İzmir’’in Buca ilçesinde iki ay önce Park ve bahçeler için hizmet alım ihalesi yapılır.’¶
212 adet parkın bakım ihalesine 6 firma teklif verir.
1.firma 1.878.538.36 TL
2.firma 1.493.065.21 TL
3.firma 1.522.132.41 Tl
4.firma 1.538.507.00 TL
5.firma 1.585.436.35 TL
6.firma 1.513.494.01 TL
Teklif verir.
İhale komisyonu kesin karar için 26.03.2010 tarihinde toplanır.
İhale tutanağına göre, 2.3.4.5. ve 6. firmalar ’“çok düşük’” teklif verdikleri için elenirler.
1.firmanın teklifi ise çok yüksek bulunur ve ihale iptal edilir.
Sonra ne olur?
Park ve Bahçeler Müdürlüğünün kasasındaki 2 trilyoncuk için başkanlık makamı şöyle bir önerge verir;
Park ve Bahçeler Müdürlüğü’’nün 2010 mali yılı bütçesinde 03.5 ’“Hizmet Alımları’” gider tertibinde yer alan 2.000.000,00 TL ödenek tutarının, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Usulü Yönetmeliğinin 36. maddesi gereği Temizlik İşleri Müdürlüğü’’nün 03.5 ’“Hizmet Alımları’” gider tertibinde aktarılmasını ister.
Kısacası bu 2 trilyoncuk sağ cepten sol cebe konulacak gibi gösterilir.
Sonra mecliste nemi olur?
Ak Partili meclis üyelerinin cılız muhalefetiyle, önerge kabul edilir.
Buraya kadar her şey kılıfına uydurulmuştur.
Ancak, köşe başında başka X firma pusuda beklemektedir.
X firma 01.04 2010 ile 31.12.2010 tarihleri arasındaki süre için Buca’’nın temizlik hizmet alım işini zaten almıştır.
Aldığı işin 9 aylık bedeli ise 6.810.000.TL’’dir.
İhale şartnamesine göre X firma 9 ay süreyle 260 işçi çalıştıracak.
Kısa bir hesaplamayla işçi başına aylık 2 bin 900 TL gider hesaplanmış’…
Taşeron firmasının işçilerini bu rakamlarla baş başa bırakıp, 2 trilyoncuğumuzun izini sürmeye devam edelim.
Efendim..
Türk bürokratlarının üstün performanslarıyla. X firmasına yüzde 20’’lik temizlik iş artışı yapılır.
Artık ihaleye gerek kalmamıştır.
Bu da tam olarak bizim 2 trilyoncuk paramıza denk geliyor. Ve paracığımız ilgili adrese teslim ediliyor.
Bu yazıyı pirimiz Tevfik Fikret’’in şiiriyle bitirmek istiyorum.
HAN-I YAĞMA
Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!