Cemil Başkan’dan mesaj var

Abone Ol

Son olarak yazdığım, “İzmir Yunan Belediyesi mi?” başlıklı yazım ile ilgili olarak, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, açıklamalı bir mesaj attı. Buna bağlı olarak bir süre yazıştık. Detaya girmeden onun uyarısı üzerine bazı açıklamalar yapmam gerekiyor.

Cemil Bey, “sanki durup dururken, İzmir Yunan belediyesi mi demişim gibi taraflı bir yazı yazıp beni eleştirmişsiniz” dedi. Oysa ben bu sözü, AKP Genel sekreteri ve İzmir Milletvekili Kadir İnan’ın sözlerine cevaben söyledim diye açıklama yaptı.

Devir tartışmasında AKP’li İnan’ın “Vakıflar Yunan vakfı değil” haberini ve Cemil Beyin de buna karşılık o sözü ettiğini atlamışım. Ben profesyonel bir gazeteci değilim, hatta gazeteci değilim. Bu yüzden manşetleri görünce yazma ve itiraz etme gereği duydum.

Cemil Bey itirazında haklı. Yine de bu sözü eleştirilebilir buluyorum ama AKP’li Sinan’ın sözleri ıska geçilmemeliydi. Farkında olsam ilişki kurar ve her ikisini de eleştirirdim.

Yine de Cemil Başkan’ın yazıma ilişkin eleştirisini haklı buluyorum. Ama o buna pek çok duygusal ifade de eklemiş. Böyle yaparak İzmir’e zarar verdiğimizi vs. Kendisine yönelik adeta sistematik bir eleştiri kampanyası yürütüldüğünü düşünüyor.

Ben Aziz Kocaoğlu’nu da, Tunç Soyer’i de defalarca eleştirdim. Bazen başkanların “tek adam” tavrını, bazen iktidar karşısında İzmir’i yeterince savunamadıklarını gündeme getiren yazılar yazdım.

Böyle bir tutum alınca AKP’li olunmaz ya da İzmir’e zarar verilmez. Başkanların kararlarının İzmir’e zarar verme ihtimali daima bir köşe yazarı ve aydından daha fazladır.

Yüksel Çakmur, Konak Meydanına Galeria İnşaatı yapmak istedi, eleştirildi. Burhan Özfatura Kordon’a otoyol yapmaya çalıştı, eleştirildi. Tunç Soyer, Saray’ın Çeşme Projesine, harika bir proje dedi (Bilirkişi Raporuna kadar) eleştirildi.

Şimdi de Cemil Tugay, Basmane Çukuru hakkında TMSF ile Protokol imzalayıp, Belediyenin açtığı davayı geçersiz kılacak diye eleştiriliyor. Bakın üstelik bu konuda AKP’nin işine yarar diyemez, çünkü Belediye Meclisinde AKP’lilerin de desteğini alarak bu yola çıkıyor.

Yani daha soğukkanlı bakmak gerekir. Kutuplaşma ortamında, ya benimsin ya kara toprağın anlayışı geçerli olduğu için, iktidar sahipleri, kendilerini eleştiren herkesin karşı tarafa hizmet ettiğini düşünme kolaycılığına kaçarlar. Bu bir savunma mekanizmasıdır. Eleştirilerin huzursuz edici etkisine karşı, benliği koruma çabasıdır.

Oysaki tekrar ısıtılan Çeşme Projesinde ve Basmane Çukurunda mesela, CHP’li belediye yönetimi ile AKP birlikteler. Çeşme’de bazı holdinglere ait arazilerin imara açılmasında yine birlikteler. Bütün bunlara itiraz edenler elbette tarafsız değil. Ama AKP’li hiç değil. Şehri ve kamu yararını savunuyorlar. Defalarca yazdık. İnşaat olmayan yerler boş alan değildir.

Şimdi iktidar İzmir Limanını yandaş bir holdinge devrediyor. Ardından Belediyeye ait ve kamusal işlev gören bazı tarihi binaları Vakıflar Genel Müdürlüğüne devrediyor. Bu defa, AKP’liler değil, biz Cemil Beyin yanındayız. “İzmir’in malı, İzmir’indir.” Bakın yine tarafız. Ama biz şehre zarar vermek için değil, Sarayı ve belediye yönetimini şehri korumak için eleştiriyoruz.

Taraflı yazıyorum tabi. Şehirden tarafım, Kamu yararından tarafım, Cumhuriyetten yanayım, Laikliği savunuyorum… Tarafsız olduğumu hiç iddia etmedim.

Ama bağımsızım. Herhangi bir çıkar grubuna, herhangi bir iktidar odağına bağlı değilim. Aklımın erdiği kadarı, gücümün yettiğince, bağımsız ama taraflı hareket ediyorum.

Sonuç olarak, Cemil Başkan’ın, “ilişki kurmadan ve durup dururken o sözleri söylemişim gibi eleştirmişsin” itirazını kabul ediyorum. Taraflı yazarak bu şehre zarar veriyorsunuz sözlerini ise tam tersten okuyorum.

Stresini ve duygusallığını anlıyorum tabi. Ancak haddime değil ama kentin kaderini etkileyecek kararlar konusunda, ben olsam, AKP’li Meclis üyelerinin desteği, işadamlarının görüşlerinin yanı sıra, Baro ve Meslek Odalarının görüşlerini de dikkate alırım.

Hem iktidarın silkelemesi hem de parti içi huzursuzluklar nedeniyle işinin kolay olmadığını düşünüyorum. Kendisine kolaylıklar diliyorum. Biz İzmir’den yana yazacağız, konuşacağız, umarım yollarımız daha çok kesişir.