Sonuçları yorumlamayacağım. Eksik kalsın!
Dikkat çekmek istediğim bir nokta var. CHP İzmir’’de ’“Yüzde 63 yeterli mi, yoksa değil mi’” tartışması içine girdi. Bu noktada en sert çıkışı PM üyesi, eski İl Başkanı Alaattin Yüksel yaptı! Yüksel, tıpkı yol arkadaşı Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu gibi çıkan ’‘Hayır’’ oranını ’‘Başarısızlık’’ olarak yorumladı ve ekledi: ’“Suçlu il yönetimi’”
Çok uzaklara gitmeden geçtiğimiz haftaya dönelim. Başkan Kocaoğlu, referandum çalışmaları kapsamında ilçe ilçe, köy köy geziyor. Yanında sadece bir isim var. PM üyesi Alaattin Yüksel! Sizce burada bir anormallik yok mu?Bence var! Neden mi?
Kocaoğlu ile Yüksel arasındaki yakınlığı bilmeyen yok. Birbirlerine şimdiye kadar hep sahip çıktılar. Bende iyi de yaptılar. Kocaoğlu, referandum çalışmalarına çıkıyor, fotoğraflara, geçilen haberlere bakıyorum, başkanın yanında Alaattin Yüksel’’in olduğu sürekli vurgulanmış. Sanki ikisi bir cephe, diğer CHP’’liler ayrı bir diğer cephe! Yüksel, eline mikrofonu almış ve Kocaoğlu’’nu vatandaşlara takdim ediyor. Bu da bana ilginç geldi! Propaganda gezisinde milletvekili, diğer PM üyeleri yok! (Gidilen bölgenin belediye başkanı ve ilçe başkanı hariç) Acaba onlar neden katılmadı?Yoksa gezilere katıldılar da bize mi haber verilmedi?
Yüksel’’in arası başta İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu olmak üzere çok sayıda il yönetici ile arası açık. CHP Genel Sekreteri Önder Sav İzmir ziyareti sırasında Tarihi Havagazı Fabrikasındaki toplantı öncesi kimin nereye oturacağı konusunda il yöneticileri ile Yüksel’’in yaşadığı tartışma da orta! Resmen soğuk savaş yaşanıyor! Kılıçlar uzun zamandır bileniyor. Ve beklenen an geldi, Kılıçlar çekildi. Yüksel, referandum sonrası il yönetimini bazı konularda eleştirdi. (Yüksel’’in yaptığını kesinlikle eleştirmiyorum. Bazı noktalarda kendisiyle hemfikirim) Ancak zamanlaması çok iyi! Kısacası CHP’’de saflar netleşiyor.
Genel seçimlere kadar CHP’’de ne gibi tartışmalar olacağı sinyalleri şimdiden verilmeye başlandı. Bakalım kim kazanacak! Bekleyip göreceğiz’…
SEN NE GÜZELSİN İSTANBUL!
İstanbul’’dan yazıyorum yazımı. Karşımda boğaz köprüsü, önümde diz üstü bilgisayarım ve sıcak bir çay. Atatürk Havalimanı’’nda indim uçaktan. Sonra metro ve sonunda metrobüs’…O kadar konforlu ki anlatamam. Kentin bir ucundan bir diğer ucuna yolcu taşıyor. Keza metro da aynı şekilde. Trafiğe takılma diye bir korku yok kimsede. İstanbul’’u bilenler için söylüyorum, YeniBosna’’dan ’– Çağlayan’’a metrobüsle geldim, hem de tam 30 dakikada! İnanılır gibi değil! Keşke İzmir’’de de şimdiye kadar böyle bir şey yapılmış olsaydı. Biz hala metro ne zaman bitecek, bitebilecek mi diye soruyoruz birbirimize. En azından Aliağa ’– Menderes hattının yarısı hayata geçti. Biz de bununla gururlanalım! Geç oldu ama güzel oldu.