Benim kooperatifimde neler oluyor?

Abone Ol
EDAK Ecza Kooperatifi birçok eczacının, birlikte el ele vermesiyle oluşmuş, merkezi İzmir'de olan güçlü bir kooperatiftir.’¶ Yine bizlerin desteği, çalışanların emeği ve alınan doğru kararlar ile yıllardır ayakta kalmaktadır. Biz eczacılara eşit hizmet vermektedir. Ve hiçbirimizi birbirimizden farklı bir yere koymamaktadır.
Ben Paçacı Eczanesi sahibi ve mesul müdürü olarak, EDAK Ecza Kooperatifi’’ne ulaşım anlamında en yakın eczaneyim. 2000 yılından beri de üyesiyim.
Kendi kooperatifimden "yok" denilebilecek şekilde ilaç alımım vardı. Bunun ezikliğini ve vicdan sıkıntısını uzun süre yaşadım aslında. Bu yıl başında da kendimce karar aldım ve aidiyet uygulamasına dahil oldum.
Bana göre EDAK, hizmet sıkıntısı olmayan, sevecen bir kadroyla çalışan, ilaç satış şartları son derece uygun, eczacının yanında olan, güven problemi hiç yaşanmayan, eczane eczacılığı ile ilgili her konuda tam destek aldığımız bir kooperatif.
Hatta ben; kendimi aşarak "sanatçı eczacılar" denilen eczacı grubunun içinde, sosyalleşmek adına, haftada bir gün bile olsa stresimi azaltmak için kursa başladım.
EDAK Ecza Kooperatifimize, sosyal çalışmalarından dolayı, verdiği hizmetten dolayı, özverili kadrosundan dolayı da, teşekkürümü peşin peşin edeyim.
Ben memnuniyetimi nasıl anlatabiliyorsam, eleştirilerimi de yapabilirim diye düşünüyorum.
Şöyle ki; Pınarbaşı bölgesi EDAK’’a en yakın bölge olduğu için, işyeri hekiminin yazdığı, personel reçetelerini üye eczanelerden, birer aylık dönüşümle alıyorlardı. Daha sonra bu durumu, "EDAK ile en yoğun çalışan eczanelerden" almak üzere değiştirdiler. Yani ben, bu grubun içinde, haliyle olamadım. Çünkü; "en" lerin içinde değildim. Buna da söyleyecek bir şeyim yok. "Bizim çalışanlarımızın ilaçlarının, bir başka depodan geldiğini düşünmek bizleri rahatsız ediyor" söylemlerini çok haklı buldum. "Haklısınız" dedim. Bu yılda, aidiyet anlaşmasına katılmış olmamdan dolayı, tekrar sıraya dahil olduğumu hemen belirteyim.
Henüz sıram gelmedi. Reçetelerle ilgili olan sıkıntımı daha önce de, bu yıl da kendileriyle paylaştım.
Yönetim kuruluna ulaştı mı, ulaşmadı mı bilmiyorum. Benim kooperatifimde, yani EDAK'ta, işyeri hekimi, EDAK personeline ısrarla tembih ediyormuş. "Benim reçetede yazdığım ilaçların aynısını alın" !!! "muadil ilaç almayın" diyormuş. Bütün hastalar neredeyse muadil (eşdeğer) ilaç asla istemiyordu, hatta ilaçları almaya gelen arkadaş dakikalarca muadil almamak için bekliyordu. Muadil ilaçlar geri gönderiliyor ve değiştiriliyordu. Hasta aynısını almak adına gereksiz fark ödüyor, "doktorum aysını al, dedi" diyordu. Bizimle bu konuda tartışma içine girmekten de hiç kaçmıyorlardı. Ben bunu içimde sindiremiyordum.
Soruyorum arkadaşlar;
Benim eczacılık kooperatifimin yönetici kadrosu, EDAK işyeri hekiminin bu tutumundan haberdar mı?
Benim kooperatifimin doktoru buna nasıl cesaret edebiliyordu?
Eğer yönetimin bundan haberi yoksa, içerde bir şeyler birbirinden gizleniyor mu ?
Eğer haberi varsa, buna göz mü yumuluyordu ?
Biz eczacılar kendi kooperatifimizde bile muadil sıkıntısı mı yaşamalıyız?
"Peki bu güne kadar niye söylemediniz?" demeyin, çünkü hep konuştum.
Sadece buradan yazmadım. Tekrar reçete karşılamaya başlayacağım için de "testi tekrar kırılmadan "diye sesleniyorum.
Doktor arkadaşım da, EDAK personelim de, EDAK Yönetim Kurulum da bana çok kızabilir.
Hatta personel reçete sırası bana geldiği ay, "almam ben bu eczaneden, falan filan" gibi söylemler çok artabilir.
Ama içimi çok acıtmıştı. Tekrar aynı muadil karmaşasını, kendi kooperatifimin reçetelerinde yaşayacağıma, "sıradan çıkarım daha iyi diye" düşündüm ve başladım yazmaya.
Bir derdim daha var. Üniversiteden aynı dönemde mezun olduğum, 10-11 kafadar toplanıyoruz ayda bir.
Eee... Üç beş eczacı biraraya gelince ne konuşur?
SGK, depolar, ilaç fiyatları, reçete kuralları, vs.
Böyle bir toplantıda sıkıntılı konulardan birisi de EDAK'tı.
Kendimin vicdan sıkıntısını azaltmış, EDAK ile aidiyet çalışmasına başlamış biri olarak sevinçle "Ben de artırdım" diye atlayıverdim. Çünkü, az çalıştığımdan dolayı her zaman fırça yerdim.
Sonraki cevaplarsa bende "şok" etkisi yaptı. Herkes EDAK' a kızıyordu.
"Allah allah neler oluyor" demeye kalmadan başladılar anlatmaya...
EDAK Ecza Kooperatifi’’nin yeni aldığı yer ve bununla ilgili sıkıntılar konuşulmaya başlandı.
Bizlerin çoğu EDAK genel kuruluna katılmıyoruz. (10 yıldır üyesiyim, hep vekalet veririm)
Arkadaşlarımı kızdıran, verdiğimiz vekaletlerimizden birinde alınan karardı... Ben de kızmıştım aslında, ama pek takılmamıştım.
Genel kurulda alınan karar gereği, EDAK için yeni bir yer alındı.
Çok daha güzel bir bina, yeni donanım, iyi hizmet, yenilenme, mülk, oluşum... Süper...
Ne dersek diyelim... Nasılsa bizim yerimiz... Kimsenin buna bir şey dediği yok zaten. Ancak böyle bir fikrin paylaşımı, hatırladığım kadarıyla üyelere önceden yapılmadı. Genel kurulda görüşülecek konular kısmında yer alıyordu.
Bizlerin ödeyeceği, böyle çok spesifik, kırk yılda bir alınacak yer durumunun, önceden, genel kurul bilgilendirmesi haricinde de, bilgilendirme yapılması uygun olmaz mıydı?
Bizlere bayramlarda, özel günlerde, baş sağlığında, toplantılarda bilgilendirme yapılırken, bu yeni yerin alımının gündeme taşınması konusunda fikir almak çok mu zor olurdu?
Kim yorulurdu ki bunu yaparken?Davet edilme şekline bir toplantı, bir adet A4 kağıdında "ister misiniz?’” tarzında bir posta yolu, mailleşme yoluyla bilgi akışı, EDAK sitesinde oy verilme, vb. birçok şekli olabilirdi bence... Çünkü benim aidiyetimle alınacak bir mülkün haberini, genel kurul toplantı çağrısında mı almalıyız?
"İlgilen o zaman kooperatifinle" demeyiniz lütfen, bazen herşeye yetişemeyebiliyoruz.
Biz ilgilenmiyorsak eğer, sizler öyle bir yazarsınız ki; ilgilendirtirsiniz, öyle değil mi?
"Sizin ristürnlerinizin de katkılarıyla alınacak olan yeni yerimizin... " diye başlayan bir mektup, salonları doldurup taşırırdı. Kaldı ki; yukarıda anlattığım, eczacılık kooperatifinde adı bile geçmemesi gereken bir durumun yani "reçete, muadil, doktor zorlaması" üçgeninin olmayan şıklığını, sizler "bilmiyorsunuzdur " ümidiyle düşünüyor, kızgınlığımı azaltmaya çalışıyorum yıllardır...
Öyleyse herkes herşeye yetişemiyor anlaşılan !!!
Bakınız, ben ikinci tur reçete karşılamaya başlamadan hatırlatıyorum.
Diyeceğim şudur ki; bu yeni yerin alınışına mutlu olan çok eczacı arkadaşım olduğu gibi, mutlu olmayan, kızgın, bu sebeple EDAK alımlarını yavaşlatan, ristürnleri bu yerin alımına yetmediği için, cebinden nakit ödemek zorunda olan, bu ödemeyi yapmadığı için de ekranı kararan, bunları haketmeyen arkadaşlarım var. Ben EDAK üyeliğini sonlandıran bile tanıyorum. Ristürn yetersizliği yaşayan arkadaşlarıma önümüzdeki birkaç yıl içinde, belli kota verilip, içeride alacak bakiye olarak ristürnleri kalabilirdi. Böylece EDAK ile aktif çalışmayan arkadaşlarımın da, çalışması sağlanabilirdi.
Hem de "üye kaybı" olmazdı diye düşünüyorum.
Bütün bunları, sizlerin (o kadar emeğinize rağmen) hakettiğinizi düşünmemekle beraber, iletişim yetersizliğini ve üyelerin bu durumdan haberdar olmamasını da sizlere ( ne yazık ki) bağlıyorum.
Ben aklımdan geçenleri, art niyet taşımadan, samimi bir şekilde anlatmaya çalıştım.
"Sürç-i lisan ettiysem şimdiden affola" diyerek, sevgilerimi sunuyorum...