Bu oyun tutacak mı?

Abone Ol
İlericilerle gericilerin,toplumcularla bireycilerin çatışması doğal sayılabilir ama aynı ülkenin bir kümesini oluşturanların kapışmasını anlamak güçtür.’¶
Bu garip uyuşmazlığın bir takım sebepleri olmalıdır. Türkiye’’nin batısı, sosyal ve ekonomik açıdan doğudan daha zengindir. Ancak batıda yaşayan hiç kimse Kürt yurttaşlarını reddetmemektedir. Birlikte yaşam konusunda sorun yaratmamaktadır. Türkiye’’de Kürt yurttaşlarımızın önemli sorunları vardır. Ancak, iki şeyi birbirinden ayırmak çok önemlidir. PKK terör örgütü ile Kürt sorunu farklı düşünülmelidir. İkisini özdeşleştirmek sorunu çözümsüzlüğe sürükler. Güneydoğu Anadolu’’da yaşayan yuttaşlarımızın derin sorunları; psikolojik, sosyolojik, ekolojik ve ekonomik eksende değerlendirilmelidir. Çözüme bu açıdan bakmak gerekir. İşsizlik, yoksulluk, geri kalmışlık, eğitimsizlik Kürt yurttaşlarımızın başta gelen önemli sorunlarındandır. Çaresizlik, üretimsizlik, hiçbir şey olamamak PKK’’nın asıl varlık nedenidir. PKK’’nın insan kaynakları, yandaşları bu bağlamdan sağlanıyor. Kürt sorunu, akılcı ve rasyonel bakış açısıyla çözülürse, PKK terör örgütü de zaman içerisinde varlığını rafa kaldıracaktır. Çözüme geniş perspektif açıdan yaklaşmak lazımdır. Halbuki, doğasıyla , üç tarafı deniziyle, geniş akarsu kaynaklarıyla, dağlarıyla, ovalarıyla Türkiye tam bir cennet ülke. Peki yerin altına geçelim. Krom, brom, toryum, bor, petrol altımızda kaynıyor. Hadi petrolümüz yok diyelim. Türkiye’’de petrolden bir derecede yüksek maden var. Bu maden uranyum. Bizim Karadeniz dağlarında çok zengin uranyum yatakları var. Uzaydan çekilen fotoğraflara göre bu uranyum rezervi Türkiye’’nin dış borcunun on dokuz katı değerindeymiş. Müthiş bir şey. Peki bu kadar özel ve güzel bir ülke bizim elimizdeyken başımız dertten kurtulur mu?Asla. Düşmanımız dünden az değil, dünden daha çok. Bütün ülkelerin gözü Türkiye’’de. Nasıl olmasın ki! Galiba bir tek bizim gözümüz yok şu ülkede. Prof.Dr.İlknur GÖNTÜRKÜN KALIPÇI diyor ki; ’“Bugün bunun için parçalama ve bölme girişimlerini yüzyıllardır uyguluyorlar. Bir ara siyasi girdiler, sağ-sol diye böldüler, kapışın dediler, yutmadık. Daha sonra etnik böldüler, Kürt-Türk dediler kapışın dediler, yutmadık. Dinimizi kullandılar, kapanan-kapanmayan, laik olan’–laik olmayan, Atatürk’’çü olan-Atatürk’’çü olmayan diye dörde beşe, tarikatlara bölünsün dediler ki kolay olsun dediler, yutmadık. Ekonomiyi kullandılar, zengin-fakir, alan-alamayan dediler ki gene yutmadık. ’“Yani tazı eski tazıydı, habire çulunu değiştirdiler. Oyunun kuralı buydu, tazı sürekli çulunu değiştirmeye devam ediyor. Bu günden görülmektedir ki bölücü terör örgününün faaliyet gösterdiği bölge halkına verdiği zarar, bölgenin çok muhtaç olduğu üretim, yatırım girişimlerine indirdiği darbe ile sınırlı değildir. Yapılaması gereken, Türkiye’’yi bir bütün olarak yoksullaştıran ve dengesizleştiren küresel dayatmalara karşı omuz omuza vererek direnmektir. Bu dayatmaların arkasındaki güçlerin oyunlarına alet olmanın anlaşılır bir tarafı bulunmamaktadır. Teröre sağladıkları desteğin her geçen gün yeni bir kanıtına tanık olduğumuz emperyalist güçler olduğu ortadadır. Bu güçler, besbelli ki küresel egemenlilerini korumak ve tırnaklarını yeryüzüne biraz daha derinden geçirebilmek için ’“böl, yönet’” politikalarına hız vermek zorunluluğunu duymaktadırlar. Terörü de bu yüzden sürekli azgınlaştırıyorlar. Türkiye’’nin reaksiyonunu, nabzını ölçüyorlar. Karşı karşıya bulunduğumuz sorun, Yugostavya’’da, Irak’’ta sergilenen bu oyunun Türkiye’’de tutup tutmayacağıdır. Yeter ki Güneydoğu sorununu çözmek için bölgenin sosyal ve ekonomik yapısını, kültürel sorunlarını iyi analiz etmek, gerçeklerle yüzleşmek fikrinden korkmamak lazımdır. Kürt yurttaşlarımızın sorunlarına, bölgenin gerçek ihtiyaçlarına akılcı ve rasyonel çözümler üretmek lazım.
Bu oyun tutacak mı?Bu oyun asla tutmaz. Çünkü;Güneydoğumuzda ki yurttaşlarımız, Atatürk’’le birlikte emperyalizme karşı göğsünü siper etmiş olan Tunceli’’li Diyap Ağa’’nın torunlarıdır. Kürt ve Türk kardeştir. Et ve tırnak gibi bir bütündür. Sorunun asıl kaynağı ve özü, emperyalizmin, malum ’“böl ve yönet’”politikasının bazı ırkçı egilimleri kışkırtarak emellerine alet etme çabasıyla ilgilidir.