Geçen gün gazeteci arkadaşımız Selma Artar ile yaptığımız Çaka Bey röportajında, Çaka Bey’in Çeşme’de fizikken ayak izi olmadığını ama Sakız Adasını fethederken, silahlı güçlerinin Çeşme ile ilişkisi olabileceğini anlatmıştık.
Ayrıca Çaka Bey’in Çeşme’de mezarının olduğu yönündeki yaygın bilginin uydurma olduğunu, gerçeklikle hiçbir ilişkisi olmadığını da söylemiştik.
Bunun üzerine Çeşme’nin eski Belediye Başkanlarından Nuri Ertan da Selma arkadaşımıza bir röportaj vermiş, “Çaka Bey mezarını ben uydurdum” diyerek işin aslını anlatmıştı.
Nuri Ertan, tarihe ve tarihsel şahsiyetlere meraklı bir başkandı. Ardından bir de Çeşme Sempozyumu düzenlemişti Ege Üniversitesi Tarih Bölümü ile işbirliği yaparak. Bu Sempozyumun özetini de Nuri Ertan şöyle tarif etmişti. “Hocaları Altın Yunus’ta üç gün ağırladık, Çaka Bey’i Çeşme’ye getirdik.”
İşin tuhaf yönü, Çeşme’de hem belediye hem de yerel halk, şehrin tarihi konusunda oldukça duyarsızdır. Bir tek Nuri abi, tarihin önemini anladı ama o da yanlış anladı. Çünkü o, biraz da turistik tarihçilik peşinde olduğu için, gerçek tarihi ıskalamayı göze aldı.
Yine son röportajında Nuri Ertan, Çaka Bey’in mezarını ben uydurdum diye bu uydurma hikayesini anlatırken, Çaka Bey adını birçok yere verdiklerini söyleyip, Çaka Bey, Çeşme’ye uydu ve iyi de oldu diyor.
Peki, Çeşme ile Çaka Bey ilişkisi gerçekte nedir? Tarihçilerin kitap ve makalelerinden edindiğimiz bilgi ve yorumlar şöyle:
1- Çaka Bey, Ege Adalarına yaptığı seferlerde, donanma ve kara ordusu ile paralel hareket etmiştir. Dolayısıyla Sakız’ın fethinde kara ordusu desteği Çeşme üzerinden verilebilirdi.
2- Sakız’ın donanma ile fethi sonrasında da karadan lojistik destek yine Çeşme üzerinden sağlanabilirdi.
Ancak bu yayınların hiçbirinde Çaka Bey’in Çeşme’ye ayak bastığından söz edilmez.
Nuri Ertan’ın Çeşmeköy’de bir denizciye ait olduğu sanılan mezar taşının fotoğrafını Yeni Asır gazetesine haber yaptırarak, “Çeşme’de Çaka Bey’in mezarını bulduk” bilgisini/uydurmasını paylaşması, tarihi açıdan pahalıya mal olmuştur. Çaka Bey anıtında yer alan kitabedeki bilgilerdeki hatalar da cabası.
Çağımızda elinde cep telefonu olan herkes artık sadece bilgi tüketicisi değil, aynı zamanda bilgi üreticisi ve dağıtıcısı konumunda. İnternet arama motoruna sorun, Çaka Bey’in mezarının Çeşme’de olduğunu göreceksiniz. Oysaki Gelibolu tarafında damadı, Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan tarafından ziyafet sırasında öldürülen, ilk Türk deniz komutanı Çaka Bey’in mezarı bile yoktur.
Anıttaki yazıyı okuyup paylaşırsanız, Çaka Bey, Bizans’a karşı savaşta şehit olmuştur, bilgisini yayarsınız. Yeni Asır’ın haberini okursanız mezarı Çeşme’dedir.
Bu tarihi bilgi manipülasyonu bir yana, bu uydurmanın Çeşme tarihine büyük zarar verdiği kanaatindeyim. Çünkü Belediye Başkanı bir gazete haberi ve Sempozyum ile Çaka Bey’i Çeşme’ye getirmekle kalmamış, birçok yere onun adını da vermiştir.
Kültür merkezi adı olması sorun teşkil etmez ama mahalle adı olması ve seçilen mahallenin özelliği büyük sorun oluşturuyor. Çünkü yüksek konumu nedeniyle her yerden gözüksün diye ve ayrıca mezarını da burada bulduk diye heykelinin yapıldığı yere Çaka Bey Mahallesi adı verilmiş.
Peki, ne sakıncası var diyebilirsiniz. Çok sakıncası var kentin tarihi ve hafızası açısından. Çünkü bir tarih uyduracağım derken, Çeşme’nin gerçek tarihini örtmüş oluyorsunuz. Çaka Bey Mahallesi adı verilen yer, İsmail Obası ve yüzyıllardır Çeşmeköy adı ile anılan, Türklerin Çeşme’deki ilk yerleşim yeri. Daha da ileri gidelim Çeşme’nin kurulduğu yer.Ta ki sahile kale inşa edilinceye kadar, Çeşme burası.
Çeşme’ye ilk yerleşen Türkmen topluluklardan İsmail Obası, korsan saldırılarından korunmak için denizden uzak ve su kaynağı olan bir yeri tercih etmiştir. Yüzyıllarca Yarımadanın en büyük yerleşim yeri burası. Şimdi siz bu yerde Çaka Bey Mahallesi adını verince, bu tarihi şehrin hafızasından çıkarmış oluyorsunuz. Oysaki orası Çeşmeköy Mahallesi olarak devam etmeliydi.
Çeşmeköy, Çaka Bey gibi uydurma değil, Çeşme’nin gerçek tarihi idi. Şimdi Çeşmelilerin büyük bölümü tarafından da bilinmeyen anılmayan bir yer haline geldi. Herkes Çaka Bey Mezarlığını biliyor, Çaka Bey tepesi diyor ama Çeşmeköy adı ortada yok.
Şehrin tarihi olarak görmediğiniz için, o bölgeden yine adı Çaka Bey olan mezarlık alanını genişletirken de birçok sarnıç ve hamamı da toprak altına gömersiniz. Çünkü tarih dediğin komutan ile sultan ile olur, köy ya da köylüler ile değil.