Ozan EKİZ / EGEDESONSÖZ – İzmir’de sağlık turizm sektörünü ve sektöre dair yol haritasının anlatılacağı Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ve İzmir Ticaret Odası (İZTO) işbirliğinde gerçekleştirilen toplantı, İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya, önde gelen sektör temsilcileri ve akademisyenler katıldı.
‘TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİ SORUNU VAR’
Toplantıda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Tugay, bürokrasinin hantallığına vurgu yaparak, “Çok değerli ve önemli bir toplantı. İzmir’in turizm potansiyeline dair bütün toplantılara katılmaya çalışıyorum. TOBB’un özel sektörle kamu arasında köprü görme amacı görmek istediğini söyledi. Böyle bir şeye çok ihtiyaç var. Kamu maalesef bu talebi karşılayacak adımlar atamıyor. Makinenin hareketini ağırlaştıran hantal bir yapı gibi duruyor. Türkiye’nin bir kamu yönetim sorunu var. Ağır bürokrasi ve hiyerarşi ile ülkenin gelişmesindeki en büyük sorun. Her iki tarafta da herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor” dedi.
‘DANİMARKA’NIN EN ÜNLÜ PLASTİK CERRAHIYDIM’
Belediye başkanı olmadan önceki meslek hayatına değinen Tugay, “Ben plastik cerrah uzmanıyım, 30 yıl hekimlik yaptıktan sonra başkan oldum. Plastik cerrahlığım dönemimde sağlık turizminin gelişmesinde çok önemli katkılar verdim. 2 hastamdan biri yabancıydı. Avrupa’da baya ünlendim. Danimarka’da televizyon kanallarından teklif aldım. Danimarka’nın en ünlü plastik cerrahıydım. 2000’lerin başında Hollanda’dan Türk turizmi hanımefendi ameliyat oldu ve çok memnun oldu. Hollanda’da insanlar bilseler daha çok gelirler, sizin reklamını yapmak istiyorum dedi, olur dedim. Amsterdam’da sağlık ve kozmetik fuarına davet etti. 3 gün orada fuara katıldık. Baya laf işittik. Sizin burada ne işiniz var, ucuza ameliyat için reklam yapıyorsunuz, işimizi kesiyorsunuz diye laf ettiler bize. Biz temsiliyet anlamında üzerimize düşeni yaptık. Başa çıkamadığımız yoğunlukta talep geldi. İnternet üzerinden Danimarkalılar, Avusturya, Almanya, İsveç’ten çokça hasta geldi. İtalya ve İspanya’dan hasta gelmedi. İtalya’yı oldum olası anlamadım Türkiye’ye karşı bir şeyi var diye. 1000’lerce yabancıyı ameliyat ettim. Sağlık turizm şirketi kurdum, kadro oluşturduk. Havaalanına indikleri itibaren bizim ekibimiz gelenleri alıyordu, otele yerleştiriyordu. Buradaki bütün kalışlarını planlıyorduk. Hastanın yakınlarının alışveriş, gezisini, yiyip içeceklerini hepsini planlamıştık. Sonradan birçok insan benzer şeyleri yapmaya başladı” diyerek anılarını anlattı.
‘DOKTOR KALİTESİ BOZULMA SÜRECİNE GİRDİ’
Türkiye’de hekimlik kalitesinin giderek düştüğüne vurgu yapan Tugay, “Türkiye’nin çok üst düzey bir doktor kalitesi var. Bu kalite şu anda bozulma süreci yaşıyor. Tıp fakültesinin eğitim kalitesi düşüyor. Bu çok tehlikeli bir durum. Asla olmaması gereken bir durum. Bina yapıp tıp fakültesi yaptım demekle olmuyor. İnsanların ellerinde kimse ölmesin. İyi hekimler ve çabalar devam ediyor. Kamudaki nitelik gittikçe düşüyor” diye uyarılarda bulundu.
‘TÜRKİYE PAHALI VE GÜVENLİ DEĞİL’
Ülkenin güvenlik problemlerine değinen Tugay, “Türkiye ile ilgili genel sorun; Türkiye güvenli bir ülke olarak görmemeleri ve buna dair bir propaganda yürüyor olması. Bir ölçüde karşılık buluyor, bir ölçüde referans ile bu aşılabiliyor. 2025 yılında sağlık turizm düşüşü Türkiye’nin daha pahalı bir ülke olmasından kaynaklanıyor. Şu anda rekabette Türkiye daha pahalı bir ülke durumuna düştü. Turizmcilerin tamamı aynı şikayetin içinde. Turizm yatırımcılarına yatırım yapılması gerekiyor. Türkiye güvenli mi? Biz olması gerektiği kadar güvenli bir ülke değiliz. Artan şiddet, mafyalaşma, yeme-içme tesisleri başta olmak üzere hizmet sektöründeki kalitenin denetimsizliği güvenli değil. Merdivenaltı her türlü şeyi net ve keskin tavırla durdurmalıyız” dedi.
‘BALÇOVA TERMAL ARTK BOZULDU’
Sağlık turizmine dair önemli detaylar veren Tugay, “İzmir’de sağlık turizmi deyince termal turizm olarak düşündüler. Balçova termal tesislerine Kuzey ülkelerinden yaşlı vatandaşlar geliyordu, bozuldu. Şu anda sağlık turizmi gelen gelirlerden bahsetmemizin sebebi estetik için Türkiye’ye gelmeleridir. Türkiye bu konuda yıldız ülkelerden biriydi. Kozmetik işlemler, diş tedavisi, saç ekimi, tüm vücut taramaları işlemleri var. Bunlar yurtdışında ciddi maliyetle yapılan işler. Özel hastanede hekimlik yaptım, tıbbi işlemler için gelemezler mi diye düşündük. Sigortacıların hiçbiri yanaşmadı. Türkiye’ye tatil için gelen rahatsızlanmış insanların tedavilerini ödüyorlar. Kendi ülkesinde yapılabilecek tedavi için gelmiyorlar. Sigortalar bunun önünü açmıyor” diye konuştu.
‘ÜÇÜNCÜ YAŞ TURİZM POTANSİYELİ VAR’
Üçüncü yaş turizmi konusunda İzmir’in potansiyeline değinen Tugay, “Üçüncü yaş turizmi denen bir şey var. Özellikle Avrupa yaşlı nüfusla beraber kara kara düşünüyor. Oradaki yaşlı insanların burada doğru tesislerde, güvenli bir şekilde konuk edebilirsek inanılmaz bir potansiyel var. Türkiye iklim, doğa ve tarihiyle Avrupa yaşlıları için çok iyi bir yer. Buraya güvenleri yok, standart oteller yok. Üçüncü yaş turizmi için yapılan bir çalışma hiç duymadım. Üçüncü yaş turizmine dair tesis yatırımı yapılması gerekiyor. İsviçre’nin sağlık turizmindeki en önemli yatırımı yaşlıları konuk ettikleri otellerdir. Özel diyetler uygulanıyor, masajlar yapılıyor. Dünyanın en zengin insanları tazelenmek için oraya gidiyorlar. İsviçre’ye gidiyorlar çünkü İsviçre” dedi.
‘İZMİR İSTANBUL’UN NERESİNDE?’ DİYE SORUYORLAR’
Tugay, son olarak İzmir’in tanınırlığının çok düşük seviyede olduğunu belirterek, şunları söyledi:
Sadece sağlık turizmiyle ilgili bir şey yapmak mümkün değil. Şehir ve ülke bir bütün. Burada yaşanan her şey bu işin bir parçası. Bizim burada iyi tesis, organizasyon yapmamız lazım. Her türlü sahtekarlığın önüne geçilmesi lazım. İnsanların en çok istediği şey güvenlik. Rekabetçi ortamda makul fiyatlar olması lazım, denetlenmesi lazım. Yıllar önce ameliyat olmak istiyorum diye yazıyorlar. Kliniğiniz nerede, İzmir dedim. İzmir İstanbul’un neresinde dedi. İstanbul kompleksim yok ama İzmir kendini yeterince tanıtabilmiş değil. Önemli bir eksiğimiz var. Bizler yurtdışında İzmir’i tanıtalım diye kendimizi paralıyoruz. Yurtdışına gitmek gelmek bizi çok yoruyor, İzmir’i dışarıda anlatmak içimizi burkuyor ama yapmak zorundayız. İzmir’in tanıtımına önem vermek gerekiyor. Azerbaycan, Kazakistan bile tanımıyor. Brezilya Büyükelçisi bile tanımıyor. 5,5 milyar dolarlık ticaret hacmimiz var Brezilya ile biz onlara 1 milyar dolarlık ürün satıyoruz. 4,5 milyar dolarlık mal alıyoruz. Biz onlardan bunları alabiliyorsak onlar da bizden bir şeyler alabilir. Brezilya bizi tanımıyor. Burada Meryem Ana var, onlar için çok önemli ama tanıtamıyoruz. İzmir’i bütün dünyayı misafir edecek şekilde hazırlamamız gerekiyor. Ortaklaşarak çalışmamız lazım. Kültür Turizm İl Müdürümüze sesleniyorum. Bu şehrin belediye başkanı olarak İzmir’in yükselmesi için elimden geleni yapmaya hazırım.