Ekonomi

Çevrecilerden Tugay’a termik santral çağrısı: Sessiz kalırsanız hükümetin genel müdürlüğü olursunuz!

Aliağa’daki İZDEMİR Termik Santrali, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verdiği “üretim tesisi uygunluk belgesi” ile yeniden ruhsatlı hale geldi. EGEÇEP Eş Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a seslenerek, “Onun girişimi ile mühürleme işlemi yapıldı. Şu an yapılan mühürleme işlemi çöpe atılıyor. Bu tür yetkilerin ortadan kalkması yerel yönetimlerin etkisinin azalması, hizmet görememesi ve hükümetlerin genel müdürlüğü haline gelmesine yol açar" dedi.

Abone Ol

Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- Ruhsatsız olduğu gerekçesiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kapatılmasına karar verilen Aliağa’daki termik santral, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verdiği uygunluk belgesiyle ruhsatlı hale getirildi. Devam eden yargı sürecinde mahkemenin de kapatma kararını iptal etmesiyle, tesisin faaliyetlerinin önündeki engel kaldırıldı.

TUGAY’A ÇAĞRI: YETKİLERİNİZ KALMAZ!
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Eş Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay’a seslendi.

Arif Ali Cangı açıklamasında, “Biz bir kere daha yargıya gideceğiz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verdiği üretim tesisi uygunluk belgesi Anayasa’ya aykırı bir yasaya dayanmaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne sesleneceğiz. Yürütmeyi durdurma kararı isteyeceğiz. Bu davanın hazırlığı içindeyiz. Ancak EGEÇEP’in davacı olması yetmez. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bizden önce davayı açması lazım. Büyükşehir Belediyesi kabul ederse ortak dava açarız. 'Sao Paulo' gemisine karşı nasıl mücadele verdiysek yine veririz. Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a sesleniyorum. Onun girişimi ile mühürleme işlemi yapıldı. Şu an yapılan mühürleme işlemi çöpe atılıyor. Buna sessiz kalırlarsa hiçbir yetkileri kalmayacak. Sadece çöp toplama gibi görevleri kalacak. Bu tür yetkilerin ortadan kalkması yerel yönetimlerin etkisinin azalması, hizmet görememesi ve hükümetlerin genel müdürlüğü haline gelmesine yol açar. Biz yıllardır Büyükşehir Belediyesi’ne, Gayri Sıhhi Müessese (GSM) Ruhsatı var mı diye soruyoruz. Bu ruhsat yerel yönetimlerin denetimlerini sağlayan en önemli yetkilerden bir tanesi. Aliağa’nın durumu ortadayken, mahkeme kararına rağmen çalıştırılan termik santralin mutlaka denetlenmesi gerekir” dedi.

2014 YILINDAN BERİ RUHSATI YOK
Termik santralin 2014 yılından beri Gayri Sıhhi Müessese (GSM) Ruhsatı olmadan çalıştığını dile getiren Av. Cangı, “Cemil Tugay göreve başladıktan sonra bir görüşme gerçekleştirdik. Ben görüşmede başkana GSM’nin olup olmadığını sordum. Bürokratların yaptıkları araştırma sonucunda bu termik santralin 2014 yılından beri Gayri Sıhhi Müessese (GSM) Ruhsatı olmadan çalışmaktaymış. Bu ortaya çıktıktan sonra Büyükşehir Belediyesi mühürleme işlemi uyguladı. Şirket dava açtı. Yürütmeyi durdurma istedi. Mahkeme tedbiren yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ancak sonrasında Büyükşehir’in savunmasını aldıktan sonra yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı. Biz de davaya müdahil olduk. Bunun üzerine mühürleme işlemi uygulanması gereken bir işlem haline geldi. Büyükşehir Belediyesi santralin kapatılması için 5 günlük süre verdi. Şirket tekrar dava açtı. Mahkeme uygun buldu ve yürütmeyi durdurma verdi. Bu davalar devam ediyor. İlk dava istinaf aşamasındayken şirketin avukatları Bakanlığa başvuru yaptıklarını söylemişti” dedi.

BAKANLIĞIN BELGESİ TUTARLI DEĞİL
İZDEMİR termik santralinin Gayri Sıhhi Müessese (GSM) ruhsatı olmadığına dikkat çeken Arif Ali Cangı, “Ruhsatsız kaçak termik santrallere af getiren kanun değişikliği ile Büyükşehir Belediyesi’nin ve ilçe belediyelerin yetkisi bakanlıkça gasp edildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı üretim tesisi uygunluk belgesi düzenliyor. Bu belge işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı yerine geçiyor. Bu tamamıyla yerel yönetimlerin yetkisini ortadan kaldıran bir düzenleme. Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açıldı. Bu da iptali istenen maddelerden bir tanesi. Yerel yönetimlerin yetkilerinin merkezi yönetim tarafından bir alt kanunu şeklinde ele alınması anayasaya aykırı. Geldiğimiz aşama itibariyle 2014 yılından bu yana iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı olmayan kaçak bir termik santral ile karşı karşıyayız. Bu kaçak termik santralin ÇED izinleri hukuka aykırıdır. Bu yasa çok büyük olasılıkla İZDEMİR Termik Santralini adres gösteriyor. Bakanlığın verdiği üretim tesisi uygunluk belgesi ile çalışmaya devam ediyor. Yani Aliağa Termik Santralinin üretim tesisi uygunluk belgesi hukuken tutarlı değildir” dedi.

ÇED İZNİNİN İPTALİNİ SAĞLAYACAĞIZ
İZDEMİR termik santrali ile ilgili olarak ÇED izinlerine yönelik davalar devam ettiğini dile getiren Arif Ali Cangı, “En son 2 tane ÇED izni ile ilgili davayı kaybetmiştik, kesinleşen karar için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk. AYM, ‘özel ve aile hayatının ihlali’ kararını verdi. Yeniden yargılama yapıldı ve iptal edildi. En son ÇED olumlu karar Anayasa Mahkemesi kararı ile verildi. Bu da yetmedi, genelge ile 6 Mart 2025’te acele bir şekilde termik santralin kapanmasına yol açmayacak şekilde yeni bir ÇED izni verildi. Bu doğrudan doğruya Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararının arkasından dolanmaktan başka bir şey değil. Onları çöpe atmak için yapılan bir işlemdi. Onun için de bir dava açtık. Biz ÇED’in iptal kararının arkasından dolanarak alınan yeni ÇED izninin iptalini sağlayacağız” ifadelerine yer verdi.

VURDUMDUYMAZLIĞIN DİK ALASI
Türkiye’nin Kasım 2026’da COP 31’e ev sahipliği yapacağını hatırlatan Cangı, “Bugün iklim krizine yol açan en önemli etkenlerden biri olan fosil yakıtların başında gelen kömürün yakılmasıyla iklim krizi derinleşiyor. Türkiye, iklim krizine çözüm bulmak için COP 31’e ev sahipliği yapacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verdiği izin ve çıkardığı yasa COP 31’e eş başkanlık yapan bir hükümetin samimi olmadığını gösteriyor. Mesele sadece İzmir’in değil. Yaşamın korunmasının bir parçası. İZDEMİR termik santrali iklim krizine karşı vurdumduymazlığın dik alasıdır. Bunun için derhal müdahale etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

1990’LI YILLARDA İNSAN ZİNCİRİ İLE TERMİK SANTRAL SAVUŞTURULMUŞTU

Arif Ali Cangı açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;

“Aliağa’daki termik santrale karşı mücadelenin İzmir’de tarihi anlamı var. 1990 yıllarında Japon merkezli bir termik santralin kurulması gündemdeydi. Yüksel Çakmur ve ilçe belediye başkanları başta olmak üzere tüm İzmirliler, termik santrale karşı Konak’tan başlayarak 50 KM’lik insan zinciri oluşturulmuş ve termik santrali savuşturmuşlardı. Bunu yaratan İzmir’e yapılan büyük bir haksızlık. Tüm İzmirlilerin duyarlı olması gerekiyor. Bu hukuka karşı hileyle verilen üretim tesisi uygunluk belgesinin iptalini sağlamamız gerekiyor."