Bu suskunluk neden?

Abone Ol
Anadolu toprakları bir kez daha kanla sulandı… Yine ülke semaları hüzne teslim… Renk kartelası yine siyahın hükmünde… Yok, PKK'nın Çukurca saldırısını yazmayacağım. Her yaşanan elim olay ardından olduğu gibi 'bilindik' şeyler zaten yazılıp çizilecek. Aynı başlıklar atılacak. Aynı beylik sözler yinelenecek…
Bu tür beylik ve hamasi söylemlerin kaç sorunu çözdüğünü, kaç yaraya merhem olduğunu bilmeyenimiz yok! Atılan nutuklar bu güne kadar neyi çözmüş ise, bundan sonra da aynı şeyleri çözeceğinden kuşkumuz yok… Kan duracak, analar ağlamayacak, barış gelecek güzelim Anadolu'ya!
Çukurca'daki barut kokusu henüz dağılmadan mayınlı saldırı sonrası bir uzman çavuşun ölüm haberi sadece 1 gün sonra 'son dakika' koduyla geçti ekranlardan. Bugün atılan başlıkları, sarf edilen sözleri, dün olduğu gibi yarın da görecek ve duyacağız muhtemelen.
Yazacağım konu yine asker üzerine fakat sağ olanlarıyla ilgili. Sağ ve tutsak olanlarıyla. O yüzden yazı beklentinizin altında kalabilir.
Başbakan Erdoğan son derece insani bir girişimde bulunarak bir İsrail askerine karşılık, binin üzerinde Filistinli tutuklunun takasını sağlamış. Tutsakların karşılıklı serbest bırakılacağı haberiyle birlikte kaçırılan askerlerimiz geldi aklıma. Malumunuz; PKK 12 Temmuz'da 2 askerimizi kaçırmıştı. Astsubay Abdullah Sökçeler ile uzman çavuş Zihni Koç. Bir de 12 Ağustos günü kaçırılan kaymakam adayı Kenan Erenoğlu da var. Bu insanlar o tarihlerden buyana PKK'nın elindeler.
Hamas'ın esir aldığı İsrailli asker Gilad Şalit'in serbest bırakılması girişimi medyada çok büyük yer buldu. Esirlerin serbest kalışı esnasında PKK'nın esir tuttuğu askerlerimiz nedense birilerinin aklına gelip onlarla ilgili iki satır haber, iki satır yazı yer almadı medyada. Garip değil mi? Kaçırılan askerlerimiz aynı ilgiden neden yoksun bırakılıyor, anlamakta zorlanıyorum… Değerli olan insan hayatıysa, onlar da insan! Her birinin gelecek umutları, sevdikleri, endişe içinde bekleyenleri var.
Hükümetin, Parlamentonun ve muhalefetin 2 askerimizin serbest bırakılmasıyla ilgili herhangi bir girişimi olup olmadığını bilmiyorum ancak İHD'nin bu konuda girişimlerinin olduğundan haberdarım. İHD ve Türkiye Barış Meclisi'nin içinden bir heyet oluşturulmuş ve bu heyet basın aracılığı ile PKK'ya 'askerleri bırakma' çağrısında bulunmuştu. Hatta bu çağrı birkaç kez yinelenmişti.
Bu çağrıların medyada hak ettiği desteği gördüğünü söylemek mümkün değil. Bilcümle suskunları oynuyor! Neden? Medyanın birilerinin etkisinde olduğu, birileri tarafından yönlendirildiği tezi doğru mu yoksa? Şehitlerine ilgi gösteren bu halk aynı ilgiyi tutsaklarına neden göstermiyor? Askerinin, kaymakamının yaşamına neden sahip çıkmıyor?
PKK'nın elindeki insanlarımızın durumuna 'devlet geleneği' bakışıyla değil de insani olarak bakmak çok mu zor? Ailelerin kaygılı bekleyişlerini görmezden gelmek, feryatlarına kulak tıkamak devletin vatandaşına karşı görevlerinden midir? Onlar ki devlete karşı görevlerini yerine getirmek için oradaydılar.
İsrail devleti 'devlet gelenekleri ve prensipleri' doğrultusunda mı takası kabul etmiştir? Hiç sanmıyorum… Muhtemelen onların 'devlet gelenek ve prensipleri' bizden daha katıdır ancak İsrail devleti prensipleri yerine insanının yaşama hakkını tercih etmiştir.
Umut ediyorum ki hükümet eski Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in 'Kurtulduklarına sevinemedim' diyen anlayışıyla konuya bakmıyordur. İki askerimiz bir Gilad Şalit etmiyorsa şayet, ortada büyük bir sorun var demektir. Bu askerin şehidi de bizim evladımız sağ olanı da…