Bir çınar daha devrildi...

Abone Ol
Bir çınar daha devrildi…

Bilirsiniz çınarlar zor yetişir...

1950'ler de Dr. Fazıl KÜÇÜK ile birlikte başlayan mücadele 1974 Kıbrıs barış harekatı sonrasında ilan edile KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 88 yaşında hakka yürüdü. Türk Dünyasından bir ulu çınar daha devrildi.

Kıbrıs bu gün varlığını sürdürebiliyorsa biliniz ki, Kıbrıs mücadelesinde temel taşları olan Dr. Fazıl KÜÇÜK ve Rauf DENKTAŞ sayesindedir. Yıllardan buyana Kıbrıs için verilen mücadele sayesinde Kıbrıs Türkleri bu gün huzur içerisinde hayatlarını sürdürebilmektedirler.
Türkiye deki bazı siyasetçilerin Kıbrıs konusundaki inişli çıkışlı çizgilerine kalsaydık, Denktaş olmasaydı Grit adası örneğinde yaşadığımız gibi Kıbrıs bu gün elimizde olmayabilirdi.
Rahmetli Türk lider Rauf Denktaş yaptığı mücadele ve dik duruşu sayesinde düşmanlarının da saygısını kazanan bir lider olmayı başarmıştı. Cenazesine Güney Kıbrıs'tan gönderilen çiçekler bunun göstergesiydi.

Bizim ülkemizde ise bazı ünlü köşe yazarları Denktaş'ın Ergenekon'dan neden içeri alınmadığını köşelerinde sorgulamaktan ar etmiyorlar. Devlet erkanının ve Muhalefet Partilerinin cenaze törenine tam kadro katılmalarını dahi hazmedememiş görünüyorlar. Kültürümüze yerleşmiş olan 'ölülerinizi hayırla yad ediniz' nezaketinden dahi uzaklar. Demek ki böyle düşünen ve yazan yazarlarla bu milletin doku uyuşmazlığı var.

KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Kıbrıs Davasında son on yılda yalnız kaldı. Özellikle Annan planı için yapılan oylamada Türkiye'de ki hükümetin ve Saros'tan beslenen bazı köşe yazarlarının evet kampanyası yürütmesi Rahmetli DENKTAŞ'I yalnız bırakmıştı. Kıbrıs'ta yaşayan dostlarımızın ifadelerine göre o günlerde evet kampanyası karşılığında para dağıtıldığı dahi ifade edilmişti.
Kampanya hedefine ulaştı sandıktan EVET çıktı. Evet çıkması karşılığında KKTC ve Türkiye ye verilen sözlerin hepsi unutuldu. KKTC'ye uygulanmakta olan izalasyonlar halen devam ediyor.
KKTC ilan edildi bizden başka tanıyan olmadı. Türkiye bu konuda ısrarcı olmadı. Çünkü Türkiye de 1960'lı yıllardan beri AB'ye girmek için uğraşıyordu. AB ise Kıbrıs'ın bölünmesine karşıydı, adada tek bir devlet görmek istiyordu. Adada tek devlet olmaya zorlamak için de apar topar Güney Kıbrıs Rum kesimini Türkiye'ye rağmen AB'ye aldılar.

Türkiye Cumhuriyeti, AB uğruna tek devletli iki bölgeli bir Kıbrıs projesini kabul etti ve bu çerçevedeki Kofi Annan planını referanduma sundu. Rumlarla birlikte AB'ye girmek isteyen Kıbrıs Türkleri Annan planını referandumda onayladı, ancak Rumlar AB'ye girmiş olmanın rahatlığıyla planı kabul etmedi.
Kıbrıs, sıradan bir toprak parçası değildir. Akdeniz'in ortasında, Anadolu yarımadasının yanı başında stratejik bir kaledir, Türkiye'nin kendini savunma ve koruma hattıdır. 1570'lerden bu tarafa Kıbrıs Türkün anayurdudur, yavru vatandır. Sahabeden Hala Sultan'ın mezarının olduğu mübarek bir topraktır. Kıbrıs'ın elden çıkması, Anadolu'nu zırhsız-kalkansız çıplak kalması, güneyden savunmasız kalması demektir.

Şunu da belirtmekte yarar var ki; KKTC gençliğinde milli manevi yönden bir eksiklik var. Geçtiğimiz hafta Cuma Namazında Girne Camii İmamı bizi üzen bir istatistik açıkladı. 1-25 yaş aralığında ki gençlere 'hiç camiye gittin mi' yada 'hiç kiliseye gittin mi' sorularına karşılık Kıbrıs Türk Tarafındaki gençlerin %38 hiç camiye gitmedim derken, Güney Kıbrıs tarafındaki gençlerin sadece %1'i hiç kiliseye gitmedim cevabı verir acı ama gerçek.