Çeşme... Çeşme...

Abone Ol
Biliyorsunuz, yaklaşık birkaç aydır, Yalıkavak’’ta konuşlanmış durumdayım. Benim için Bodrum demek, Yalıkavak demek zaten. Geldiğim günden beri merkeze sadece bir kere indim, onda da bir an önce Yalıkavak’’a dönmek için saatleri saydım. Her yer gibi burası da sıcaklardan nasibini aldığı ve tuttuğumuz evde klima olmadığı için, geceleri denize girmek tek çaremiz. Sitemizin iskelesi ve restaurantı, ay ışığı, sohbetler, deniz keyfimizi ikiye katlıyor. Ancak geçen hafta bir değişiklik yapayım dedim ve Çeşme’’ye gittim. Her yaz Yalıkavak’’ta olan bir İzmirli için, Çeşme’’deki yazlığına kısa süreliğine uğramak, büyük değişiklik gibi geliyor. Boyalık sitesinde evimiz. Çocukluğumun geçtiği kumsalda, yine çocukluk arkadaşlarımla birlikte olmak, aradan geçen onca yıla rağmen samimiyetimizin asla kaybolmamış olması, her zamanki gibi Maradona’’dan bademli kurabiye, Hüseyin abi’’den midye yemek derken, gerçekten çok keyif aldığım bir hafta yaşadım.
Bu arada yeni yerler de keşfetmedim değil.. İşte size tatilim boyunca benden tam not almış yerlerin listesi :
Çeşmedeyseniz ve acıktıysanız:
Canımız ev yemekleri çekti, Yusuf’’un yeri diye bir yer varmış Alaçatı’’da, hemen gittik, Türk mutfağının en lezzetli yemekleri ve tatlıları burada.. Özellikle otellerde kalan ve ev yemeği özleyenler akın ediyormuş. Çok temiz ve lezzetliydi. Canı döner çekenler için ise, yılların eskimeyen adresi Doruk Döner, Dost Pide’’nin hemen karşısında, her zamanki yerinde. Rakı balık olmadan Çeşme olmaz diyenler için, Ferdi Baba tek adres. Pardon artık iki adres. Port Alaçatı içinde ikinci mekanlarını açtılar. Şifne’’deki yerlerine göre biraz daha fiyatlı olmasını, ödedikleri kiraya bağladık. Lezzet tabii ki aynı.
Çeşmedeyseniz ve eğlenmek istiyorsanız
Sadece Ayayorgi’’ye gitmek yeter. Marrakech, Babylon,Paparazzi,Sole Mare hepsi yan yana.. Seçim sizin. Ben Babylon’’un artık bir klasik olan Oldies but Goldies partisine gittim ve inanılmaz eğlendim. 70li yıllarda doğanların, ilk gençlik yıllarını hatırlayarak, yeni nesilden daha çok dans etmelerine, bir 78li olarak ben de katıldım.Tek olumsuz yanı, yazın bu en sıcak günlerinde, kesinlikle rüzgar almaması.
***
’‘Çeşme Marina, Alaçatı’’nın müşterisi çaldı’’ diye duymuştum, haklılarmış. Her an tıklım tıklım. Babylon Monk’’ta Ayhan Sicimoğlu’’nu dinledik. Milestone’’da kahve ve tatlı keyfi yaparken, işletmecisi Ümit Çakmak’’tan da güzel bir haber aldık. İzmir’’de Milestone’’un ikinci şubesini açmayı düşünüyorlarmış. Şu anda yer bakıyorlarmış. Alsancak’’ta öyle kaliteli bir mekan olsa, eminim herkes akın eder. Çünkü gerek konsepti, gerek mönüsü ile son derece şık ve farklı bir mekan Milestone.
***
Marina’’ya tekrar dönelim. 450 tekne kapasitesi olan marinada halen 250 tekne bulunuyor. Yeni açılan bir marinanın yarı yarıya dolması büyük başarı. İçindeki tüm restraurantlar ve mağazalar, 12 ay açık olacakmış. Bu kış Çeşme, hiç olmayacağı kadar hareketli olabilir demek bu. Biz İzmirlilerin bir huyu vardır, Çeşme’’deki evleri öyle tıkış tıkış kapatırız ki, kışın haftasonu için gelsek, salonun ortasında bahçe takımlarından dolayı içeriye dahi giremeyiz. Geçen sene bu işe kendimce bir çözüm bulmuştum, tüm bahçe eşyalarını, evin tek bir odasına yerleştirmiştim. Yılbaşında arkadaşlarımla geldiğimde , şöminemizi yaktık ve gayet rahatça misafirlerimi ağırlayabildim..
***
D&R’’ın açılmasına, bir kitap kurdu olarak çok sevindim. Raflarında kendimi kaybettiğim sırada, iki kitap özellikle gözüme çarptı. Bunlardan ilki, felsefeyi fıkralar ve esprilerle harmanlayıp, okuyucuya çok keyif veren, Harvard’’lı iki profesörün birlikte yazdıkları Platon Bir Gün Kolunda Bir Ortinorenkle Bara Girer adlı kitap. Yalnız bir yan etkisi var: Okurken bir yandan da güldüğünüz için, yan şezlongda güneşlenenlerin meraklı bakışlarına hedef oluyorsunuz. Diğeri ise, İzmir’’de yaşayan veya İzmir’’i ziyaret edecek herkesin elinin altında bulunması gereken bir dergi; İzmir Gourmet Guide. Türkçe ve İngilizce yazılmış olan dergi, İzmir’’in ilk yeme-içme-eğlenme rehberi. Diyelim ki bu gece Karşıyaka’’da yemek yemek istiyorsunuz. Karşıyaka’’nın olduğu bölümü açıyorsunuz, hangi restaurantın nesi meşhur, adresi, hizmet anlayışı, hepsi yazılı. Tam tamına 356 sayfa ve içinde 1194 mekan’’a yer vermiş olan derginin basım yayını ise, İzmirli genç ve başarılı bir İsim; Serkan Saysen. Sayfaların arasında gezinirken, ’‘Meğer İzmir’’de bilmediğim ne güzel yerler varmış’’ diye düşündüm. Bazı sayfaları işaretledim, İzmir’’e döndüğüm zaman keşfetmek için..
Çeşme, dolu dolu,bol kahkaha ve neşe içinde geçti.. Tadı damağımda kaldı..