Baykal’’ın Kutlu Doğum Haftasına katılımı CHP açılımı olabilir mi?

Abone Ol
CHP Lideri Baykal’’ın Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine katılıp çok iyi hazırlandığı anlaşılan konuşmasında, ’”Kuran’’ı Kerim bir kavme değil tüm insanlığa inmiştir, Cennette hiçbir cemaate toplu rezervasyon imkanı yoktur’” söylemi büyük alkış toplasa da bu konuşmanın yeni bir CHP açılımımı yoksa Baykal’’ın bilinen iç dünyasının dışa vurumu mu olduğu anlaşılamamıştır.’¶
Şayet Baykal böylesi bir konuşmayı nostaljik duygularını tatminden öteye hiçbir siyasi beklentisi olmayan yeniden açılıştaki CHP delegeleri önünde yapıp bunu bir açılıma dönüştürebilseydi eminim ki bugün hem CHP hem de kendisi farklı noktalarda olabilirdi.
Ancak o uzun erimli sabır ve çaba gerektiren bir yolu değil, çabuk netice veren günlük konjüktüre göre davranış yolunu tercih etmiştir. Bu tür Siyaset nedeniyledir ki gün olmuş kendisine amansız muhalefet yapıp adını hizipçiye çıkaranlarla geçici ittifaklara girmiş, gün olumuş, patronları özelleştirme ihalelerinden pay alma yarışı içinde olan medya guruplarının kimi yazarlarının telkinlerinin etkisinde kararlar alıp, bu patronların çıkarlarına ters davranınca da partisini barajın altına düşürmüştür.

Bu gelgitler nedeniyledirki bir siyasi liderde bulunması gereken en temel özellik olan ’“Güvenilirlik’” katsayısı erzyona uğramış çok doğru tesbit ve söylemleri bile yeterli ağırlığa sahip olamamıştır ki kutlu doğum haftası konuşması da bunlardan biridir.
Çok bilinmese de iç dünyasında dini duyguları güçlü olan Baykal’’ın bu duyguları oluşumunda büyük vebali bulunan mevcut CHP yapısına benimsetmesi şüpheli görünmektedir. Zira mevcut parti Siyasi iklimini etkiliyen kültür aynı çağlarda doğup, benzer felsefeleri benimsemiş Hacı Bektaş-ı Veli’’ye sempati duyup, Mevlana Celaletdin-i Belhi Rumi’’ye farklı yaklaşım sergilemektedir. Üstelik Baykal’’ın son yıllarda düzenli olarak katıldığı Mevlana etkinlikleri de bu sempatiyi artırmaya yetmemiştir.
CHP lideri Baykal bir yandan bu tür etkinliklere katılıp, çok iyi konuşmalar yaparken öbür yandan da Asker-sivil bürokrasinin kendi iktidarını sağlama alma aracı olarak kullandığı katı laikliği savunarak kendisi ile sürekli çelişmektedir. Unutulmamalıdır ki Baykal yeniden Genel Başkanlığa geri döndüğünde ortaya attığı ’“Anadolu Solu’” yaklaşımınıda kendisine örnek seçtiği Osmanlı’’nın kurucusu Osman Bey’’in kayınpederinin sıfatındaki Şeyh’’ten dolayı Parti örgütüne benimsetememiş ve bundan vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Eğer Baykal gerçektende Türkiye’’de ki Sünni İslam’’la CHP arasında yeniden bağ kurmak istiyorsa bir kez olsun cesur davranıp, partisinde ki siyaset anlayışını kökten değiştirmelidir. Zira Baykal’’ında ağır sorumluluğu ile mevcut CHP yapısı okumayan, araştırmayan ve tartışmayan bu yüzdende beyinsel fonksiyonları dumura uğramış bir haldedir. CHP’’de siyaset yapanların beyinsel fonksiyonlarının en gelişmiş bölümü bir siyasi göreve atanma ve atandıktan sonraki rant bölüşümü ile ilgili alandır ki zaten Türk Siyasetinin en gelişmiş alan da burasıdır.