Belediyeciliğin sefaleti-3

Abone Ol

Siyasetin yozlaşma pratiklerini, şu sıra en net bir şekilde belediyecilik alanında görüyoruz. Belediyecilik denince, bir süredir akla gelen şey, yolsuzluk, rüşvet ve adam kayırma gibi işler. Ne yazık ki, son dönemlerde bunlara demokrasi ihlali de eklendi.

Aslında siyaset ve belediyecilikteki yozlaşmanın bu iki boyutu birbiriyle doğrudan ilişkili. Çünkü demokrasi ve hukuk olsa, bunca yolsuzluk ve rüşvet olayı yaşanamaz. Ayrıca siyasal kadrolar, siyaset üzerinden zenginleşme ve adam kayırma peşinde olmasalar, bu defa da demokrasi ve hukuk bu kadar ihlal edilmez.

Hangi birinden söz edelim bilemiyorum. Haberlerden izliyoruz bu olağanüstü kaotik ya da anomik ortamı, ama bunları nasıl yorumlamalı?

Geçen yerel seçimlerde net bir başarı elde eden CHP ve başta İmamoğlu/Yavaş gibi siyasetçiler ile, iktidarı sandıkta devirebilecek muhalefet enerjisi ortaya çıkınca, Erdoğan adeta bütün düğmelere aynı anda bastı. Tabi ki Cumhurbaşkanlığı olanaklarını ve yetkisini kullanan AKP Genel başkanı olarak.

Bakanlara talimat verdi, belediyeleri silkeleyin diye. İlk hamle CHP’li belediyeleri mali açıdan sıkıntıya sokmaktı. Yetmedi, tutuklama ve transfer yoluyla silkeleme süreci hız kazandı.

Az önce de söylediğimiz gibi, belediyelerde yolsuzluk ve rüşvet mekanizması sıradan pratikler olduğu için, bunlara bağlı şantajlar başlatıldı. Bazıları ile pazarlığa gerek yoktu, çünkü sonuç alınamazdı. Onlar tutuklandı. Bazılarıyla pazarlık işe yaradı. Yani ya rozeti ya kodes baskısı.

Bugüne kadar belediyecilik tarihinde görülmemiş sayıda belediye başkanı seçildiği partiyi terk edip, iktidar partisine geçti. Sanırım rekor Yeniden Refah Partisinde. Nerdeyse seçilmiş belediye başkanı kalmadı YRP’nin. Onu CHP ve İYİ Parti izliyor.

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim, bu bir seçim yolsuzluğudur. Oylar sadece sandıkta çalınmaz, belediye başkanı ve vekil transferi ile de çalınır. Aydın’da yüzbinlerce CHP’li seçmen ya da AKP ve Erdoğan karşıtı seçmenin oyları ne oldu? Yok oldu.

Aynı şey YRP ve İYİ Parti seçmenleri için de geçerli. Verdikleri oylar geçersiz sayıldı. Bu nedenle belediye başkanı ve meclis üyesi transferleri yolsuzluktur.

Dünyada örneği yoktur. Ne siyasetçiler böyle bir yola başvurur ne de seçmen ve partiler bunu kabul eder. Bizde sanki futbolcu transferi haberlerine dönmüş durumda.

Seçildiği partiyi şu veya bu nedenle terk edip rakip partiye geçen siyasetçi de bu transferi gerçekleştiren partiler de demokrasiyi ihlal ediyorlar. Kendilerini temsili makamlara getiren mekanizmanın meşruiyetini sakatlıyorlar.

Meselenin başka bir boyutu, siyasi ahlak ve kurallar konusunda, partiler ve profesyonel siyasetçiler tarafından benimsenmiş kuralların bulunmayışıdır.

Belediye başkanları transferinde iktidar, muhalif başkanları nasıl ikna ediyor? Soruşturma dosyası hazırlayarak. Yani iktidar transfer etmek istediği belediye başkanının yolsuzluk ve rüşvet suçları işlediğini söylüyor ve kabul ediyor. Ama bize gelirsen bu suçlar silinecek. Muhalefette kalınca suç olan eylemler, AKP’ye geçince suç olmaktan çıkıyor.

CHP Genel Başkanı bunlara nasıl tepki gösteriyor? Çürük yumurta. Yani bunlar yolsuzluk ve rüşvet mekanizmasına bulaşmışlar ama diğer bazı başkanlar gibi direnmeyi göze alamadılar şeklinde tepki gösteriyor. Yani son konuşmalardan örnekler verecek olursak, Özgür Özel, Özlem Çerçioğlu’nun da Keçiören ve Şahinbey belediyesinin CHP’den seçilmiş belediye başkanlarının suçlu/hırsız olduğunu kabul etmiş oluyor.

Nitekim AKP’ye geçince Özel, Çerçioğlu hakkında, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun hatırına aday yaptık demişti. Keçiören Belediye Başkanı için de Mansur Başkanın referansı ile aday yaptıklarını açıkladı. Aday atama yöntemi zaten çok sorunlu ve ayrı bir yazı konusu.

Her partide istisnalar olabilir ama bu olup bitenleri istisna veya münferit olaylar olarak açıklamak mümkün değildir. Yoğun bir şekilde tanık olduğumuz bu olaylar, siyasette kalite ve liyakat düzeyinin de içler acısı bir durumda olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Haberleri izlerken, bende net olarak şu duygu oluştu: AKP’ye geçen Mersin Milletvekili ve AKP kapısında bekleyen Keçiören Belediye Başkanı ile on dakika sohbet etsem, kesinlikle adaylığı hak etmediğini düşünürdüm. Ama mekanizma bunları üretiyor, siyasetçi havuzunda bunlardan çok var.

Dolayısıyla siyasetin işleyişinde ve pratiğinde çok büyük sorun var. Parti ayrımı olmaksızın hem de. Ancak seçmen o denli kutuplaşmış durumda ki, bunları eleştirmek bile sorun. O nedenle kimseye yaranma derdi olamayan aydın ve gazetecilerin, parti ayrımı olmaksızın, siyasetteki bu genel yozlaşmayı eleştirmesi gerekiyor.