Çatı arası’…

Abone Ol
Ülkemizde kaynakların ’‘verimli’’ kullanıldığını söylemek çok zor.
1962 yılında kurulan DPT Devlet Planlama Teşkilatı’’nın asli görevi, ’“kaynakların verimli kullanılmasını sağlamak’”tır.’¶
Yatırım harcamaları önce beş yıllık kalkınma planlarına işlenir, sonra da yıllık icra programlarına uygun biçimde yapılmasını sağlamak için tedbirler alır, bütçeden kaynak aktarılır, kamu kurumlarına uygulama ile ilgili talimatlar verilir. DPT’’nin Sosyal Planlama Genel Müdürlüğü sosyal tedbirler için plan hedefleri koyar.
Ama nedense bugüne kadar ’‘binaların çatı arasının kullanımı’’ ile ilgili bir kamu kurumuna görev vermemiş.
Çatı arası deyip geçmeyin; düşününüz ki, bütün evlerin çatı arasının kullanılabilir alanlar haline gelmesini’…
Çok eskilere dayanan bir imar kanunumuz var. Vakti zamanında, çatıların Marsilya kiremidi olacağı düşüncesi ile çatı eğimi 1/3 olarak yazılmış, çatı arasının değerlendirilmesi de ’“yasak’” hanesine yazılmıştır. Küçük evlerde bu eğim, çatı arasının değerlendirilmesine müsait değil. Çatıya içeriden ulaşılabiliyorsa orası bir hurda deposu haline geliyor. Farelerin, hamam böceklerinin ürediği yer oluyor.
Büyük cepheli apartmanlarda çatı arası, mahyadaki (orta sırt) yükseklik, bu aranın kullanılmasını mümkün hale getiriyor. Ama bunu kullanamıyorsunuz. Yasak karşınızda. Çok katlı binalarda genelde katta birden fazla daire olduğu için, çatı araları bu yönetmelik yönünden kullanılamaz (atıl) durumda bulunuyor.
Bugün Marsilya kiremidinin bağlanma imkanı var, ayrıca çelik konstrüksiyon ile çok daha hafif çatılar yapılabilmekte. Çatı örtü malzemeleri çok hafifledi. Bu hafif malzeme çelik çatı kullanıldığında çatı arasının kullanılabilmesi durumunda, ülkemiz birdenbire ’“yüz milyon metre kare’”ye kadar kadar ’‘inşaat sahası’’ kazanacak, çatı arası da pislik yuvası olmaktan çıkacaktır.
Bunun gerçekleşmesi için, İmar yönetmeliğinde, ’“çatı altının kullanımının yasak olmaktan çıkarılması’” gerekir. Bu yönetmelik Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılsa, ülke bir gecede ’“1 milyon konutluk’” imkanına kavuşacak
Düşük eğimli çatıların mahsuru; rüzgar, eğimin tersinden yağmur ile beraber estiğinde, çatı arasına suların girmesine sebep olur, oradan da binanın oturulan bölümlerine akmasına yol açar. Bugünkü hali ile iki yılda bir çatıların aktarılmasına aktarılan kaynaklar küçümsenmeyecek miktarlardır. Bir hesaplamaya göre ’‘bir milyar dolar’’dan fazladır.
Batılı ülkelerdeki duruma bakmak yetiyor. Çatı eğimini, kullanılan malzemeye göre mimarlık bürosu tespit ediyor, çatı arası kullanılıyor. Hem kaynaklar verimli kullanılmış oluyor, hem de pislik yuvası, haşere üreme mekanı olmuyor.
İnşallah, bu yazımı okuyan bir yetkili, böyle bir savurganlığımıza son verecek bir imar yönetmeliği değişikliğini yapar.
Saygılarımla’…