Özgüveni tam bir liderdi Bilal'in babası.
Yürüyüşüyle, fiziki görünümüyle etkileyiciydi gerçekten.
Adeta lider olarak yaratılmıştı tüm bu özellikleriyle.
Hitabet yeteneği de vardı en iyisinden hem de.
İstanbul gibi dünya markası bir kentinde belediye başkanıydı üstüne üstlük.
Dünya egemenleri yerli işbirlikçileriyle aynı anda keşfettiler bu babayiğit adamı.
Ancak, O'na gaz verirlerse yeniden şekillendirebileceklerini Türkiye siyasetini hemen gördü bu egemenler.
Bu nedenle tuttular Bilal'in babasını elinden zirveye çıkarı verdiler 2002 yılında.
Başlangıçta her şey mükemmel gidiyordu.
Uysal başlıydı bu baba.
Onlar söylüyor, istekleri tak diye yerine getiriliyordu.
Sonra nasıl olduysa 1 Mart teskeresinde bir çizik attılar Bilal'in babasına.
Teskereyi meclisten geçirtemediği için biraz güvenleri sarsılmıştı dava arkadaşlarına.
Yinede destek vermeye devam ettiler 'meyve veren ağacı hemen taşlamayalım' diyerek.
Zaten ellerinin altında başka bir alternatifleri de yoktu ki o zamanlar.
Üstelik elli yıllık dostları hizmet hareketi de ortaktı bu koalisyona.
Ard arda kazandılar girdikleri tüm seçimleri açık farklarla.
Sonra ne olduysa, onca yılın ardından başladı ufak ufak sorunlar.
Önce 'One minute', sonra Mavi Marmara, Oslo görüşmeleri, ardından Suriye, Mısır derken giriverdi kara kediler aralarına.
Üstüne MİT Başkanının ifadeye çağrılması, özel dershanelerin kapatılması meselesi de giriverince ansızın aralarına, kriz pik yapı vermişti bir anda.
Sonra dökülüverdi yolsuzluk dosyaları pat pat ortaya.
'Pes eder mi Bilal'in babası acaba' diye beklenirken ortalıkta.
O çıktı yine on binlerin karşısına verip veriştirerek.
Öyle olmaz böyle oluru göstermek istercesine cümle aleme, yüzlerce savcı , yedi bini aşkın emniyet mensubu buluverdiler kendilerini başka başka şehirlerde kış kıyamet gününde.
' Millet iradesi benimle ' diye haykırıyor şimdi Bilal'in babası her gittiği yerde.
Haksızda sayılmaz her ne kadar biraz oyu düşse de tüm anketlerde yine açık ara önde Barış'ın, Salih Kaan'ın baba dostu mağdurluk söylemiyle.
Gösterdiği başkan adayları da en iddialısından ha.
Anlayacağınız seçim muhalifler için çantada keklik değil bilesiniz.
Belli olmaz, dolar, molor fark etmez,
İsterse borsa yerin dibine çakılı versin,
Beddualar yükselsin okyanus ötesinden ' beni ırgalamaz' tavrına giriverirse milli irade.
Tapeler, mapeler, ayakkabı kutuları işlemezse ' bal tutan parmağını yalar' diyenlerin memleketinde.
İnternete sansüre 'bana ne ' deyi verirse bu çok bilmiş millet.
Din, iman, istiklal naralarıyla yürürse yine seçim sandıklarına.
Öyle yapar böyle yapar kıvırıverirse bu seçimi de Bilal'in babası tüm ustalığıyla.
Yine çıkarsa 'yetmez ama evet'çiler 'pustukları köşe başlarından birer birer.
Valiler , Kaymakamlar geçerse yine kamyon direksiyonlarına.
Boşalırsa erzak, kömür ve beyaz eşya depoları yüzer yüzer.
Yandaş medya azgınlaşırsa daha fazla.
Darbe çığlıkları atarsa manşetlerinde.
Dönekler satarlarsa öz partilerini atanamamanın kızgınlığıyla.
Gizli ittifaklar kurulursa karanlık sokaklarda.
Ne olur muhalefetin hali.
Bilal'in babası bu, şakaya gelmez, yaşa basmaz bunca deneyimden sonra uyanık olun.
Bir bakarsın Bin Ali İzmir'de, Melih kardeş Ankara'da, Topbaş ağbi İstanbul'da ipi göğüsleyivermişler.
İşte o zaman yandı gülüm keten helva.
Gelsin CHP'de olağanüstü kurultay tekme tokat muhabbeti.