BİZBAN

Abone Ol

CHP Genel Başkanı Özgür Özel alanlarda Recep Tayyip Erdoğan’ın sıkıştırıyor. “Cesaretin varsa seçime gidelim. Eğer yenilirsek ben ve İmamoğlu siyaseti bırakacağız” diyerek kesin bir dille meydan okuyor. Sanırım bundan sonraki aşamada CAO (Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi) ve CHP Genel Merkezi çalışmalarında seçim bildirgesi oluşturulacak ve iktidara gelindiğinde neler yapılacağı, hangi projelerin yaşama geçirileceği seçmenlere duyurulacak. Başta eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, dış politikada ne gibi yeniliklerde bulunulacağı açıklanacak. CHP geleneğinde böyle bir sıralama her zaman olmuştur. Milletvekili seçildiğim 1973 ve 1977 seçimlerinde Ecevit’in Genel Başkanlığındaki CHP “Toprak işleyenin su kullananın” diyerek toplumda yankı yaratmış, muhtarlara maaş bağlanacağı ilk kez bu seçimlerde açıklanmıştı. Haşhaş ekimine 12 Mart cuntasına ABD’nin koydurduğu ekim yasağının kaldırılacağı bu seçimler öncesi bildirgede yer almıştı.

Ülkemiz tam yirmi üç yıldır AKP iktidarını yaşıyor. Cumhuriyet döneminin bütün kazanımlarını yansıtan kurumlar haraç mezat satıldı. İhale yasası iki yüz kez değiştirilerek yandaşlara kapılar açıldı. Kuralların yerini keyfilik aldı. Uygulanan servet transferi politikasıyla orta sınıf resmen tasfiye edildi. Dünyada gelir adaletsizliği yaşayan ülkelerin başında geliyoruz.

Böyle bir durumda her partiden ve özellikle kararsızlardan oy alabilmek için akla, bilime dayanan ve halkın yaşamını kolaylaştıran irili ufaklı projeler üretmek gerekiyor. Bu projelerde ana ilke iktidarın şehir hastaneleri, otoyollar, tüneller, köprüler gibi yandaşları zengin eden ve bütçede kapkara delikler açan uygulamalar yerine kamuculuğu esas alan yeni modeller yaratmak olmalıdır. Bugünkü yazım bunun küçük bir örneği olacaktır.

Biliyorsunuz Ecevit’in başında bulunduğu ortak hükümet zamanında İzmirliler ilk kez bir modelle tanışmıştık. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Ahmet Priştina ile DDY (Devlet Demir Yolları) arasında sözleşmeler yapılmış ve yüzde elli eşitliğe dayanan bir şirket kurulmuştu. Adına da İZBAN dendi. İZBAN bazı küçük sorunlara karşın hala yaşıyor ve İzmirlilerin yaşamını gerçekten kolaylaştırıyor. Günümüzde Aliağa’dan başlayan ve tüm metropolü geçerek Selçuk ilçesine uzanan bir güvenli ulaşım hattına sahibiz. Havaalanının içinden metro geçen tek kent İzmir’dir.

Yıllarca Plan-Bütçe ve KİT komisyonlarında çalışmış ve uzun süre grup başkanvekilliği görevini üstlenmiş bir CHP üyesi olarak Seçim Bildirgemizde yer almasını dilediğim bir modeli öneriyorum. CHP iktidarında İzmir ve Balıkesir Büyükşehir Belediyeleri ile Devlet Demir Yolları arasında bir kamu kuruluşu oluşturulmalıdır. Bu kuruluş iki il arasında ulaşımı sağlamalıdır. Türkiye’nin tarih, turizm birikimi, tarımı, ekonomisi ve sosyolojisi dikkate alındığında bu modelin ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır. Türkiye’nin turizm ve kültür merkezlerinden Ege’nin kuzey ve güneyini birleştirecek bu uygulama her şeyden önce milyonlarca yurttaşımızın yaşamını kolaylaştıracaktır. İktidarımızda bulunacak iç ve dış kredi olanaklarıyla kolayca yapımı tamamlanacak bu kuruluşun getirisi de çok büyük olacaktır. Yandaşlara para akıtılmayacak, ülkemiz Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi güç koşullarda kendi yağı ile kavrulacaktır. Adı BİZBAN olacak kuruluş CHP iktidarında gerçekleşen kamucu bir model olarak ülke ulaşımında yer alacaktır.

Altınoluk’ta başlayan hat tüm körfezi aştıktan sonra, Dikili ve Bergama kavşaklarını da geçerek Aliağa’dakiistasyon ile birleşecektir. Birkaç kilometre içerde kalan ilçe ve beldeler de bugün olduğu gibi belediye otobüslerinin tarak sistemiyle bütünleşmiş olacaktır. Kuzey Ege ile İzmir metropol ilçelerini kapsayan ve gözbebeğimiz Selçuk/Efes’te son bulan hat büyük bir boşluğu dolduracaktır.

Bizden önermesi. En azından yetkili organlarda tartışılması gereken bir model ve öneri olarak başta CHP Genel Başkanı Özgür Özel olmak üzere, PM, MYK, CAO ve CHP TBMM Grubu üyelerinin takdirlerine sunuyorum.