Osmanlı’’dan Cumhuriyet’’e çağdaş bir arşivcilik geleneğimizin olduğunu söylemek herhalde abartılı bir iddia olur. ’¶
Zira tarihimize çok düşkün bir ulus olduğumuzu iddia etsek de tarihsel belge ve dökümanları koruma ve geleceğe sağlıklı bir şekilde aktarma konusunda çok duyarlı olmadığımız aşikar!.. Bu olgunun nedenleri arasında hiç şüphesiz tarihsel bir olayın bütün yönleriyle ortaya konulmasının yaratacağı ideolojik çekinceler yer alıyor. Tarihsel belgeleri bu şekilde bir an önce kurtulunması gereken, hatta mümkünse imha edilmesi gereken bir bakış açısının dar kalıplarına mahkum edilmesi; ülkemizde başta resmi kurum arşivleri dahil olmak üzere arşivlerimizin gelişememesinin en önemli nedenleri arasındadır.
Gerçekten de bu konuda ibret alınması gereken yığınla örnek sıralamak mümkündür. Örneğin I. Dünya Savaşı’’nın o sıkıntılı ortamında Ruslar tarafından el konulmasın diye önce Samsun’’a gönderilen ve savaş bittiğinde Trabzon’’a yeniden iade edilen Trabzon Vilayet Arşivi’’nin 1982’’de yanlışlıkla denize döküldüğünü biliyor musunuz?Ya da 1987’’de 76 kamyon evrakın Konya Vilayet Arşivi’’nden apar topar çıkarılarak SEKA’’ya gönderildiğini?.. Hadi bunlar taşradaki görevlilerin ilgisizliği sonucu gerçekleşmiştir diyelim: Ama 1931’’de İstanbul Defterdarlığı’’nın Maliye Arşivi’’ne ait 50 ton ağırlığındaki Osmanlı belgelerini okkası 10 Kuruş 10 Paraya Bulgaristan’’a sattığını sonra da Bulgar Hükümeti’’nin bu belgelerin önemli bir kısmını 40 milyon Levaya Vatikan’’a satmasına ne diyelim?
Bu imha işlemi 1934’’te çıkarılan ’“Muhafazasına lüzum kalmayan evrak ve vesaikin imhasına dair’” nizamname ile başlamış, çok partili hayat boyunca çıkartılan değişik yasal düzenlemelerle de bir çeşit bellek kaybı diyeceğimiz bu uygulamalara devamlılık sağlanmıştı. Öyle ki, 1959’’dan 1988’’e kadar tam 17 kurum; TBMM’’ye başvurarak buradan aldıkları özel bir izinle kendi belgelerini imha etmeyi başarabilmiştir(!).
12 Eylül askeri darbesi ise devletin kağıt ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla Türkiye siyasal tarihinin en önemli belgeleri olan CHP grup toplantı tutanaklarını, AP Arşivi’’ni ve Cumhuriyet Senatosu’’na ait zabıtların hemen tamamını SEKA’’ya göndermekten çekinmemiştir.
CHP Arşivi’’nin başına gelenler’….
Türkiye Cumhuriyeti’’ni kuran siyasal kadronun ve onun milli mücadeledeki Müdafaa-yı Hukuk örgütlerinden oluşturduğu CHP’’nin Arşivi de yaşanan bu gelişmelerden nasibini almakta gecikmemiştir. Aslında CHP Arşivi; uzun yıllar boyunca I. TBMM’’nin bodrumunda çuvallar içinde bekletilmiş ve 1953 yılına kadar da depolarda saklanmıştı. Ancak çok partili hayata geçildikten sonra DP 1953 yılında 6195 sayılı yasayla CHP Arşivi’’ne el koymuştur.
El konulan bu arşiv belgeleri uzun süre Ankara’’daki Ulus Gazetesi matbaasında bekletilmiş ve 20 Ocak 1959’’da TBMM Müzesi’’ne devredilmişti. Belgeler 1959’’dan 1963 yılına kadar burada muhafaza edilmiş, daha sonra Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü belgeleri tasnif etmek üzere 26 Ekim 1963’’te bir heyet oluşturmuştu. Tasnif heyetinin yapmış olduğu çalışmalar neticesinde CHP’’ye ait kitaplar değişik kütüphanelere; kıyafet ve resimler Etnografya Müzesi’’ne; plaklar Devlet Konservatuarı’’na, gravür ve fotoğraf camları Müzeler Genel Müdürlüğü’’ne, belgeler ise Başbakanlık, Milli Eğitim Bakanlığı ve TBMM Başkanlığı’’na gönderilmişti. 1979’’a gelindiğinde dönemin TBMM Başkanı Cahit Karakaş CHP Arşivine ait belgeleri TBMM Müzesi’’ne göndermişti. 1988 yılında Asuman Dikmen başkanlığında bir komisyon oluşturulmuş ve 1991’’de CHP Arşivi’’nin ’“Devlet Arşivi’” niteliği taşıdığı nihayet karar altına alınarak arşivin talan edilmeyen kısmı 24 Aralık 1992’’de Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’’ne devredilmiştir.
Peki sonra ne oldu?Değerli Egede Sonsöz okurları ; Cumhuriyet Arşivi’’ne devredilen kalan belgelerin ’– ki bu belgeler CHP Genel Merkezi’’nin 14 bürosuna aittir- ilk beşinin tasnif işlemleri tamamlanmış geriye kalan dokuz büronun belgeleri ise tasniflenmeyi bekliyor’… Hemen belirtmek gerekir ki bu belgelere Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından çok önemli olan 1950 yılı öncesine ait olan belgelerdir. Bununla birlikte 1960 ve 1970’’lere ait parti kayıtlarına ne oldu dersiniz?Bilindiği üzere bu dönem parti içinde ’“Ortanın Solu’” gibi çok önemli ideolojik dönüşümlerin yaşandığı, köy-kent projesi ve toprak reformu gibi tartışmaların yoğunlaştığı, Kıbrıs Barış Harekatı, Haşhaş yasağı gibi uluslar arası alanda gündemin baş köşesini işgal eden sorunların tartışıldığı bir sürece karşılık gelir.
Bir süredir buradan sizlerle paylaşmaya çalıştığım birkaç yazıda aslında 1970’’lerin arşivi ile ilgili ipuçları vermeye, o arşivden seçtiğim bazı belgeleri sizlerle paylaşmaya çalıştım. Ama ne yazık ki, devletin ve devlet organlarının arşiv belgelerine karşı geçmişten beri sürdürdükleri bu kayıtsızlıkları ve duyarsızlıkları kurumlar da aynı oranda göstermeye devam ediyorlar. Ben hem ortanın solu tartışmalarına ilişkin hem de CHP’’nin 1970’’lerin başında Kürt meselesine bakışına ilişkin bu sütunlardan iki orijinal arşiv belgesi yayınladım. Şimdiye kadar ne genel merkez düzeyinde ne de yerel olarak CHP İzmir İl Örgütü’’nden herhangi bir geri dönüş alamadım.
Evet!.. CHP yenileniyor, iktidara doğru pupa yelken gidiyor, ama bu arada bir ayrıntıyı da gözden kaçırmamız gerektiği düşüncesindeyim. Ne demişler: ’“Eskisi olmayanın yenisi olmaz!’”. Bilmem anlatabiliyor muyum?