Bayağılık ve ucuzluk vasatında

Abone Ol

“En az üç çocuk yapın!” diye buyurulmuştu. Aradan çok zaman geçti. Neredeyse unutmuştuk ki bu meselenin orada kalmadığı görüldü; dizi yapımcıları derhal harekete geçmiş ve bu fikri destekleyen diziler çekilmiş…

Çekilen dizilerde bir sürü hamile kadın var. Ancak kimden hamile kaldıkları adeta bir muamma… Zaten filmin kurgusu, “Kim kimden hamile kaldı?” “Şimdi, ne olacak?” gibi meselelerden hareketle oluşturulmuş. Mesaj, kimden olduğu önemli değil,yeterki çocuk yap!

Acı ama gerçek; Piyasayla hemhal bayağılık ve ucuzluk, siyasetin, sanatın, edebiyatın kendisi oldu.

Yeni gerçeklik; Görüntü ve gürültünün gösteri olarak sunulduğu işlerin piyasa performansını artık sanatın kalitesi olarak değerlendiriyoruz.

Sanayi devriminin modern zamanlarında kendini ifade özgürlüğüyle ortaya çıkan sanat ve edebiyat anlayışının post modern zamanlardaki ahvali…

Küresel dünya düzeninde tüketim toplumunun yükselişi ve bütün değerlerin peyderpey piyasaya düşmesi sonucu vasatlaşan tüketici insan, bayağı olana teşne hale geldi. Hayat, bayağılık ve ucuzluk vasatında akmaya başladı.

Küreselleşen sistemin yeni toplumu, sanat, edebiyat, siyaset, kültür alanlarında vasatın liyakati gereksiz kılmasıyla birlikte, değerli olanı bırakıp ucuz ve satıh olana yöneldi. Tüketim, yaşamın biricik ereği oldu.

Bir eser mi yaratılacak, bir roman mı yazılacak, siyaset mi yapılacak? Temel koşul, piyasada iş yapmalı. Sahicilikten ve hayatın derinliklerinden azade, sığ piyasa değerleri ve tüketim kültürüyle mütecanis olmalı.

Bir başka deyişle, toplumsal alanda olan bitenler ile inşa edilmekte olan aptal toplum mütecanistir.

Peki, bu yeni durumu nasıl karşılıyoruz?

Gündelik hayatın akışı içinde aptallık yarışına girerek durumu normalleştiriyoruz. Böylece, hayatın olağan akışına dönüşen aptallık durumunu benimsiyoruz.

Ve sonrası, aptallık yarışı…