CHP ile AK Parti arasındaki 7 farktan biri

Abone Ol
Aslında birbirine hiç benzemeyen iki parti gibi görünüyorlar. Ama amaçlar aynı; partiler politika yapmak, iktidar olmak, yöneten yönetilen silsilesinde meşru bir zemin bularak, yöneten koltuğuna oturmak için bireylerin yaptığı işbirliği gibi gelir bana.’¶
Hiçbir zaman da bir partinin sinsi amaçlarla kurulabileceğini düşünmedim. Hep iyi niyetle kurulurlar ancak kimisi amacına ulaşır, kimisi insanoğlunun hırsları yüzünden yolundan şaşar.
Burada İzmir siyasetine kıyıdan köşeden bakmak ve görebildiklerimi yazmakla yetineceğim.
Kim kiminle ne yapmış, nerede yemek yemiş, yemeğin üstüne çayını kaç şekerli içmiş, ıssız odalarda kim kime ne demiş, kim kiminleymiş de sonradan diğeriyle olmuş gibi konularda ince detaylara kadar, tespitler yapan çok fazla gazeteci- yazarımız var zaten.
Yönetilen kesimin parti içinde geçen olayları bilmeye sonuna kadar hakkı var. Ancak sıradan bir vatandaşın bununla ne kadar ilgili olduğu da tartışılır. Ama şundan emin olabilirsiniz; yazılanı çizileni en çok da yönetenler takip ediyor. İşte tam da bunu düşünerek siyasetçilerin dışarıdan nasıl göründüğünü naçizane bir yönetilen gözüyle değerlendirmekte fayda görüyorum.
Öyle ki çoğu zaman siyasetçiler arasında geçen, basının da desteği ile sebze çorbasına dönen olaylar içinde fotoğrafın bütünü kaçırmakta üstümüze yoktur. Siyasetçilerin arasında geçen kişisel çekişmeleri bile dilimize dolarız ancak sonucu görmekte gözümüze bir perde iner. Bunu en çok İzmir’’de yaşıyoruz.
AK Parti ile CHP arasındaki farklara gelince, bunun İzmir’’deki tezahürünü görmek hiç zor değil. 7 farktan biri İzmir’’de yaşanan geriye gidiş. CHP İzmir il kongresini tamamladı. CHP’’liler bir araya geldiğinde olmazsa olmaz kavgalar, çekişmeler kimi zaman çevik kuvvet marifetiyle tatlıya bağlandı.
Çok demokratik yollarla(!) 8. kez sağ salim koltuğuna oturdu yeni il başkanı. Ama sonuç; İzmir’’e layık görülen 78 yaşında bir il başkanı oldu. (yaşına ve deneyimine saygım sonsuz. Ancak eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı)
Diğer tarafta AK Parti’’nin genç, dinamik, heyecanlı İl Başkanı Ömür Kabak var. AK Parti stratejini belirlerken gençlerin ve kadınların önünü açmakta çok cömert davranıyor. Aynı bonkörlüğü CHP’’de görmek mümkün değil.
Öyle ki Sayın Ekrem Bulgun’’un İzmir’’de siyaset anlayışını değiştiren, bitmek bilmeyen enerjisi ile gerçekçi bir muhalefet sergileyen Ömür Kabak’’la nasıl baş edeceğini merak ediyorum.
Sayın Ekrem Bulgun eski tip siyaset anlayışı ile Ömür Kabak’’ın karşısına çıkarsa, bu sefer İzmirli’’nin uyanması an meselesi. Ömür Kabak tüm söylemlerinde hizmet için var olduklarını vurgulamaktan geri kalmıyor.
Kavga gürültüden uzak duran ama hak, hukuk, hizmet eksikliği söz konusu olduğunda sesini kısmayan, sözünü esirgemeyen bir siyasetçi’… CHP İzmir’’de kendisine ciddi başarı kazandıran Atatürkçülük, laiklik söyleminin arkasına sığınıp hizmet konusunu ikinci plana atmaya devam ederse, Ömür Kabak’’ın buna sessiz kalmayacağını düşünüyorum.
İzmirli artık ’“Atatürkçülük nedir?’” diye sorgulamaya başlarsa, kürsüden söylenen sözlerin, İzmirliyi ’“karanlık gelecek’”, ’“Cumhuriyet elden gidecek’”, ’“şeriat gelecek’”, ’“barlarımız kapatılacak’” şeklindeki komplo teorileriyle korkutmanın yeterli olmayacağı kanısındayım. 7 farktan biri dedim, diğer 6 farkı merak edenler sonraki yazılarımın satır aralarında bunları bulabilir. Madde madde saymamı beklemeyin lütfen’…