Güncel

Baro'dan 'utandıran üçüncülük' yorumu: İzmir şiddetten payını almış!

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu verilerine göre İzmir’de 2025 yılında 20 kadın öldürüldü. İzmir’in kadın cinayetlerinde ilk üçe girmesine yönelik açıklamalarda bulunan İzmir Barosu Genel Sekreteri Av. Zöhre Dalkıran, “İzmir’de biz oldukça yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Yetkili makamlarla çalışmalar yapıyoruz ancak kadına yönelik şiddetten İzmir’de payına düşeni alıyor. İzmir’in ilk üçe girmesi İzmir açısından sıkıntılı. Demek ki İzmir’de kurumlar daha etkili çalışması gerekiyor" dedi.

Abone Ol

Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), Aile yılı ilan edilen 2025 yılı boyunca erkekler tarafından en az 391 kadının katledildiğini açıkladı. Verilere göre, katledilen kadınların yüzde 64,7’si kendi evlerinde öldürüldü.

Kadın cinayetlerinde en sık kullanılan yöntemin ateşli silahlar olduğu belirtilirken, faillerin büyük çoğunluğunu aile içinden erkeklerin oluşturduğu vurgusu yapıldı.

İZMİR İÇİN UTANDIRAN ÜÇÜNCÜLÜK

Kadın cinayetlerinin en fazla görüldüğü iller ise İstanbul, Diyarbakır ve İzmir oldu.

Buna göre 2025 yılında İstanbul’da 54, Diyarbakır’da 21, İzmir’de 20, Antalya’da 19, Ankara’da 16 ve Adana’da 14 kadın cinayeti kayıtlara geçti.

İzmir’in kadın cinayetlerinde ilk üçe girmesini değerlendiren İzmir Barosu Genel Sekreteri Av. Zöhre Dalkıran, İzmir’de yetkili kurumların daha etkili çalışması gerektiğini dile getirdi. Dalkıran, “İzmir’de biz oldukça yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Yetkili makamlarla çalışmalar yapıyoruz ancak kadına yönelik şiddetten İzmir’de payına düşeni alıyor. İzmir’in ilk üçe girmesi İzmir açısından sıkıntılı. Demek ki İzmir’de kurumlar daha etkili çalışması gerekiyor” dedi.

MEKANİZMALAR YAVAŞ İŞLİYOR

2025 yılının aile yılı ilan edilmesiyle kadına yönelik şiddetin görünmez kılındığını dile getiren Zöhre Dalkıran, “Ailenin öncelenmesi kadına yönelik şiddeti görünmez kılan ve aile içindeki şiddetin aile içinde kalmasını sağlıyor. Aile yılı aileyi kutsuyor. Her şeye rağmen aileyi ayakta tutmaya çalışan anlayışın sonucu. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için toplumsal dönüşüm gerekiyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için gerekli çalışmaların yapılması gerekiyor. Bunu sağlayamadığımız yerde şiddet ortaya çıktığında kadını şiddetten korumamız gerekiyor. Orada da mekanizmalarımız çok yavaş işliyor. Yasal düzenlemeler var, 6284 sayılı yasamız var ancak bunun uygulanması, takibinin yapılması konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz” dedi.

SEÇİM YAKLAŞINCA YA DA CEZAEVİ KAPASİTELERİ DOLUNCA İNFAZ DÜZENLEMELERİ YAPILIYOR

Dalkıran açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;

“Yıllardır aynı şeyleri söylüyoruz. Kadına yönelik şiddetin ve cinayetin önlenmesinde iktidar gerekli önlemleri almıyor. Bir cezasızlık politikası var. Kadınlar yargıya taşıdıklarında etkili bir soruşturma yürütülmüyor. Soruşturma yürütülüp dava açılsa etkili ve caydırıcı cezalar verilmiyor. Kamuoyu baskısı ile yargılama yapılıp, ceza veriliyor ancak bu sefer infazında problem oluyor. Türkiye’de sağlıklı bir infaz yasamız yok. Seçim yaklaştığında ya da cezaevi kapasiteleri dolduğunda infaz düzenlemeleri yapılıyor. Erkekler kadınlara şiddet uyguladığında, ‘ne ceza alacağım ki, ceza alsam da yatarı olmayacak’ anlayışı olduğu için şiddet önlenmiyor.”