Evet ülkemiz dev bir adamı kaybetti. Büyük bir eğitimci, büyük bir iş adamı, büyük bir devlet adamı, büyük tevazu sahibi bu kimse 95 yaşında Hakkın Rahmeti’’ne yürüdü.’¶
Prof. Dr. İhsan Doğramacı ülkemize sayılamayacak kadar yenilikler getirmiş bir kimse. Eğitimde, Bilkent Üniversitesi ülkemiz için bir ilkti. Bugün eğitim kalitesinde önde koşuyor. Tepe sanayi kuruluşları, endüstrinin bir çok sektöründe önemli aktörler. Modern Hava Alanları Tepe Grubu’’nun önderliğinde yapıldı, yapılıyor. YÖK’’ün kuruluşu onun sayesinde sancısız oldu.
İhsan Bey’’in başarılarının ardında muhterem eşleri vardı. Kendisine en son aralık 2008’’de uzun bir ziyarette bulundum. Eskilerden bahsettik. 60’’lı yıllar, 80’’li yıllar... En ince teferruatları benden daha iyi hatırlıyordu. Doksan üç yaşında idi, yürümekte problemi vardı. Her halde iri yapısını bacakları kaldırmakta zorlanıyordu. O tarihlerde Bilkent Holding’’te aktifti, toplantılarına gidiyor kararlar aldırıyordu.
Rahmete kavuşan Doğramacı’’nın uluslararasında sevenleri çoktu, ilerlemiş yaşına rağmen bir çok kuruluşun başında olmasını istiyorlardı. Ülkemizde sevenleri ve hayranları çoktu. 1980 İhtilali’’nde kendisine başbakanlık teklif edilmiş, kabul etmemişti. Turgut Bey, ilk hükümetini kurarken kendisini dışişleri bakanı yapmak istemişti, bu istek farklı sebeplerden Çankaya’’dan geri dönmüştü.
İnsanları bir fikir için ikna etmekte üstat idi. Diyebilirim ki, ikna kabileyetinde rahmetli Özal ile boy ölçüşebilirdi. 1984 Şubat ayında bir gün bana telefon ederek YÖK için para istedi, iki gün sonrası ay başı idi, kendisine ’“Şu anda öncelik maaşların temininde, size gelecek hafta para verebilirim’” dedim. Sayın Doğramacı, ’“ben Başbakana gider ondan istersem kendisine kırılıp kırılmayacağımı’” sordu. Ben de kırılmayacağımı söyledim.
Telefonu kapatır kapatmaz Başbakanı aradım. ’“Efendim size sayın Doğramacı gelip para isteyecek, ’‘paramız yok gelecek hafta verelim’’ der misiniz’” dedim. Kendisi bana, ’“Merak etme para verme vadinde bulunmam’” dedi. Aradan yarım saat geçmişti ki, beni Başbakan arıyordu, anladım ki İhsan Bey ona ulaşmıştı. Rahmetli Özal, ’“İhsan Hoca para istiyor, şimdi sana geliyor, hallet’” diyerek bana konuşma fırsatı vermeden telefonu kapattı.
İhsan Bey onu da ikna etmişti. Kapıya talimat verdim, ’“İhsan Bey gelirken bana haber verin kendisini kapıda karşılayayım’” dedim. Kapıda ’“hoş geldiniz’” diye elini sıktım, ama bırakmadım. Bir müddet var gücümle elini sıktım. Hiç sesini çıkarmadan sıkıntıya katlandı ve bana ben birazdan döneceğim diyerek merdiven başından geri döndü. Yarım saat geçmişti telefonla aradı, ’“Elimin röntgenini çektirdim, minör bir çatlak oluşmuş’” dedi ve tekrarladı, ’“YÖK için paramı almaya geliyorum’” dedi.
Ben de ’“Sayın hocam bu saatte size çek yazsam zaten tahsil edemezsiniz, gelin bu işi gelecek hafta başında yapalım’” dedim, kabul etti. Böylece o mali problemi aşmıştım. Bir işe karar verdi mi onu yapamaması diye bir şey yoktu lügatında. Karşısına çıkan her engeli aşardı.
Hocabey rahmeti rahmana kavuştu. Arkasında fevkalade iyi yetişmiş, babanın genlerini almış Ali Doğramacı’’yı bıraktı. O da süper bir insan, Hocabeyin taşıdığı bayrağı daha ileriye götüreceğine inanıyorum. Bu büyük insanı kaybetmenin derin üzüntüsü uzun bir zaman üzerimizde olacak. Duamız Allah’’ın rahmetinin üzerinde olmasıdır.