'Çapulcu'nun not defterinden!..

Abone Ol
Her yer Taksim oldu, her yerde direniş ve eylem var!..
Yediden yetmişe, genci yaşlısı, çoluk çocuk herkes yollarda, balkonlarda...
Alanlar cıvıl cıvıl, hiç bir siyasi etkileşim içinde olmayan insanlar, kendiliğinden tek bir amaç için bütünleşip haykırıyorlar:
'Özgürlüğüme dokunma... Baskı kurma...'
Ve önce çevre duyarlılığıyla Taksim Gezi Park'a çıkan kitleye TOMA'ların sıktığı tazyikli su ile havada uçuşan insanlar; biber gazı bulutları içerisinde kaybolan ve ölümle burun buruna gelen yürekleri görünce birikimlerini patlatırcasına sokağa fırlayan daha büyük kitleler!..
Suya ve biber gazına günlerdir direniyor halk!..
Kafasına, gözüne, vücudunun her noktasına gelen gaz kapsüllerine; yediği jop darbelerine karşın bir şey söylüyor:
'Sesimi duy, gör ve anla beni...'
Anlayan anladı da, bir tek iktidar mı anlamadı?
Elbet anladılar ama nerden çıktı şimdi bu hesapta olmayan iş?
X
Şimdi gel tam da böylesi bir ortamda...
Gaz bulutlarının yükseltisinde yaşamı bir sis kaplamış olan ülkemde, bir spor analizi yap; neler oluyor şu kulüplerde, kim kiminle dalaşmış, kim kimi almış-satmış ilgilen, not tut!..
Yaz bakalım!..
Karşıyaka kongre havasında, kendi iç hesaplaşmasını yapıyormuş!..
Büyük baba öyle demiş; adaylar çoğalırmış acaba kim seçilirmiş?
Göztepe'de başkan değişmiş; yeni teknik direktör gelecekmiş-geliyormuş; ne olacakmış bu futbolcuların hali!..
Bucaspor'da 15 milyon borç sıkıntı olmuş; başkan Mehmet Bektur 'kongre' demiş, kimse çıkmamış; futbolcu satamazsa neler olurmuş neler?
Altay'da Ömer Hızlıok'u imzacılar kuşatmış 'kongre' diyor, daha da söz etmiyorlarmış!..
Kime ne?
X
Bak alanlarda buluşuyor taraftar kitleleri...
Ezeli rekabeti renk renk formalarıyla bir başka soluyorlar...
Bir başka yaşatıyorlar alanlarda istemlerini, beklentilerini!..
Ne istedikleri çok açık ve net...
Üzerlerindeki baskının kalkmasını; ellerinden alınan ulusal bayram kutlamalarını; yokedilmeye çalışılan TC değerlerini; eğitim hakkının eşit ve özgürlükçü olmasını; yasaklarla önlerine set çekilmesinin kaldırılmasını; Silivri'ye hapsedilen komutanlar, aydınlar ve gazetecilerin özgürleştirilmesini; Laiklik karşıtlığına son verilmesini; gençliğin birer 'ayyaş' olarak görülmemesini; çiftçilerin 'analarını da alıp gitmesi' söyleminden vazgeçilmesini; hukuka rağmen yapılan özelleştirmelere son verilmesini; 'ben yaptım oldu' kararlarının son bulmasını; çevre korumacılığının yüksek bir değer olarak görülmesini ve katkı sağlanmasını...
Ve inatla, facebook, twitter sayfalarından iletişim kuruyorlar; söylemek istediklerini haykırıyorlar:
'SAKIN KARIŞTIRILMASIN!
Bu bir iç savaş değildir. Mezhep çatışması ya da ırk ayrımı yoktur.
Bu aksine yıllardır bu millette görülmeyen bir birlik bütünlük duruşudur...
Aldığı nefesin kıymetini bilen ve insan olanların tek vücutta birleşmesidir...
Türkü, Kürdü, Lazı, Beşiktaşlısı, Fenerlisi, Galatasaraylısı, Simitçisi, boyacısı hatta turisti...
Özetle insanlığın direnişi vardır!
İnsanlıktan nasibini almayanlara karşı inatla!..'
İnsan olduklarının anımsanmasını istiyorlar...
Sinir bozucu, aşağılayıcı tavır ve konuşmaların bitmesini, bir 'özür' beklediklerini başından beri savunuyorlar zaten...
Birer 'çapulcu' olarak tarihin sayfalarına güzel notlar düşüyorlar...
Tarih yazıyorlar! Sağduyu ve özenle!..
Ve hepsinden önemlisi...
Ayrımcılık yapmadan, eşitlikle!..