Hayat beklemektir aslında.’¶
Bir yere yetişirken de bekliyoruzdur, zamanında yetişmeği beklemek gibi. Yetiştiğimizde beklenmedik bir sonuç çıkmamasını umarak bekliyoruzdur mıuhtelif sonuçları.
O sonuçlar ki mutluluk yada hayal kırıklığının beklenen travmalarıdır.
Herkes bir Godot yaratmıştır kendi hayatında ve hiç kimse kim olduğunu bilmez Godot’’un Samuel Becket’’de bilmiyordu kim olduğunu yarattığı Godot’’un.
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar
Diye inleyen Necip Fazıl’’da bekliyordu yarattığı Godot’’u. Beklenen hayal kırıklığına dönüşünce gelme istemem, yokluğunda buldum seni der. Yokluğunda bulmak, işte bütün büyü buradadır. Varken bile bulamayan yokların memleketinde, yokluğunda birini bulmaktan yüce ne olabilir.
Sadece bir dolunay mevsimi kaldı son yazdan. Temmuzda uzaklaşıyor hızlı adımlarla. Beklenmedik yıkılışlarla birlikte yapraklar yaşlanıyor gözlerimiz önünde. Yeşil sarıyı sindiriyor solgun sonbaharlara.
Bu kıyı şehrinde yazın Godot’’u yağmur bulutları daha bir zaman gelmeyecek. Taze aşklar geçmiş aşkları süpürüyor güz yapraklarıyla. Ve aşklar kırılıyor, aşklar çıtırdıyor kurumuş dallar gibi’…
Bir zaman avutur sonyaz. Bir zaman olgunluğun yaşlı dizeleri çocuklaşır aşkın göz yaşlarında. Sonra, sonra Godot’’unu yaratmış aşıklar bekleşir ayın gölgesinde.
Hafiften bir imbat eser. Bir nefes çekilir cıgaradan.
Yokluğunda bulunur sevgili.
Godot yaratılmıştır artık.
Ne kötü.
Bir Godot’’u bile yok memleketin.
Kahreden yanlışlık burada’…
Ve yalnızlık bilemiş dişlerini.
Üstüne gidiyor umudun’…