Bayram değil, seyran değil annem beni niye öptü?

Abone Ol
Dünyanın en maharetli annesi olmayabilir. Harikulade yemekler yapamayabilir örneğin; yaşamınız köfte-patates-omlet-makarna-pilav beşgeni arasında geçebilir.’¶
Beyazlarınız yıllarca grileşmiş halde çıkabilir çamaşır makinesinden. Ya da o civciv sarısı renkli, son derece afilli, xxx marka pahalı tshirt'ünüz "kaka" rengine dönüşmüş ama özenle ütülenip asılmış olabilir gardırobunuza...
Kredi kartı ekstreleriniz "yanlışlıkla" açılmış olabilir.
Bulaşık makinesini doğru yerleştirmediğiniz için sürekli söylenebilir; sanki "bulaşık makinesi yerleştirme kullanım kılavuzu" varmış da sizin bundan haberiniz yokmuş gibi!
Babanızın yanında sigaranın sağlığa zararlarından bahsedebilir ya da sigaranın öldürücülüğü ile ilgili bir makaleyi gözünüze sokabilir "annnneeeah sigara içmiyorum ki bennn" nidalarınıza aldırış etmeden.
Arkadaşlarınızı beğenmeyebilir (ara sıra değil, genelde)...
Eve gelen her erkek arkadaşınızı potansiyel damat adayı yakıştırması ile gözlem altına alabilir (en yakın kız arkadaşınızın boy friend'i olmuş olsa dahi), evli olduğundan şüphelenebilir, esrar içtiğinden şüphelenebilir v.s.
Ne iş yaptığınızı tam olarak anlamayabilir ya da anlaması uzun zaman alabilir. Küçük kızına / oğluna, bu koca koca şirketlerin ne için para ödediğine akıl sır erdiremeyebilir.
Kilo aldığınız gerçeğini, tam da kendinizi hafiflemiş hissetmeye başladığınız bir anda yüzünüze vurabilir. Üzerinizdeki kıyafetin "olmamış" olduğunu, tam da kapıdan çıktığınız anda ve de tam da aşağıda bekleyene geç kalmış olduğunuz bir anda, gayet umarsızca söyleyebilir.
Ne fark eder?
Tüm bunlar aynı günün içinde bile gerçekleşebilir ya da bir ömür boyu sürebilir.
Ne fark eder?
Bunları yapan anneniz olduğunuz sürece hiçbir şey fark etmez.
Başa gelen çekilir. Göz görür, gönül katlanır (hem de seve seve). Çünkü anne, sizden bir organizmadır.
Damarınızı kestiğinizde akan aslında onun kanıdır.
Saç telinizin yapısı mikroskop altında incelendiğinde, saç teliniz bile aslında onun malıdır. Kaşınızın kavisi, O'nun kaşının kavisidir.
Zamanla, tek kaşınızı kaldırıp sinirli sinirli bakma mimiğiniz bile O'na dönüşür.
Yaşamınız boyunca size en adlandıramadığınız huzuru veren koku, sadece O'nun koynunun kokusudur. Dünyanın hiçbir sevgilisinde, Paris'in hiçbir parfümerisinde bulun(a)maz maalesef.
Yaşamınız boyunca başka hiçbir yanak o kadar yumuşak olmaz.
Belki biraz anneanne yanağı, azıcık da (varsa) kendi çocuğunuzun yanağı.
Ve dünyada hiçbir şey annenizin azarının yerini, dibi tutmuş taze fasulyesinin yerini, telefonun ucundaki sesinin yerini, O'nun cüzdanında özenle sakladığı fotoğrafınızın yerini, sizin için sürekli ve anlaşılmaz bir biçimde duyduğu endişenin yerini tutamaz.
Sizin kalbinizdeki annenin yerini de kim tutabilir ki zaten?