Biri gider biri bakar!..

Abone Ol
Futbol dolu günlerle iç içeyiz...
Takımlarımız her ne kadar çarşamba sendromu yaşıyor olsa da, Avrupa'da yıllardır uygulanan bu sisteme ayak uydurma zorunluluğunun bir gün kendilerine de uygulanacağının ayırdına geç vardıkları için hazırlıksız yakalandılar!..
Oysa yıllardır hafta içi Türkiye Kupası maçlarını oynayan değillermiş, böylesi bir uygulamayla ilk kez karşılaşıyormuş gibi yaklaşımlar yok mu, insanı çileden çıkarıyor!..
1960 yılları anımsıyor insan; Üç büyüklerin ya da Anadolu'dan gelen takımların İzmir'de iki gün üst üste oynadıkları maçları; Futbol alanlarının o günün koşullarındaki durumunu, futbol topunun özellikle yağışlı havalarda aldığı ağırlığı ve zımpara gibi zemini!..
Şimdilerde yeşil çimler üzerinde aldığı bir omuz darbesiyle kıvranan futbolcuları gördükçe hayıflanan, 'Kibar mahalle çocukları' diyerek eskiyi usundan geçiren futbol büyüklerimizi biliyorum. Onlar bu ülkede futbolu sevdiren, yeşerten, sevgiyi ve saygıyı yaşatan insanlar olarak bir 'simge' halinde aramızda dolaşıyorlar...
Sözü sıkıntılı bir başlangıçtan sonra futbola ayırdığımız zamana getireceğiz kuşkusuz...
İzmir'in Süper Lig'de bir temsilcisi yok ama Bank Asya'da bu lige aday olanları var...
Bucaspor'u, Göztepe'yi ve Karşıyaka'yı sezonun gözdeleri olarak sundular önümüze ve biz de futbol değerleri açısından izliyor ve yorumluyoruz...
Lige kötü bir başlangıç yapan Bucaspor, Sakarya'da öyle bir futbol sergiledi ki, üç puanı adeta 'kopararak' aldı. Genç Civar'ın son dakika golü o güzel futbola, mücadeleye, kazanma hırsına ayrı bir renk kattı. Bu öyle bir galibiyetti ki, Bucaspor Başkanı Şeref Üstündağ'ı bile hastanelik etti! (Sayın Üstündağ'a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz).
Bu galibiyet, transfer yasaklısı sarı-lacivertlilerin Sait Karafırtınalar ile birlikte yüreğini ortaya koyan gençlerin, ağabeyleriyle bütünleşerek gerçekleştirdikleri bir altyapı zaferidir aynı zamanda. Yani zamanla daha iyi olacaklarının da sinyalidir!
Bir başka sevindirici olay da, Göztepe'nin Rize deplasmanında aldığı galibiyettir İzmir adına...
Sarı-kırmızıl8ılar Denizli yenilgisi, Karşıyaka beraberliği ile bir sıkıntı yaşarken, Rize'de ortaya koydukları pozitif futbol ve kazanma düşüncesiyle taraftarlarını mutlu ettikleri gibi, rakipleriyle puan aralığı yaratmamak anlamında da haftayı olumlu kapattılar. Düşünce birliği, savaşarak kazanmayı öylesine öne çıkardı ki, o günün 'Bu yağmurda nasıl bir futbol ortaya çıkacak?' sorusunu da ortadan kaldırdı. Özcan Kızıltan ve talebeleri, tek hedefe kilitlenmenin örneğini sergilediler ve güçlü bir rakipten üç puanı koparıp aldılar...
Göztepe'nin 'şampiyonluk' hedefiyle başladığı ligde böylesi bir galibiyete gereksinimi vardı ve bunun Rize'de gerçekleşmiş olması ayrı bir sevinç yarattı kuşkusuz...
Arkası nasıl gelecek, onu da izleyeceğiz!..
Lige her zaman olduğu gibi 'şampiyonluk parolası' ile başlayan ve umduğunu bulamayan Karşıyaka'da ise ortalık toz duman!..
Teknik direktör Reha Kapsal, 'Real Madrıd bile yeniliyor' savunmasıyla camia ve taraftarlardan süre istiyor; Profesyonel Şube Başkanı Nazım Torbaoğlu, 'Kapsal'a ve futbolcularımıza güvenimiz sonsuz, kimse konuşmasın' diyor; Öte yanda ise taraftarlar ikiye üçe bölünmüş, kimi eleştiriyor, kimi 'bekleyelim-görelim' diyor, kimileri de takıma güvenini ortaya koyuyor!..
Anlayacağınız, her telden ayrı bir ses çıkıyor!..
Bakar mısınız, '100. Yıl'da başarı sözü' sendroma dönüşmesin!..
Olur mu olur!..
Zaten daha şimdiden kimi taraftarlar internet sitelerinde 'Kaldırın şu 100. Yıl baskısını takımın üzerinden, başımıza iş gelecek' türden eleştirilerini dillendirmeye başladılar bile...
Reha Kapsal'ın süre istemesine, yönetimin kendisine destek vermesine bakılırsa Karşıyaka'da işler 'aheste aheste' gidecek!..
Böyle olunca da şimdilerde kimse kimseyi kırmayacak, üzmeyecek kendilerine göre!..
Anlayacağınız İzmir'de şu an biri gider, biri bakar durumu var!
Peki ya sonra ne olacak?
Sorunun yanıtı haftaya!..