Basın özgürlüğü; diğer özgürlüklerin de temeli...

Abone Ol

Basın Özgürlüğü; diğer tüm özgürlüklerin de temeli, 'taşıyıcı sütün'udur. Basın özgür değilse, düşünce ve ifade özgürlüğü yoksa; hiçbir alanda özgürlük yoktur.

Basın özgürlüğü, aynı zamanda; 'çoğulcu', 'çok sesli' ve 'katılımcı' demokrasinin de 'alt yapısı'nı oluşturmaktadır.

Özgür basın ve demokrasi; yapışık ikiz kardeş, biri diğerinin 'olmazsa olmaz'ıdır.

Demokrasinin olmadığı yerde özgür basın, özgür basının olmadığı yerde de demokrasi olmaz.

Özgür basın, demokrasi, düşünce ve ifade özgürlüğü ile insan hakları; bir bütünün 'ayrılmaz' parçalarını oluşturmaktadır.

Basın özgürlüğü; aynı zamanda halkın haber alma ve bilgi edinme hak ve özgürlüğüdür. Bu özgürlük; halkın bilgi edinme ve haber alma ihtiyacını karşılama 'kamusal görevi'ni yapan gazetecinin değil; doğrudan doğruya halkın özgürlüğüdür.

Diyebiliriz ki; basın özgürlüğünün gerçek sahibi halkın kendisidir.

Unutmayalım ki; siyasal iktidarlara bağımlı 'propoganda aygıtı'na dönüşen basın; halkın doğru ve sağlıklı bilgi edinme ve haber alma ihtiyacını karşılayamayacağı gibi, demokrasiye de zarar verir.

Bu nedenle; anayasamız ve 'taraf olduğumuz' milli hukukumuzun da bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi; basın özgürlüğünü 'güvence'ye almıştır.

Ancak; günümüzde siyasi yaklaşımlar, basındaki sermaye yapılanması, 'sahiplik yapısı'nın değiştirilmesi ve gazetecilerin işsizlik tehdidiyle karşı karşıya kalmaları; basın, düşünce ve ifade özgürlüğünü fiilen işlemez hale getirmiştir.

Bu süreç; özellikle 'merkez'de konumlanan basının, 'merkez'den uzaklaşarak siyasal iktidarlara yaklaşmasına ortam hazırlamıştır.

Bu koşullarda yazılı basın 'okuyucu'sunu, televizyonların 'haber kanalları'da 'izleyici'sini kaybetmiştir.

Haber alma, bilgi edinme ihtiyacını karşılamak isteyen halk, bu kez; 'internet'e, yabancı kaynaklara, 'bağımsız' bloklara, alternatif 'mecra'lara yönelmiş, böylece; bağımsız gazetelerin, televizyonların, sitelerin okuyucu ve izleyici sayısı artmıştır.

'İnternet'i tercih edenlerin oranı erkeklerde yüzde 51'e, kadınlarda da yüzde 45'e yükselmiştir.

ÖZGÜRLÜK KARNEMİZ ZAYIF
Öte yandan; KONDA'nın Kasım 2019'da yayınlanan araştırmasına göre; 2008'den 2018'e (10 yıllık bir sürede) gazete okuma alışkanlığı erkeklerde yüzde 74'den yüzde 34'e, kadınlarda da yüzde 52'den yüzde 17'ye inmiştir.

Bu arada; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto da, yaptığı açıklamada basının yüzde 70'inde sermayenin el değiştirdiğini, siyasal iktidarın basının üzerindeki 'etkisi'nin ve 'belirleyici' rolünün önemli ölçüde arttığını söyledi.

Ayrıca; Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK)nun açıklamasında 7 bin gazetecinin işsiz kaldığını belirtirken, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş de, '10 bin gazetecinin işsiz kaldığını, 3 bin 810 gazetecinin Basın kartının iptal edildiğini, 115 gazetecinin de cezaevinde olduğunu' vurguladı.

Son olarak da, Hürriyet Gazetesi'nde sendikaya üye oldukları için 45 gazeteci, tazminatı ödenmeden işten çıkarıldı. Basın İlan Kurumu muhalefette konumlanan Evrensel ve Birgün Gazetelerinin ilanını kesti.

Ne yazık ki; basın özgürlüğü, halkın engelsiz, doğru ve sağlıklı haber alma hakkı, gazetecilerin yaşam kalitesi ve gelecek güvencesi açısından karnemiz 'zayıf'tır.

Sonuç olarak: Demokrasi; özgürlük alanlarının daraltılmasıyla değil, tam tersine genişletilmesiyle güç ve kalite kazanır. Çok sesli basın, demokrasinin güvencesi. Basın, düşünce ve ifade özgürlüğü demokrasinin solunum aygıtıdır.