Türkiye’de bir Belediye Partisi var. Bu partide iktidar ile muhalefet ortaktır. Kaçak yapılaşmada hem fikirdirler, kamu arazilerinin sermayeye devredilmesinde benzer düşünürler, imara açılacak bölgeler ve imar yoğunluğu konusunda çok kolay anlaşırlar.
Evet, bazen bağırır çağırırlar, hatta birbirlerinin üstüne bile yürür belediye meclis üyeleri ama bunlar şehrin hakları konusunda ya da kamu yararı için olmaz genellikle. Örnekler verelim İzmir’den.
Geçen dönem Çeşme Projesi adı altında, Turizm Bakanlığı tarafından gündeme getirilen, bölgedeki hazine arazilerinin tamamının satışını içeren çalışmada, Belediye Meclisinde tartışma yaşanmadı. İktidar ve muhalefet el ele hareket etti. Ta ki mahkeme sürecinde Bilirkişi Raporu yayınlanana kadar.
Gelelim son günlerin önemli gündem meseleleri olan Basmane Çukuru ve Buca eski Cezaevi arazisi konusundaki tartışmalara. İktidar ile muhalefet arasında, kenti savunma bakımından ciddi fikir ayrılığı görüyor musunuz?
Basmane arazisi konusunda, TMSF ile protokol imzalama yetkisi, Belediye Meclisinde oy birliği ile Belediye Başkanına verilmedi mi? TMSF boyutu iktidar mensuplarını ilgilendiriyordu muhtemelen ve belediye boyutu ise CHP’lileri doğrudan ilgilendirmektedir.
Peki, bu konuda tartışma yaşandı mı? Konu mahkemeye aksetmiş ve Bilirkişi Raporu davayı açan Büyükşehir Belediye Başkanlığı lehine bir içeriğe sahip iken, nereden çıktı bu Protokol? Birkaç ay daha beklenemez miydi?
Koskoca İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde, bu konuda sözü olan bir üye bile yok muydu? Eski Oda başkanlarından üyeler mesela ya da bir süre önce Baro’da görevli olan şimdiki belediye bürokratlarından bir tanesi bile bu Protokole karşı değil miydi? Hiç mi çekincesi yoktu kimsenin?
İktidar ve muhalefet üyeleri Akın Gürlek konusunda, birbirlerine gürlerken, neden asıl temsil ettikleri şehir hakkında oybirliğiyle, bu kamu arazisinin devri hakkında Başkana yetki verirler? İşte Belediye Partisi böyle bir şey.
Bundan birkaç ay önce, Çeşme’de daha önce bazı holding ve müteahhitler tarafından kapatılmış olan plan dışı arazilerin imara açılması örneğini hatırlayalım. Yine iktidar ile muhalefet oy birliği ile onaylamadı mı bu planları. Tartışmaya bile ihtiyaç duyan olmadı.
Geçen yıl bugünlerde Viyana’daydık. Avusturya’da yaşayan arkadaşımız Mustafa Kemal Çelikkıran rehberliğinde üç dört gün gezdik. Şehrin merkezindeki parklar, eski Parlamento binası, Belediye Binası, çok sayıda müzeyi bir gün boyunca ziyaret etmeye çalıştık.
Bel fıtığı ameliyatı olalı da birkaç ay olmuştu. Mustafa’ya kızdım, “33 bin adımı geçmişiz, yarına böyle bir rota yaparsan ben yokum” dedim. O da özür diledi. Ama belli ki şehir merkezinde yürüyerek gezeceğimiz yerler halen bitmemişti.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yanında genişçe bir toprak alan vardı. Baya bildiğimiz tarla gibi toprak. Ağaç ve çiçek de yok. Şehrin tam merkezinde binlerce metrelik bir alan. Bir anlam veremedim ve sordum. Mustafa köpeklerin gezmesi ve eşinmesi için demez mi? Anlamakta çok güçlük çektim tabi. O uzun uzun hikayesini anlattı.
Ya, şehrin tam göbeğinde bu kadar geniş bir alan hayvanlara ayrılabilir mi? Bu belediye nasıl bir belediye diye söylendim. Nerden baksan buraya iki üç tane AVM yapılır dedim, hem de belediye para kazanır hem de şehirde ticaret canlanır. Yok dedi Mustafa merkez koruma altında, inşaat yapılamaz.
Bizim İzmir Büyükşehir Belediye Meclis üyelerini oraya götürüp, bir oturumda oylama yaptırsak fena olmaz bence. Tam şehrin merkezinde bomboş geniş bir alan kim bilir kaç milyon Euro eder? Anladım ki, Viyana’da Belediye Partisi yok. Yoksa yazık değil mi bu şehre canım.