Bir selamsız milletvekili!

Abone Ol
Özel günlerde gönül alma ve unutulmadığını hissettirme amaçlı olarak başvurduğum kolay bir yöntem olan toplu mesaj işini bu bayram için bir kenara bırakıp farklı bir uygulamaya giriştim. Elime aldığım telefonumla bayram görüşmelerine başladım. Ne büyük ayırdım ne küçük… Telefon defterimdeki A'dan Z'ye herkesi aradım. İyi de geldi. Kimi çok mutlu olup tekrar tekrar teşekkür etti. Kimi pek önemsemedi. Kimisi uzun süredir görüşmediğim kimisi de her gün selamlaştığımız ama yoğunluktan iki kelime edemediğimiz insanlardı. Bu arada görüşme yaptığım insanların bazılarından Ege de Son Söz haber sitesini takip ettiklerini duymak mutluluğumu daha bir katladı. Önemli bir kitle tarafından takip edilip okunduğumuz bir gerçek fakat insanın yaşadığı çevrede takip edilmesinin mutluluğu daha bir başka.
Hele ki benim gibi yaşadığı çevrede on yıl yerel gazetecilik yapan biriyseniz ve hele ki benim gibi haksızlığa uğrayıp kendini beğenmiş bir 'Asosyal Kral' yüzünden sürgün edilmiş bir yerel yazarsanız…
Telefon listemdeki eski bir İzmir milletvekili ile yaptığım görüşme diğerlerine oranla daha uzun sürdü. Laf dönüp dolaşıp konu siyasete gelince: 'Ödemiş gibi bir yerde AKP böylesine büyük prim yaparsa bu işin sonu iyiye gitmiyor' diyen eski vekilimize verdiğim cevap üzerine baya bir tartıştık. Ona 'Suç sende' dedim. Devamla 'Suç bizde' diyerek halka yakın olamadığımızdan onların dilini konuşamadığımızdan bahsettim. Yazımın sonlarına doğru sizlerle paylaşacağım ve yazıma başlık olma şerefine nail olan örneği de anlatınca bizim eski vekil hepten sustu. 'Tamam, bizde de hata var canım' gibi bir yumuşama içine girdi.
Epey bir insanla görüştüm. Aradığımda ulaşamadıklarım dönüp beni aradı. Bazısına ulaşılamıyordu. Bazısının ismi telefon listemdeydi ama acaba aramaya değer miydi? Yok değmez dediklerimi de listemden sildim zaten…
Bayramda en önemseyerek okuduğum haber ise 'Günay'dan İzmir'e altı müjde!' başlıklı haberdi. Günay'ın bürokratları ile birlikte önümüzdeki günlerde İzmir'e gelecek olması, yeni kurulacak ilçeler, mega müze, expo gibi konularda yaptığı açıklamalar öncesinde kurduğu cümleler tekrar tekrar okunması gereken cinstendi. Günay açıklaması aynen şöyleydi: 'İzmir'in kimsenin kalesi olmadığını gösterdik. 2014'te belediyelerin en az yarısını alırız. Zaten şu andaki tablo bunu gösteriyor. Gaziemir, Buca, Bayraklı, Ödemiş ve daha birçok seçim bölgesinde CHP'nin önündeyiz. Nasıl Türkiye'nin her yerinde illa AK Parti'nin kazanması gerekmiyorsa, İzmir'de de CHP'nin tüm belediyeleri alması gerekmiyor. Seçimde kafa kafaya bir tablo oluşunca kentte yeni bir heyecan doğdu. Zaten demokrasilerde olması gereken, güzel ve doğru olan da budur'
Bana göre çok iddialı bir tespit değil ama oldukça mantıklı olduğundan da şüphe yok. Daha dün Ege Haber'de izlediğim Alaattin Yüksel ise 'İzmir için yerel seçimlerde 30 da 30 yapacağız' diyor. İşte iddia bu ama mantıklı bulduğumu söyleyemem. Gaziemir'i, Buca'yı, Bayraklı'yı bilmem. Ama Ödemiş için AKP'nin bu hayali inanın hayal olmaktan çıktı. Sokakları dinlemeyip halkın arasına karışmazsanız da bu bağıra bağıra gelen felaketi göremezsiniz. Peki, CHP'nin sokakları dinlemeyip halkın arasına karışmadığını da nerden çıkardım. Bakın bu hikayeyi dikkatle okumanızı rica ediyorum.
Ödemiş'te Kahveciler Derneği Başkanı olan Mehmet Uyar ile aynı zamanda yazlık komşusuyuz. Bu yaz birçok şey konuştuk ama anlattığı bir olay inanın beni hiç şaşırtmadı. 12 Haziran genel seçimleri öncesinde o zamanın CHP İzmir milletvekili adayı şimdinin CHP İzmir milletvekili beyefendi oturdukları kahveye gelerek herkesin tek tek elini sıkar ve orada toplanan yüzlerce insandan oy ister. Seçim sonrasında yine aynı yere gelen ve arabasından inip iki kahve insanın arasından geçerek gevrek fırınına giren bay vekil bir Allah'ın kuluna bırak hal hatır sormayı selam bile vermeden arabasına binip gider. Bu vekilin kim olduğu bende kalsın. Ama sizin de tahmin ettiğiniz üzere bu vekil CHP'li… Sosyal demokrat yani… Arzu eder bir yetkili isterse de çekinmeden ismini veririm. Hem de şahidi ispatıyla…
Nerede olduğunu bilmediğim sayın CHP yetkilileri sadece Mustafa Moroğlu ve Rahmi Aşkın Türeli'nin halkçı çabaları CHP için kurtuluş değildir. Ben bu yazıları AKP'ye yarasın diye değil Mustafa Kemal'in hatırasına büyük saygısızlık yapıldığı için yazıyorum. Ha siz AKP'ye hizmet olarak görüyorsanız da varın öyle görmeye devam edin. CHP'nin içinde halkın elini sıkmaktan onlara selam vermekten imtina eden vekiller olduğu sürece Ödemiş'te CHP ne durumda bilemezsiniz. Bilemezseniz de kaybedersiniz! Benden söylemesi sonra demedi demeyin.