Çeşme’de orkinos katliamı ve deniz kirliliği

Abone Ol

Bundan yaklaşık sekiz yıl önceydi, Orkinos Balık Çiftliği kapasite artışı için ruhsat almaya kalkmış ve bunun için Ildırı’da “Halkın katılımı toplantısı” yapılmıştı. Bugün (birkaç yıldır) yaşananları o zaman bizler de Ildırılı balıkçılar net olarak dile getirmiştik.

Ama bu tür toplantılarda, halkın katılımı sadece bir formaliteyi yerine getirmek için yapılır. Bu kapasite artışının sonuçları geçen yıl belirgin olarak kendini gösterdi ve binden fazla orkinos balığı cesedi kıyılara vurdu.

Bu yıl da aynı olaylar devam ediyor.

Orkinos ölümlerinin veya kıyıya vuran cesetlerin tamamının Ildırı ile Çiftlik mahallesi arasında, yani Çeşme kuzey sahillerinde olması tesadüf değil. Çünkü orkinos çiftliğinin kurulduğu yer, bu tesisin pisliklerini kıyılara taşıyacak hava akımına sahip. Bu kıyılar da Çeşme’nin kuzey kıyıları oluyor.

Geçen gün, ne olduğunu bilmediğim büyük bir kütle deniz üzerinde yüzerek kıyıya yaklaşıyordu. Hemen Sahil Güvenliği aradım. Tabi ben sintine diye ihbarda bulunmuştum. Bir süre sonra gelen görevli, bu kütlenin sintine olmadığını, Orkinos çiftliği üzerinde biriken kirlilik olduğunu, esinti başlayınca kıyıya hareket ettiğini söyledi.

Yani her gün yüzlerce ton balık yemi ve ölü balık bu kafeslere atılıyor ve binlerce orkinos da aynı ortamda dışkı bırakıyor. Bir de standartları aşan balık beslemeye kalkınca bu yemler ve dışkılar bakteriyel bir ortam oluşturuyormuş. Hava sıcaklığına göre bu bakteriyel ortam kafesteki balıkların hastalanmasına ve ölmesine neden olabiliyormuş.

Kıyılara vurup, buralarda ölenler olduğu gibi kafeslerde de çok sayıda orkinos ölümü gerçekleşiyor ve Tarım Bakanlığı yetkilileri bunları alıp, imha ediyormuş. Yetkililer bunları söylüyor.

Ancak her balık imhası belli ki, çiftlik sahipleri için bir masraf, aynen fabrikalardaki ve büyük otellerdeki arıtma tesisleri gibi. Onun için hastalanmış bazı balıkların ölmeden önce denize salınması da söz konusu imiş. Bunu da Ildırı’daki balıkçılardan öğrendik. Yani nasıl olsa ölecek deyip, kafesin dışına bırakılıyor, onlarda ya ölüp, kıyıya vuruyor ya da kıyıya gidip orada can çekişerek ölüyor.

Bu olay sadece basit bir balık ölümü meselesi değil elbette. Sorun bu dev balıkların ölümüne neden olan kirlilik. Kafeslerin üzerinde biriken yem ve ölü balık atıkları, dışkı birikintileri ciddi bir kirliliğin balık ölümleri dışında sahilleri de kirletmesi de işin başka önemli bir boyutu.

Kafeslerin üzerindeki kirli tabaka esinti başlayınca yüzeyden kıyılara ulaşıyor. Binlerce dev balığın dışkıları ise deniz dibindeki canlı hayatı sonlandırıyor. Balıklar hastalanınca çok miktarda antibiyotik kullanımı da söz konusu imiş. Bunu da Ildırılı balıkçılardan öğrendik. Çiftliklerin olduğu yerlerde ve çevresinde artık deniz dibi canlıları yaşamıyormuş.

Balık çiftliklerinin yer seçimi ve kapasite talepleri, daha fazla karlılığa yönelik doğal olarak. Ve yine doğal olarak sermayedar daha çok kazanmak ister ama devlet ve kamu yönetimi diye bir şey bunun için var. Kazan ama çevreye ve halk sağlığına zarar vermeden kazan sınırını kamu koyar.

Ne yazık ki yasalar ve yönetmelikler sermayenin talepleri karşısında hep ihmal edilir. Denizi, canlı hayatı ve halk sağlığını önemsemek yerine sermayenin karına öncelik verilir. Kıyı kanunlarını ihmal eden rezidans yağması da buna örnektir aşırı kapasite ile yanlış yerde üretim yapan orkinos balık çiftlikleri de.

Şu ana kadar bunca haber ve ihbara rağmen bu konuda, henüz ciddi bir kamu duyarlılığı oluşmuş değil.