Metehan UD/EGEDESONSÖZ - İzmir’in Aliağa ilçesinde Batıçim–Batı Anadolu Çimento Sanayi Şirketi tarafından yapılması planlanan 3,5 milyon ton/yıl kapasiteli klinker öğütme ve paketleme tesisi için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararı yargıya taşındı. EGEÇEP ve vatandaşlar projenin çevre ve insan sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını belirterek kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı.
Dava dilekçesinde, Aliağa’nın halihazırda ağır sanayi, termik santral, petrokimya tesisleri, gemi söküm alanları ve liman faaliyetleri nedeniyle Türkiye’nin en yoğun çevresel baskı altındaki sanayi havzalarından biri olduğu vurgulandı. Bölgeye ilişkin bilimsel raporlarda ağır metal birikiminin kritik eşiklere ulaştığı, hava, toprak ve su kirliliğinin kronik hale geldiği hatırlatıldı.
Dilekçede, projenin “zararsız” olduğu varsayımıyla hazırlandığı belirtilen Proje Tanıtım Dosyası’nın (PTD), çevresel etkileri ortaya koymak yerine belirsizlikleri görünmez kıldığı ifade edildi
Davacılar, PTD’de halk sağlığına ilişkin bilimsel bir değerlendirme bulunmadığını, uzun süreli maruziyet (kronik etki) analizlerinin yapılmadığını, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar gibi hassas grupların tamamen yok sayıldığını kaydetti. Aliağa’nın mevcut sanayi yükü nedeniyle zaten yüksek bir hastalık riski taşıdığına işaret edilerek, yeni bir tesisin bu riski artıracağının bilimsel olarak değerlendirilmediği savunuldu.
Dava dilekçesinde dikkat çekilen bir diğer başlık ise, projenin bölgedeki termik santral ve sanayi atıklarıyla olan dolaylı ilişkisi oldu. Klinker üretim sürecinde kömürlü termik santrallerden çıkan uçucu kül, taban külü ve cüruf gibi atıkların “ikincil hammadde” adı altında kullanıldığı, bunun teknik bir zorunluluktan çok bertaraf maliyetlerinden kaçınmaya yönelik bir uygulama olduğu savunuldu.
Mahkemeden, savunma alınmadan yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi, yargılamanın duruşmalı yapılması ve dava sonunda “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali istendi.
Dilekçede şu ifadeler yer aldı:
Bu çerçevede dava konusu proje, idarece yalnızca bir "klinker öğütme ve paketleme faaliyeti" olarak sunulmakta ise de, fiilî ve işlevsel olarak Aliağa'daki termik santral ile diğer tesislerin atıklarıyla üretim zinciri içine sokulmasını mümkün kılan tamamlayıcı bir faaliyet niteliğindedir. Kömürlü termik santrallerden çıkan uçucu kül, taban külü ve cürufun çimento sektöründe "katkı maddesi" ya da "ikincil hammadde" adı altında kullanımı, teknik bir zorunluluktan ziyade atık bertaraf maliyetlerinden kaçınmaya yönelik bir uygulamadır.
Aliağa; demir çelik fabrikaları, gemi söküm tesisleri, haddehaneler, petrokimya tesisleri ile termik santral, petrokok ve kömür depolama alanları ve liman faaliyetleri nedeniyle hâlihazırda yüksek düzeyde kümülatif çevresel yüke maruz kalmış bir sanayi havzasıdır. Bu koşullar altında termik santral atıklarının çimento üretim sürecine dâhil edilmesi, atıkların bertaraf edilmesi yerine yapı malzemeleri yoluyla çevreye ve yaşam alanlarına yayılması sonucunu doğurmaktadır. Bu durum atığın niteliğini değiştirmemekte; yalnızca etkisini geri döndürülemez şekilde sürdürmek ve denetlenmesini güç hale getirmektedir.
Buna karşın Proje Tanıtım Dosyasında, termik santral atıklarının kullanımı ihtimali açık biçimde dışlanmamış; bu atıkların içerdiği ağır metal ve toksik madde yükü ile uzun vadeli çevresel ve sağlık etkileri bilimsel olarak değerlendirilmemiştir. Oysa Aliağa'ya ilişkin bilimsel raporlar, bölgede ağır metal birikiminin kritik eşiklere ulaştığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle, termik santral atıklarının çimento üretim zincirine dâhil edilmesi ihtimali, kümülatif etkiyi katlayarak artıran yeni ve ciddi bir risk alanı yaratmaktadır.
Sonuç olarak, termik santral atıkları ile dava konusu proje arasındaki ilişki tesadüfi veya tali değil, çevresel yükü son derece yüksek bir sanayi havzasında atıkların "geri kazanım" adı altında yaygınlaştırılmasına imkân veren yapısal ve bütüncül bir bağlantıdır. Bu bağlantı ÇED sürecinde açıkça ortaya konulmadan ve bilimsel olarak değerlendirilmeden verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararı; çevre hukukunun temel ilkesi olan ihtiyat ilkesine, kümülatif etki yaklaşımına ve Anayasa ile güvence altına alınan çevre hakkına açıkça aykırıdır.
PROJE HAKKINDA
Aliağa ilçesi Horozgediği Mahallesi’nde Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. tarafından kurulması planlanan 3 milyon 500 bin ton/yıl kapasiteli Klinker Öğütme ve Paketleme Tesisi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı aldı.
Tesis, 103 ada 15 parsel üzerinde yer alacak. 65 bin metrekare büyüklüğündeki sanayi alanına kurulacak tesisin arazisi Batı Anadolu Grup bünyesindeki Batıliman Liman İşletmeleri A.Ş.’ye ait bulunuyor. Batıçim, söz konusu alanda kiracı olarak faaliyet gösterecek.
Tesisin hammaddesi olan klinker, Batıçim’in Söke tesislerinden ve diğer fabrikalardan tren ve karayolu ile Aliağa’ya taşınacak. Üretilen çimentonun bir bölümü iç piyasada satılacak, bir bölümü ise tesise 1,5 kilometre uzaklıktaki liman üzerinden ihraç edilecek. Proje için toplam 871 milyon 930 bin 773 TL bütçe ayrıldı.