Bir anneanne

Abone Ol

1973’deki yerel seçimlerde İzmir Belediye Başkanlığına, rahmetli Osman Kibar’ın yeniden seçilmesi beklenirken, CHP’li rahmetli İhsan Alyanak seçilerek Başkan olmuştu. Biz de 33 yaşında Karşıyaka’dan İzmir Belediye Meclisine girmiş, Divan Katipliği yapmıştık…

Osman Kibar’ın listesinden İzmir’in ünlüleri olan; eski Senatör Beliğ Beler, Doç. Dr. Aydemir Aşkın, Y. Mühendis Halil Ünalp, Y. Mimar Akif Kınay, Teknik Direktör Adnan Süvari, Oteller sahibi Süleyman Özçalışkan, Camcılar Derneği Başkanı Cahit Altıngöl gibi… isimler de Belediye Meclis Üyesi olmuşlardı.

Sayın Kemal Serdaroğlu da Belediye Meclisi toplantılarına gelirdi... Ama Belediye Meclisi Üyesi olarak mı, yoksa Adalet Partisi İzmir İl Başkanı olarak mı? Tam da hatırlayamıyorum. Kemal Beyi o vesile ile tanımıştık…

Sayın Rifat Serdaroğlu ile hiç tanışmadık…Ancak, Kemal Beyin oğlu olduğunu, babasının yolunda; onun da Bergama Belediye Başkanlığı, Milletvekilliği yaptığını, Kemal Beyden fazla olarak Bakanlıklar yaptığını, parti kurduğunu, siyasetle biraz ilgili biri olarak takip ediyorduk…

***

Rifat Serdaroğlu, “Bütün Dünya 2000”in 2010/12 sayısındaki, “Her 10 Kasım’da Anneannemi Hatırlarım” başlıklı yazısında, anneannesinin Atatürk sevgisini anlatıyor, çok özet ve yaklaşığıyla şunları söylüyordu;

“Anneannem 1899 doğumluydu. Kurtuluş savaşı sırasında taze bir gelinmiş. 1918 doğumlu annem kucağındaymış. Kocası ve kayınbiraderi Kuvay-ı Milli’ye katılmış, kayınpederi de Ankara’da açılan ilk meclise milletvekili olarak gitmiş.”

Anneanne’nin anlatımına göre; Yunan işgalinden sonra yıllarca kıtlık, hatta açlık çekmişler… Yunan zulmünü anlatarak, hele de Yunanlı askerlerin kundaktaki küçük bebekleri havaya atıp, süngüye geçirmeleri, sonra da genç gelinlere tecavüzleri anlatıldıkça, genç gelinler olarak korkar, ürker geceler boyu ağlarlarmış…

Anneanne devamla; Mustafa Kemal Orduları geldi, kurtulduk diyor… Anneanne ömrü boyunca halk mekteplerinde öğrendiği yeni yazıyı kullandı. Hiç ama hiç başını bağlamadı, “ben otuz yıl dünyaya kara peçe arkasından baktım, yeter artık” derdi diye de ekliyor Rifat Bey.

Devamla da diyor ki; “anneannem hayatının son dört yılında felçli bir yaşam sürdü... Tek başına hareket edemiyordu. Ama her 10 Kasım’da saat 9 da “beni pencereye götürün” der, pencereye tutunarak ayakta sirenlerin çalmasını bekler ve dudakları kıpır kıpır dualar okuyarak, Atasına saygı duruşunda bulunurdu.

Her 10 Kasım’da, yeniden MUSTAFA KEMAL’ İN ORDULARI tarafından kurtarılan genç bir gelin olurdu…”

***

Fransa eski Başbakanı Eduard Herriot’da 1933’de diyor ki;

“Paşa size nasıl hayran olmayayım? Ben Fransa’da laik bir hükümet kurmuştum. Bu hükümeti Papa’nın Paris’teki temsilcisinin yardımı ile papazlar devirdi!

Sizse, bir Halifeyi kovdunuz ve gerçek anlamıyla laik bir devlet kurdunuz. Siz, bu taassup içinde laikliği bu topluma nasıl kabul ettirdiniz?

Dehanızın büyük eseri, laik bir Türkiye yaratmak olmuştur.”

İyi Pazarlar…