B.A.L. tatlı mı acı mı?

Abone Ol
TFF tarafından bu yıl ilk kez uygulanacak olan Bölgesel Amatör Lig’’in esasları yayınlandı. ’¶
160 takımın yer alacağı Bölgesel Amatör Lig’’de (BAL) profesyonel liglerde takımı bulunmayan 26 il’’e kontenjan ayrılırken, bilindiği üzere bu ligde İzmir’’i; Çiğli Belediyespor, Foça Belediyespor, Ödemiş Belediyespor, Kemalpaşa Belediyesi Ulucakspor, Yeni Gaziemir Gençlik ve 6. Takım olarak yıllar sonra amatör kümeye düşen İzmirspor temsil edecek.
Bir zamanlar Ege’’nin Cosmos’’u olarak nitelenen Kuşadası gibi, profesyonel futbolsuz kalan Aydın, Uşak, Kütahya, Salihli, Ayvalık, Edremit gibi Ege’’nin önemli futbol renkleri de kendilerini gösterecek.
80 yılların sonlarına doğru uygulanan 4.Lig esaslarında oluşturulan bu kademeye Futbol Federasyonu’’nun yaklaşımı birkaç nokta dışında olumlu görünüyor ve ilk bakışta ileriye yönelik bir çalışma olarak bu kademelerdeki tıkanıklığı aşmaya aday görünüyor.
Federasyon kuruluş amacını şöyle açıklıyor:
’…Türk futbolunda hem profesyonel olmak isteyen amatör kulüplere yeni bir heyecan getirmesi, hem de kulüplerin çağdaş yapılara doğru evrilmesine önayak olunması amacıyla Türkiye genelinde, tüm illerin takımlarının katılımı ile bölgesel, kriterli ve deplasmanlı en üst amatör lig olarak Bölgesel Amatör Lig’’in (BAL) kurulmasına karar verilmiştir. Bu ligde gelecekte profesyonel liglerde görev alacak futbolcu, teknik adam, hakem gibi futbol paydaşlarının gelişmesi ve tecrübe kazanmaları sağlanacaktır’…
Amatörlük kavramı son yıllarda bir hayli değişti. Hafta sonları zevk için top oynayan futbolcuyla ilçesinin adını daha üst liglere taşımayı hedef edinen bir kulüp yapısının içinde bu işten ekmek parası kazanmak amacıyla yola çıkan ve futbol oynayarak çoluk cocuk bakacak adamı ayırmak gerekiyordu. Bu ligin en önemli işlevi o olsa gerek.
160 takım arasından kriterlere uymayan, çekilen ya da katılmayan takımlar yerine başka takım alınmayacağının açıklanması bu işin ciddiyetini orta koyan en önemli gösterge.
Kulüplere TFF tarafından bir miktar nakit yardım yapılacak olması, ayrıca Federasyon’’un altyapı da çalışan bir teknik adamın giderleri ile futbolcuların özel sigorta giderlerine katkıda bulunulacak olması da övgüye değer bir yaklaşım.
Kulüplerde mülkiyeti kulübe ya da kulübün bağlı olduğu kuruma ait olan doğal ya da uygunluğu TFF tarafından onaylanacak suni çim zemin, soyunma odaları ve hakem odasına sahip, nizami boyutlarda, bir saha şartı aranacak. Artık ikinci milenyumun içinde bulunan Türkiye’’de bu hedefe yönelik takımlar için de bu konu bir zorunluluk değil istek olmalı. Bizim futbolcularımızın da çağdaş bir ortamda futbol oynamaya, hakemlerimiz güzel ortamlarda maç yönetmeye hakları var. Eğer kulüpler burada tıkanırsa belediyeler devreye girmeli, üzerinde bulunduğu topraklardan para kazanıp ticari ve sınai işletmeler sponsorluk yasasıyla vergiden de düşecekleri rakamları bu kulüplere aktarmalı.
25 bin TL’’lik temiat mektubu kulüpleri zorlar mı zorlamaz mı?
Küçük ölçekli kulüpler için belki. Ama çoğunluğunu belediye kulüplerinin oluşturduğu liglerde günümüz koşullarına bakıldığında çok büyük bir rakam olarak görünmüyor. Her ’“nimetin bir külfeti var’” örneği buna da katlanmak gerek.
Deplasman masrafları da kulüplerin önemli bir handikapı olarak görünüyor. Grupları oluştururken bu konuya özen göstermek gerekiyor. Federasyon’’un kulüplere harcırah ödeyip ödemeyeceği de bir an önce netleştirilmeli.
Köksüz ağaç olmaz U13 ve U17 yaş kategorilerinde yerel lige katılmanın da zorunlu kılınması ise çok güzel bir saptama’…
Antrenörlerde ’“TFF A’” veya ’“TFF B’” lisansları şartı aranması, futbolcuları ehil ellere teslim etmeyi getireceği gibi, sayıları 10 bine yaklaşan lisanslı antrenörlere de yeni kapılar açacak. Kulüp Müdürü ile Tesis ve Akreditasyon Sorumlusu görevlendirmenin de zorunlu olması hem bu kulüpleri geleceğe hazırlayacak, hem de futbol endüstrisinin içinde gerek ve yeter şartlarda yer almalarını sağlayacak
Ne var ki oturma izni bulunan en çok 2 yabancı oynatabilme izni verilen ligde 30 yaşından büyük en fazla iki futbolcuya yer alabilmesi büyük bir sıkıntı yaratıyor. Bu kadar güzelliğin arasında ’“zurnanın zırt’”dediği yer burası oluyor.
2. ve 3. Lig ile eski adıyla ’“kazalararası’” futbol arasında sıkışıp kalmış yüzlerce futbolcu var. Bunlardan bir çoğu usta isimler, yetenekleri de bir hayli fazla, geçmiş dönemlerde iyi yerlerde futbol oynamışlar. Şimdi ise ekmek parası derdindeler. Ancak yaşları ve bulundukları konum itibarıyle kendilerini üst liglere atamıyorlar. 3. Lig’’de de aynı yaş sınırı uygulandığı için bir yanda kulüpler futbolcu bulmakta zorlanıyor. Öte yanda futbol yaşamlarının en verimli çağında bu eski tüfekler harcanıp gidiyor.
Altyapıdan futbolcu yetiştirmek karşı durulamayacak bir felsefe. Ne var ki bunun yeri yarışmacı bir ortam olan 3. lig ve Bölgesel Amatör Lig olmamalı. Bunu yapmak için U13’’ten başlamak üzere rezerv lig A2’’ye kadar giden bir çok kategori var.
Diyelim ki bunu bir anlayış farkı olarak algıladık. Peki, 6 Nisan 1949’’da kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ’‘nin ’“Herkes yasalar karsısında eşittir’” diyen 7 maddesi ile ’“Herkes, çalışma, işini özgürce seçme, adil ve uygun çalışma şartlarının sağlanması ve işsizlikten korunma haklarına sahiptir.’” diyen 23. maddesinin (a) bendi çiğneniyor mu, çiğnenmiyor mu?Ortada anayasal bir suç var mı, yok mu?