Bir avuç hayır için...

Abone Ol
İzmir Barosu, Tabipler Odası ve birkaç sivil toplum kuruluşunun organize ettiği ’“Cumhuriyete Sahip Çıkıyoruz’” yürüyüşüne katıldım. Avukat kimliğim ile, öyle belirlendiği için Avukatlık Cübbem ile katıldım. Yürüyüş saat 11.00 de başlayacaktı. 11.30 olmuştu ve alandakilerin sayısı parmakla sayılamayacak kadar azdı.
Avukatlar cenahından genellikle eski tüfek solcular vardı. Genç avukatlar neredeyse hiç yoktu. Üzüldüm. Hatta bir ara ayrılmayı bile düşündüm. Bu kez köşe yazarlığı kimliğim alıkoydu. Bende katılmayanlara inat en önde ve sonuna kadar yürüdüm izledim.
Bu tespitlerim elbette hiçbir şeyin göstergesi değil. Biliyorum ki İzmir %70 civarında hayır diyecek. Katılmayan gençlerin çoğu da hayır diyecek bu yönüyle bir sorun yok
Sorun duyarsızlıkta, sorun bir taraf basınıyla, yazarıyla, sermayesi ile, devlet kurumları ile, velhasıl topu ile tüfeği ile saldırırken bir tarafın üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi sessiz ve derinden seyretmesi.
Oysa Cumhuriyet elden gidiyor. Oysa yargı elden gidiyor, oysa özgürlükler tehlikede ve dikta rejimi adım adım kuruluyor.
Belki bu gün Cumhurbaşkanı’’na Başbakan’’a güvenerek evet diyecekler olacaktır.
Oysa farkında olunmayan onların dahi kurucu unsur olmadığıdır. Ufukta Taliban (talebeler) yönetimi gözükmekte. Artık sessiz ve derinden gitmiyorlar. Artık açık açık biz buradayız diyorlar ama kimse farkında değil. Farkında olanlar ise ya Silivri’’deler yada Silivri’’ye gitmekten korkuyorlar. Korkunun ecele faydası yok derler ya ecelde değiştirilebilir.
Bizler bir dönemin sonuna geliyoruz. Sorun bizden sonrakileri kurtarabilmekte.
Oysa o kadar kolay ki.
Hayır dense kurtulacaklar’…