Bize neler oluyor?

Abone Ol

Her yerden benzer sesler yükseliyor; Batıyoruz!.. Çöküyoruz!.. Yıkılıyoruz!..

Acı bilgi; İnsanlık, çıkışsızlıkla malul. Muktedirler hayatlarımıza zar atıyor.

Birleşmeliyiz! Teslim olursak, yaşanabilir bir hayatımız olmayacak. Direnmek gerek. Direnmek için de yan yana gelmek…

Yan yana gelmek, ama nasıl? Dünya’da ve ülkede yeni düzene geçiş sürecini yönetenlerin performansı çok kötü. Endişeye mahal var.

Sadaka gibi maaşlara tepki veren halkı CHP’nin hükümete karşı kışkırttığını söyleyen Erdoğan, absürdün zirvesini zorluyor.

“Biz gelince Türkiye’de yoksul kalmayacak!” diyen Ö. Özel de Erdoğan ile yarışıyor. Yalanın ölçüsü adam akıllı kaçmış.

Bay Dingo Trump’ın hakeza paranın peşinde neredeyse dalmadığı ülke kalmadı. Soytarılığın tarihini yazıyor.

Sistemde derinleşen kriz sonucu çıkışlar adeta kapalı… Çökmekte olan sistemde, gemisini kurtaran kaptanların yarattığı cehennemde, her gün biraz daha yoksullaşan halk artık başının çaresine bakmaya başladı.

İktidardakilere soracak olursanız, enflasyonun beli kırılıyor. Doğrusu, kırık belli enflasyon, 500.000tl gelirle geçinemeyen vekile yakışıyor.

Kamusal alan normları işlevini yitiriyor. Toplumsal mutabakat koşulları gün be gün yok ediliyor. Etnisite ve din gruplarının baskıcı tavrı tolerans sınırlarını zorluyor. Farklı kültürlerin birbirine tahammülü giderek tükeniyor.

Bu durumda, toplumun sesini duyuracağı yeni siyasal örgütlenmeleri düşünmek gerekiyor. Yan yana gelmenin koşullarını konuşmak gerekiyor.

Kısacası, yeni toplumsal mutabakat üzerine kafa yormanın zamanı geldi.

Süregelen siyasal yapılarla geleceği konuşmak imkânsız. Günü kurtarmaktan başka dertleri yok.Ve söyledikleri yalanlara sanki kendilerini de inandırmışlar.

Gerçek yürüyor; Başımıza gelecek var ve galiba bunu hak ediyoruz.

Yıllardır yazıyorum, yeni bir dil kurmak ve hayatı yeniden söylemek gerek.

Yoksa, ufukta beliren dijital çağı anlamak ve söylemek mümkün değil.