CHP’ye yönelik operasyonların 2024 yerel seçimlerinden sonra başlaması tesadüf değildi. Üzerinden iki yıl geçtikten sonra, Kurultay şaibeliydi diye açılan dava da bu anlamda tutarsızdı. En azından iki yıl beklemeleri açısından.
2024 Yerel Seçimleri, Saray iktidarının sonunun gelmekte olduğunu gösterince, Erdoğan bütün düğmelere bastı. CHP’nin iktidar adayı bir muhalefet olmasını engellemek için bakanlara, savcılara ve Kılıçdaroğlu’na görev verdi.
Seçmendeki Erdoğan’dan kurtulma umudunu etkisiz kılma projesinde görev üstlenen Kılıçdaroğlu, CHP’nin Genel Başkanı olarak, iktidar adayı bir muhalefet üretebilir mi?
Bu hiçbir açıdan mümkün değil. Zaten Erdoğan’ın bu operasyondaki beklentisi de CHP’yi iktidar adayı olmayan bir muhalefet partisine dönüştürmekti.
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu yeni bir parti kurmasalar bile Kılıçdaroğlu ile CHP’nin seçmende bir karşılığı yok. Siyaset açısından bu böyle. Ayrıca ahlaki açıdan da durum sorunlu. Çünkü Saray icazetiyle koltuğa oturan bir genel başkanın, Saraya muhalefeti etkili ve inandırıcı olamaz.
Kılıçdaroğlu ile CHP, zaten göreve geldiğinden beri iktidara karşı değil, Özel ve İmamoğlu’na muhalefet etmektedir. Bu da seçmende kendisine ve ekibine karşı büyük bir öfke birikimine yol açmaktadır.
Bunun o kadar çok göstergesi var ki. Cenazeye katılmakta zorluk yaşıyor mesela, Adliye’ye arka kapıdan girmek zorunda kalıyor. Cezaevinde ziyaret etmek istediği siyasi tutuklular kendisini kabul etmiyor. Birçok il ve ilçe yönetimini görevden alıyor ama yerlerine atayacak kişi bulmakta zorlanıyor.
Özgür Özel, ilgiden sokaklarda yürüyemezken, Kılıçdaroğlu sokağa inmeye cesaret edemiyor.
Sarayın verdiği görevi haklılaştırmak için ileri sürdüğü, arınma ve temizlenme sözlerini ciddiye alan pek yok. Çünkü hiçbir açıdan inandırıcı ve tutarlı değil bu iddialar.
Yolsuzluk ve rüşvet davalarından adları ön plana çıkan isimlerin hemen hepsi kendi koltuğunun altında palazlanmış kişiler. Şu anda da etrafında kümelenen küçük bir grup siyasetçi, Özel ve İmamoğlu CHP’sinde istikbal bulamayanlardan oluşuyor.
Gürsel Tekin’den, Barış Yarkadaş’a, İlgezdi’lerden Ali Kılıç’lara kadar hep benzer profilde ve CHP üye tabanında karşılığı olmayan siyasetçiler butlan CHP çatısı altında buluştular.
Aslına bakarsanız, daha önce de yazdığımız gibi gerek butlan cephesinde ve gerekse Özel ve İmamoğlu çevresinde benzer kumaştan siyasetçiler dolu. Bu açıdan önemli bir fark yok. Ancak bu detayı partiyi daha yakından takip edenler bilir, sıradan CHP seçmeni bu konularla zerre ilgili değildir.
Son bir yıldır Özgür Özel’in sergilediği performans, sokakta karşılık buluyor. Gençlerle, emeklilerle, çiftçilerle, kadınlarla bir iletişim bağı yakaladı. Hele mahkeme kararı ile görevden alındığından beri bu ilgi olağanüstü arttı.
Kılıçdaroğlu’nun görevi Kurultay ile devretme ihtimali hiç yok. CHP’li seçmen kitlesinin de onun peşine takılma ihtimali de hayalden öte anlam taşımıyor. Bu nedenle Saraya muhalefet edecek yeni bir parti kaçınılmaz.
Bu yeni partinin Mustafa Sarıgül’ün partisi ya da Muharrem İnce’nin Memleket Partisi ile alakası yok. Çünkü bu iki siyasetçi kendilerine yönelik ilgi olduğunu düşünerek partileştiler. Ama aslında muhalif seçmende böyle bir talep yoktu. Ancak şu anda net olarak var.
Ancak parti yeni ama siyaset tarzı ve siyasetçi profili eski olursa, yazık olur. Bu fırsat iyi değerlendirilirse, sadece iktidara gelecek bir parti değil, eski alışkanlıklarına ve himayeci siyaset tarzına son verecek yeni bir başlangıç olabilir.
Söylendiği kadar kolay olmasa da.