Bu ülkede her şeyi bilen o kadar çok insan var ki...
Bir futbol taraftarı, tribüne çıktığında kendini en iyi antrenör, en iyi hakem olarak görür. Eğer takımı yenildiyse, hakemi de antrenörü de bir güzel kalaylar!
Bize gazetecilik öğretmeye kalkışanlara da tav olmuşuzdur. Yaptığı gazetecilik gazetecilik değildir ama makam sahibi olduğu için kendini ilah sanır.
Bir de bakanımız var ki, asıl işi inşaat mühendisliği, çevre mühendisliği ve çevre bakanlığı ama ikinci üniversite olarak tarih okuduğu için bu alanda da ahkam kesiyor.
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, ’“Allianio diye bir şey yok’” demez mi?
Tüylerim diken diken oldu inanın. Üniversitede tarih de okumuş bir bakan, bu lafı nasıl söyleyebilir?
Antik yazar P. Aeilus'un Hierio Logoi adlı eserinde, Allioni anılıyor. Bu önemli kaynakta, Allianoi'in ’“Sağlık Tanrısı Askpelion'un yurdu’” olarak yazıyor.
Kimbilir başka eserlerde neler yazıyordur, biz bilemeyiz. Tarihçi değiliz sonuçta. Fakat çevre bakanımız hem çevreci, hem inşaat mühendisi hem te tarihçi!
’“Biz orayı kazmasaydık, kimse fark etmeyecekti’” diyerek, acaba, ’“Biz kazdık ama hata ettik. Şimdi hatamızı örtmek için Allianoi'yi sular altında bırakıyoruz’” mu demek istedi?
Tarkan için söylediği sözler de ilginç.
Bir gün, ’“Her şeye burnunu sokmasın. Herkes kendi işine baksın. Ben şarkı söylemeye başlarsam, işler karışır’” diyor.
Ertesi gün, ’“Ben öyle demek istemedim. Aslında Tarkan'ı takdir ederim’” diyerek çark etmeye çalışıyor.
Bir insan, hele hele bakansa, söylediği sözün nereye gideceğini bilmeli. Fakat Çevre Bakanımız Eroğlu da Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi işine gelmeyen lafları edenleri azarlıyor, aynen Tarkan olayında olduğu gibi.
Madalyonun öbür yanına da bakalım. Eğer Tarkan, Sezen Aksu gibi, Müslüm Baba gibi referandumda 'evet' diyeceğini söyleseydi, hiç çevre dostu kimliğini göstermeseydi, belki o da Dünya Basketbol Şampiyonası'nın açılış töreninde sahne alacaktı.
Sanatçı açılıma destek verince alkış, Allianoi'ye destek verince tu kaka...
Ne de olsa Türkiye'de yaşıyoruz. Bunlara alışmış olmamız lazım.
Bir bilene, yani tarihte Allianoi diye bir şey olmadığını iddia ederek bizleri aydınlatan (!) Çevre Bakanı Veysel Eroğlu'na bir sorum olacak.
Her şeyi bildiğine göre, bunu da bilecektir elbette.
İzmir'de görev yapmış, gelmiş geçmiş en iyi Çevre ve Orman İl Müdürü olarak tarihe geçen Osman Tatar, niçin Bilecik'e sürüldü?
Sakın ola ’“Bilecik de Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vilayeti. Bu bir atamadır, sürgün değildir’” gibisinden bir açıklama yapmayın. Böyle bir açıklama, kargaları bile güldürür.
Osman Tatar, çevreye zarar verenlerle mücadele ettiği için mi gönderildi?
Yoksa orman alanlarına el koymaya çalışanlara engel olduğu için mi?
Çevre kirliliği yaratan, üstelik ekonomimize büyük kayıplar verdiren kalitesiz ve ucuz atık pillerin piyasaya sokulmaması için basbas bağırması mı rahatsız etti birilerini?
'Sakin Şehir' unvanını alan Seferihisar açıklarına orkinos çiftliği kurulmasına karşı çıktığından mı sürgün edilmiştir Osman Tatar?
Ege kıyılarını çirkinleştiren ve kirleten balık çiftlikleri mi rahatsız olmuştur Osman Bey'den?
Siz her şeyi bilirsiniz diye soruyorum Sayın Bakanım bu soruları.
Az kalsın unutuyordum. Sesiniz ne kadar güzel bilmiyorum ama pek iyi olmadığı kanısındayım. Sakın şarkı söylemeye kalkışmayın. Çevre yüzünden gözlerimiz kirlendi yeterince, bir de kulaklarımız kirlenmesin!