Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- Kültürpark Platformu, Basmane arazisine ilişkin imzalanan protokolün geri çekilmesi için imza kampanyası tamamlandı.
Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu önünde gerçekleştirilen eylemlere devam eden Kültürpark Platformu üyeleri imzaların 2 bine ulaştığını açıklarken bugün imzaları Büyükşehir Belediyesine teslim etti.
Loading...
Eylemde, ‘Basmane çukuru halkındır halkın kalacak’, ‘Basmane Çukuru kamusal alan’, ‘halk burada Cemil nerede’ sloganları atıldı.
TUGAY İLE GÖRÜŞMEK İSTİYORUZ
Platform sözcüsü Cezmi Tomrukçu, “Çok yere buraya geldik. Sesimizi duyurmak için geldik. Basmane halka aittir ve pazarlık söz konusu olamaz. Belediyenin önceliği kamudur. TMSF ile anlaşması söz konusu olamaz. Bugün İzmir’in farklı noktalarında imza masaları açtık. 2 binden fazla imza oldu. Toplanan imzalar vicdanımızdır. Doğru olan neyse içimizden ne geliyorsa kamu yararına istiyoruz. Sadece Basmane Çukuru için değil Buca Cezaevi gibi bir çok kent sorunu için. Bu imzaları toplarken anne ve babalarıyla gelen çocukları gördük. Mahalleden gelen çalışan gençleri gördük. Kadınları ve yaşlıları gördük. Bu imzaları toplarken bize destek olan emeklileri gördük. Bu kentin sahipleri saydığımız temel unsurlar. Bu sese kulak versinler. Biz Kültürpark Platformu olarak Cemil Tugay’dan görüşme talep ediyoruz. Basmane Çukuru İzmir’e aittir. Karar verecek olalar da İzmir halkıdır ” dedi.
Basın açıklaması şu şekilde;
“Basmane Çukuru arazisi; bir yanıyla doğal ve tarihi sit alanı olan Kültürpark’a bitişik, tarihsel, sosyal ve kamusal niteliği yüksek bir kent alanıdır. Arazi diğer yanıyla da, dünyanın en büyük tarihi açık hava çarşılarından biri olan, 17. yüzyıldan beri İzmir’in ticaret merkezi konumundaki Kemeraltı gibi kentsel ve arkeolojik Sit Alanı olan bir kültür mirasının yanındadır. Bu kentin çok değerli iki sit alanı ile mekânsal, tarihsel ve kamusal bir bütünlük içinde olan Basmane Çukuru yüzyıllardır İzmir’in kent hafızasında, Ermeni Hastanesi, Otobüs Terminali ve ESHOT Garajı gibi kamusal amaçlarla kullanılmıştır.
1997’de Burhan Özfatura Basmane Çukuru’nu “kat karşılığı devir” yöntemi ile ihaleye çıkarmış, hatta ihaleyi alan şirkete katlar ortaya çıkmadan, tapunun devredilmesi gibi, hukuk dışı bir uygulama yapmıştır. 2002’de ihaleyi alan ortaklığa ekonomik nedenlerle TMSF, el koymuş ve Belediyenin muhatabı gibi tanımlanmıştır. Aradan geçen 30 yıla yakın sürede çok sayıda dava açılmış ve alan yıllarca çukur olarak kalmıştır.
2022’de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in döneminde açılan son dava hala sürmektedir. Bilirkişiler; ihaleyi alan Şirketin yaptığı masrafların kendilerine ödenerek, kamunun malının, yine kamuya dönebileceğini önermişler, dava da 16 Haziran 2026 tarihine ertelenmiştir. Davanın Belediye lehine sonuçlanması beklenirken, 2026’nın Ocak ayı ortalarında İZBB Meclisi süren davadan vazgeçmeyi de içerecek şekilde TMSF ile bir “niyet” protokolü imzalamak üzere Başkan Tugay’ı yetkilendirmişti.
O tarihten bu yana Kültürpark Platformu ve İzmirliler hem Başkanın hem de Meclis üyelerinin öncelikle şeffaflıktan uzak, yargı denetimini işlevsiz kılan ve kamu yararını geri plana bırakan anlayışına itiraz ediyor. Kente ilişkin kararların kapalı kapılar ardında alınmaması gerektiğini, meselelerin ortak akıl ile çözülmesine açık olunmasını istiyor. Basmane Arazisinin İzmir halkının ortak mülkiyeti olduğunu, alana ilişkin alınacak her kararın, kent hakkı, kamu yararı ve hukuk devletini doğrudan ilgilendirdiğini anımsatıyor, her Meclis toplantısında onları tarihsel sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyor. Kentin merkezinde ulaşım, altyapı ve yoğunluk baskısının en yüksek olduğu bölgede; kent hakkını gözetmeyip, 84 metre yükseklikte ve 105 bin m² devasa yapıya nasıl onay verebildiklerini, 21dönümlükarazinin %70’inden fiilen feragat kararı almalarının, kent suçu işlemek olduğunu söylüyor.
İşte bu anlayışla aşağıda bir örneğini paylaşıyor olduğumuz, geçen hafta başlayıp, 5 günde ve sadece 5 noktada açtığımız masalarda iki bini aşkın İzmirlinin imzası toplandı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Meclis Üyelerinin; İzmirlinin kent hakkına saygı göstermelerini, yargı süreci sonuçlanana kadar geri dönülmez adımlar atmamalarını, araziyi yeniden kamu mülkiyetine geçirmelerini, çevresi ile olan mekânsal bütünlüğü korumalarını, buna uygun planlanmalarını ve bu kent suçuna son vermelerini istiyoruz.
Biz, Kültürpark ve Basmane Çukurundaki süreçlerin takipçisi olmaya devam ediyor, kentin merkezindeki bu kamusal alanların beton yoğunluğunu artıracak her türlü yapılaşmadan uzak tutularak, kentin iklim krizine karşı direncini artıracak, halkın hiçbir kısıtlama olmaksızın erişebileceği müşterek kamusal alanlar olarak korunmasını talep ediyoruz. Bu kent suçundan geri dönülene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”