Çay

Abone Ol

Sevilen bir dize…

“Geleydin bir çay içimi ; sen çay dökerdin ben de içimi”!

Cümlenin kime ait olduğu edebiyat dünyasında tartışmalı olsa da… Sanıyorum Osman Karahasanoğlu’nun, “Çay İçimi” şiiri’nin, tek bir cümlede yapılandırılmış hali! Burada hem bir hayal kırıklığı, hem de bir pişmanlık izi var sanki…

Çay bir ferahlatma iksiri gibi… Başta siyasiler olmak üzere, halk kahvelerde çay içmeyi çok sever. Kahvaltılarının da baş içeceği yapar.

O yüzden de konumuz… Çay olsun bugün!

***

İngiliz Gazeteci Yazar, Tom Standage’nin ‘Altı Bardakta Dünya Tarihi’ kitabından da, başka kaynaklardan da yararlandığımız üzere ;

1773’te Sir George Macartney İngiltere’yi : “Üzerinde güneşin batmadığı bir imparatorluk” olarak tarif ediyor. Yeryüzünün beşte birini, nüfusunun ise dörtte birini kapsıyor…

Sanayi devrimi bir sürü yenilik getirmişti ; bunlardan biri çay’dı! Çay, başlangıçta lüks bir içecek sayıldı, sonra geriledi. Çalışanların, özellikle de makine ile çalışan işçilerin içkisi oldu…

Sonuçta Çay, İngiliz kültürünün bir parçasıydı artık… Çin İmparatorluğunun “çarklarını” çalıştıran çay, İngilizlerin de gönlüne girdi. Dünyaya yayıldı, sudan fazla tüketilen bir içki oldu!

***

Çin efsanesine göre ; MÖ. 2737-2697 döneminde ikinci İmparator olan Shen Nung,

ilk çayı demleyendi...

Öyküye göre ; yabani bir çay dalıyla ateşi yelpazeleyerek içecek su kaynatıyordu. Rüzgarla bazı yaprakları suyun içine düştü. Bu karışımın hoş ve dinçleştirici bir içki olduğunu fark etti!

Bitkilerle ilgili bir kitap yazdı. Güya bu kitapta ; demlendirilen çay yaprakları “susuzluğu giderir, uyku isteğini azaltır, kalbi neşelendirip mutlu eder” demiş…

İlaç bitkilerini, tarımı ve sabanı da bulan o olmuş. Ondan önceki İmparator da ateşi, pişirmeyi ve müziği bulanmış…

Ancak, Kitaba göre ; Shen Nung’un öyküsü sonradan uydurulmuştu. Çayın Çin’e ne zaman yayıldığı belli değildi.

MS. 4.Yüzyılda o kadar popülerleşti ki, doğal antibakteriyel özelliği ile, bütün Çin’e yayıldı. MS. 618-907’deki altın çağ denilen Tang Hanedanlığı döneminde, Çin’in Ulusal içkisi haline geldi…

Çin’den başlayarak Japonya, Kore ve Hindistan’a, 17.Yüzyılda da Avrupa’ya yayıldı. Dediğimiz gibi, İngilterede de çok popüler oldu.

***

Ülkemizde ilk olarak 19.Yüzyıl sonlarına doğru çay tüketimi yaygınlaşmaya başladı… Ancak 1917’de İstanbul’da ilk çay üretimi başlasa da başarılı olamadı.

Ciddi adımlar 1924’de atıldı. Ziraat Mühendisi Zihni Derin, Batum’dan getirdiği çay tohumu ve fidanlarını Rize’de dikti, çayın temelini attı. Rize çay üretim merkezi haline geldi…

Trabzon da bu konuda büyük atılım yaptı... 1930’lı yıllarda ilk çay plantasyonları kuruldu. 1950’lerde ise, önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Biz de ilk çayımızı o zamanlarda içtik!

***

Çin’e dönersek…

Başkent Beijing (Pekin)’deyken gittiğimiz bir tanıtım galerisinde, çayın çok çeşitlerini taddık.

Çinli’lerin bir atasözü var ya ; “Üç gün yiyeceksiz kalmak, bir gün çaysız kalmaktan iyidir” diye... Bize de öyle gelmişti çay !

İyi Pazarlar…