun birbirini tasfiye arzusu, kanat hareketlerini oluşturmanın önüne geçiyor.

Lakin, İmamoğlu, yeni bir siyasi parti kurarak “Turgut Özal” misyonunu sürdürmek konusundaki arzusunu saklamıyor. Sorun, etrafında toplaşıp yumruk havada zıplayan solcularda. Veya onları solcu zannedenlerde…

Sonuç olarak, Lozan’ı sonlandırmak, Cumhuriyet’i bitirmek konusunda Batı Bloku ile iş birliğine karşı durmak, millici ve kamucu duruşun gereğidir.

CHP’nin bu samimiyet sınavından başı dik çıkması, tarihsel misyonunun gereğidir.